1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. BEN İSA ALEYHİSSELAM DEĞİLİM
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

BEN İSA ALEYHİSSELAM DEĞİLİM

A+A-

Mevlana Cami Hazretleri'ne "rahmetullahi aleyh" bir kadın geldi. Bir kız çocuğunun elinden tutmuştu. Şeyh Hazretleri'ne: "Efendi Hazretleri, bu kız benim çocuğumdur. Sizin de gördüğünüz gibi gözleri görmüyor. Yapmadığım ilaç kalmadı, hiç birinden fayda bulamadık. Zat-ı âlinizi tavsiye ettiler. Lütfen dua buyurunuz da bunun gözleri görür olsun"

 Mevlana Cami Hazretleri: "Hanım, ben İsa aleyhisselam değilim ki, senin kızının gözünü açayım. O, ölüleri diriltir, hastalara şifa dağıtırdı" Fakat kadının haline acıyıp Allahü tealaya teveccüh etti ve: "Ya Rabbi, bu kadının isteğiyle sana iltica ediyorum" dedi. Bunun üzerine kendisine şöyle nida edildi: "Ölüleri dirilten, hastalara şifa veren, İsa aleyhisselam değil, Allahü tealadır"

Bunun üzerine secdeye kapanan Cami Hazretleri, gözyaşları içinde "Tevbe Ya Rabbi" dedi. Secdeden başını kaldırdığı zaman küçük kızın gözleri açılmıştı.

HOŞ GELDİN, EY TÖVBEKÂR KİŞİ!

Medine evliyasından İbrâhim bin A'zeb "ra" Hazretleri talebelerine;

"Biz, kimin gelmesini arzû edersek, ancak onlar bizim sohbetimize gelebilir." buyururdu. Medine eşrafından biri bunu duydu ve içinden; "İstese de istemese de ben onun sohbetine giderim." diye geçirdi. Onun dergâhına doğru yola çıktı. Oraya yaklaştığında, ani bir işi çıktı ve geri döndü. Ertesi gün ve daha sonraki günlerde ne kadar gitmek istedi ise, aniden işleri çıktı. Bu hâle şaşırdı ve meseleyi bazılarına anlattı. Ona; "Bu, o büyük zatın sözüne küçük bir itirazın sebebiyledir." dediler. Bunun üzerine istiğfar okuyup, hâlis bir niyetle tövbe etti ve sohbete gelmek için izin istedi. "Filan gün gelsin" diye haber gelince, İbrâhim bin A'zeb "rahmetullahi aleyh" hazretlerinin yanına gitti. Mübarek zat ona: "Hoş geldin, ey tövbekâr kişi!" buyurdular. O da hemen ellerine sarılıp öptü ve af diledi.

DÜŞMAN DOST OLDU

Peygamber efendimizin amcası Hazret-i Hamza, Şeybe bin Osman'ın babasını ve amcasını bir savaşta öldürmüştü. Huneyn Gazâsı'nda Şeybe bin Osman, Peygamber efendimizi öldürüp, babasının ve amcasının intikamını almak için hücuma geçti. Kılıcını Peygamber efendimize vurmak için kaldırdı, fakat birden vazgeçti. Sonradan sorulunca, şöyle cevap verdi:

"Ona vurmak için yaklaşınca, şimşekten daha süratli bir ateş kıvılcımını karşımda gördüm. Kurtuluşu kaçmakta buldum. Kaçarken, Resûlullah beni yanına çağırdı. Gittim, mübârek elini göğsüme koydu. O ana kadar en nefret ettiğim kişi olduğu hâlde, elini göğsümden kaldırdığında, en çok sevdiğim insan olacak şekilde muhabbeti kalbime yerleşti. Bana buyurdu ki: "Haydi yaklaş, safımızda düşmana karşı savaş!"

Kılıcımı çektim. Onu korumak için düşmana karşı amansız bir mücadeleye başladım.

BÜLBÜLÜN FERYADI

İbrahim aleyhisselamı ateşe attıkları zaman bütün melekler, vahşi hayvanlar ve kuşlar ağlaştılar ve etrafında toplanıp, İbrahim aleyhisselama bir yardım yapabilmenin çaresini aradılar. Bunların arasında zayıf bir bülbül yavrusu vardı. Kendini ateşe atacağı sırada Allahü teala, Cebrail aleyhisselama emredip buyurdu ki:

- O kuşu tut ve ne dileği olduğunu sor?

Cebrail aleyhisselam kuşu tutup istediğini sorunca, kuş dedi ki:

- Halilullah'ı ateşe atıyorlar. Mademki kurtarmaya kadir değilim, bari onunla beraber yanayım.

Cebrail aleyhisselam, kuşun bu cevabını Allahü tealaya arzedince, buyurdu ki:

- O kuşun benden dilediği nedir?

Bülbül şöyle arzetti.

- Benim dünyada, Hak tealanın adını anmaktan başka arzum yoktur. Binbir ismi olduğunu işittim. Yüzbirini biliyorum. Dokuzyüz ism-i şerifini de bilmek isterim. Hak teala kuşun dileğini yerine getirdi. Şimdi sahralarda feryat eden bülbül, Hak tealanın ismini söylemektedir. Nemrud'un ateşi, İbrahim aleyhisselama gülistan olunca, bülbül gelip gül ağacında nağmeye başladı. O zamandan kıyamete kadar, gül ağacına muhabbet etti, âşık oldu.

Bu yazı toplam 639 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar