1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. BEN O SEVGİLİ KULUMDAN DAHA CÖMERDİM.
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

BEN O SEVGİLİ KULUMDAN DAHA CÖMERDİM.

A+A-

Kıyamet kopar, terazi kurulur, herkesin hesabı görülürken, bir Müslümanın günahları ve sevabları tartılır, ama hikmet-i ilahi, tam eşit gelir.

-Melekler, (Yâ Rabbi, buna ne yapacağız?) derler.

-Allahü teâlâ,

(Gitsin, akrabalarından bir sevab alsın, teraziye koyun, Cennete gitsin!) buyurur.

-Melekler, (Git, akrabalarından bir sevab al gel!) deyince, hemen sevinçle, anne, baba, kardeş, evlat, amca gibi akrabalarına gider. Çok az bir sevab lazım olduğu için pek ümitlidir.

Durumu anlatır, (Çok küçük bir sevab verirseniz kurtulacağım) der, hepsine teker teker yalvarır, ancak zerre kadar sevab veren çıkmaz.

Hepsi de, (Biz kendi durumumuzdan korkuyoruz) derler.

-O Müslüman, şaşkın, üzgün, boynu bükük gelir, (Bulamadım) der.

-Melekler durumu arz edince, Allahü teâlâ,

(Dünyadayken onun din kardeşleri de vardı. Gitsin, bir de onlardan istesin!) buyurur. Melekler, (Git, bir din kardeşinden al gel!) deyince, gider bir arkadaşını bulur,

(Vaziyetim kötü, çok az bir sevap verirsen kurtulacağım) diye durumunu anlatır.

O Müslüman da, (Çok az da ne demek, al, hepsi senin olsun) der.

Müslüman hemen sevinerek gelir, sevapları verir ve cennetlik olur.

-Melekler merak ederler, (Yâ Rabbi, buna sevaplarının hepsini hediye eden Müslümanın hâli ne olacak?

Bunun hiç sevabı kalmadı) derler. Allahü teâlâ,

(Ben o sevgili kulumdan daha cömerdim, ona da hiç hesap sormayın! Kol kola Cennetime girsinler) buyurur.

İşte din kardeşi budur. Onun için dünyadayken ihlaslı, cömert, samimi, birkaç tane de olsa, böyle din kardeşimizin olmasına çalışmalıyız.

MÜ’MİNİN FİRASETİNDEN SAKININ.

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Ey iman edenler! Eğer Allah'tan korkarsanız O, size iyi ile kötüyü ayırdedecek bir anlayış verir, suçlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir.” (Enfâl, 29)????

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Mü’minin firâsetinden sakının, çünkü o Allah’ın nûruyla bakar.” (Tirmizî, Tefsîr, 15)????

Peygamberimiz (sav)’in firâset ve basiretten uzak, dinin emirlerini tam olarak bilmeden fetva veren ve verdikleri bu fetvalarla insanların zarar görmelerine sebep olan kimselere nasıl muamele ettiğini gösteren şu hâdise oldukça dikkat çekicidir:

Câbir (ra) der ki:

Bir sefere çıkmıştık, arkadaşlarımızdan birine taş isabet etti ve başı yarıldı. Bilâhare adamcağız ihtilâm oldu. Yanındakilere:

“-Benim için teyemmüm etmeye ruhsat var mı?” diye sordu.

“-Sen suyu kullanmaya muktedirsin, sana ruhsat olduğunu zannetmiyoruz” dediler.

Adam yaralı haliyle yıkandı ve bu sebeple vefat etti. Allah Rasûlü’nün yanına gelince, bu olayı haber verdiler.

Fahr-i Kâinât Efendimiz gayet öfkelendi ve şunları söyledi:

“-Onu öldürmüşler! Allah da onları öldürsün! Madem bilmiyorlardı, niye sormadılar. Bilgisizliğin şifası sormaktır. Ona; teyemmüm edip yarasının üzerine bir bez sarması, sonra sargının üzerini mesh etmesi, bedeninin geri kalan kısmını da yıkması yeterliydi.” (Ebû Dâvûd, Taharet, 124; İbn-i Mâce, Taharet, 93)

Bu yazı toplam 368 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar