1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Ben Olsam Dağa Çıkmazdım
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Ben Olsam Dağa Çıkmazdım

A+A-
Gerek açılım gerekse çözüm sürecinde birçok aydın ve önder kişi, PKK, Güneydoğu, Kürt… meselesinde problemin temellerinde yatan Saikleri dile getirdikten sonra isyan hareketine meşruiyet kazandırma pahasına “ben de olsam dağa çıkardım. Bana da aynı şeyler yapılsa bende aynı yolu tercih ederdim…” diye sözler söylediler, yazılar yazdılar. Bülent Arınç, Mümtazer Türköne bu mevzuda söz söyleyen isimlerden hemen akla geliverenler. Dağa çıkanlara hak verenlerin, mazlumların dağa çıkmaları neticesinde ne kadar kötü sonuçlar doğduğunu; (50 bine yakın ülke evladının terki hayat ettiğini, başta ölenlerin yakınları olmak üzere milletin tümünün arasına fitne, düşmanlık, kin, nefret girdiğini, milyarlarca doların heba edildiğini, ülkenin bölünme noktasına geldiğini… ) gördükleri bir dönemde bu sözleri söylüyor olmaları çok garip ve anlaşılmaz bir durum.
Ben ise âcizane tam bunun zıddını söylüyorum. Bana zulümler yapılsa, işkenceler uygulansa, haksızlığa uğrasam da dağa ne dağa çıkarım ne silahasarılırım. Hıristiyanların dediği gibi de demem: yani bir yanağıma tokat vurulsa öbür yanağımı dönüp, “birde buna vur” demem. Pekiyi ne yaparım? Daha doğrusu kendi devleti, kendi milleti tarafından bir haksızlığa, bir zulme uğratılan fertler, kavimler, topluluklar, mezhepler ne yapmalı? En büyük hakikat olan İslam Dini bu konu da nasıl bir ölçü getirmiş? Evrensel ahlak ve tecrübe bu mevzuda ne diyor?
Bir iç kargaşada, bir iş savaşta, bağlı bulunduğumuz devlet tarafından bir haksızlığa uğratıldığımızda bir Müslüman kişi veya topluluk nasıl davranmalı? Silahı alıp dağa mı çıkıp devletin kolluk güçleri ile savaşa mı girmeli?
İnsanlık tarihi göstermiştir ki böyle yapıldığı zaman hak yerini bulmuyor. Zulmü yapanlara karşı isyan edenler, dağa çıkanlar başka bir zulmün faili haline geliyorlar. Mazlumlar, hiçbir zaman zulmü yapan zalimlerle karşı karşıya gelip onlarla savaşmıyorlar. Tam tersi bu despotlar, isyancıların (mazlumların) üstüne halkın, garibanların, fukaraların çocuklarını sürüyorlar. Böylece zalimler zayıflamadığı gibi tam tersi bu kandan bu kaostan faydalanarak siyasi, ekonomik, sosyal çıkarlar elde ederek iyice güçleniyorlar. PKK vakıasında bunlar birebir yaşanmadı mı? Köyünde, mezrasında, şehrinde, Diyarbakır cezaevinde yapılan zulümlere, öldürülen insanlara karşı isyan edip dağa çıkanlar bu zulümlerden ölenlerin kaç katı ölümlere sebep oldular hiç düşündüler mi? Dağa çıkıp ölenlerin de, onlara karşı savaşırken şehit olanlarında kaçta kaçı işin gerçek faili? PKK ağaları Avrupa’da dağlarda keyif çatarken, Kürtlere zulmü revan görenlerin ağa babaları İstanbul’da Ankara’da zenginlik, lüks, şatafat içinde yaşarken, her iki tarafta da ölenler hep garibanlar değil mi?
Hz Osman’ı güya haksızlığa, adaletsizliğe son vermek için öldürenler istedikleri sonucu elde edebildiler mi? Hayır! Tam tersi öyle bir fitne ateşi yaktılar ki bu ateşin harareti 1400 sene sonra hala insanları yakmaya devam ediyor. Bu hadisenin devamında bu seferde Hz Ali (ra)Efendimize karşı “Osman’ın(ra) katillerini bulması için isyan edenler, bu sebeple biat etmeyip dağa çıkanlar başka bir fesat yangını çıkardılar ki bu ateşin alevleri hala sönmedi yanmaya devam ediyor.
Çare: Pasif Direniş
E, ne yapalım? Haksızlığa, zulme, Allahın bize doğuştan verdiği temel haklarımıza karşı yapılan saldırılara sessiz mi kalalım? Din böyle mi emrediyor? Hayır! Tam tersi, İslam dini kişinin malını, ırzını, namusunu, onurunu korumasını istiyor. Hatta bunları korurken ölenleri de şehit sayıyor. Pekiyi bu değerlerimizi nasıl koruyacağız? Pasif direnişle. İmam-ı Azam gibi, Bediüzzaman gibi, Gandhi gibi, Mandela gibi… 1400 yıllık İslam Tarihi tecrübesi bu gerçeği perçinliyor. 1000 yıllık Türk islasm tarihi, binlerce yıllık insanlık tarihi bu hakikatı kabul ediyor. 90 yıllık T.C tarihi de bu görüşü pekiştiriyor. Nasıl mı? Cumhuriyetle birlikte yeni bir din anlayışı, yeni bir millet anlayışı, yeni bir sınıf anlayışı oluşturulmak istendi. Yönetimdekiler bunu gerçekleştirmek için dönem dönem dünyadaki esen güçlü rüzgârların tesirine kapılarak bazen sünni Müslümanlara, bazen alevi Müslümanlara, bazen Kürtlere, bazen solculara, bazen Türkçülere haksızlıklar, zulümler yaptılar. Kürtler ve birkaç sol Marksist grup hariç diğer mazlumlar, Pasif direnişi seçtiler. Haklarını silahsız, kansız almak istediler ve de doğruyu yaptılar. Ve kazandılar. En büyük misal bu günkü iktidar! Zulme, haksızlığa uğrayan bir sınıfın temsilcisi olarak haklarını siyasi yoldan, kansız, kavgasız fakat büyük bir pasif direnişle sürdürdüler ve iktidara sahip oldular. Tıpkı Bediüzzaman, tıpkı Mandela, tıpkı Gandi gibi.

PKK olayı bize ders olmalı: Allah korusun fert olarak, bir sosyal, dini, mezhebi grup olarak, bir haksızlığa uğrarsak, bu haksızlığı gidermenin yolunun ancak “pasif direniş” yolu olduğunu görmeliyiz. Kanın kan ile yunamayacağı hakikatini zihinlerimize çakmalıyız. “Ben de olsam dağa çıkardım” sözünün batıl ve çıkmaz olduğunu beynimize nakşetmeliyiz.
 
Bu yazı toplam 53 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.