1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Bencil İnsan Olduk
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Bencil İnsan Olduk

A+A-
İnsanoğlu istisnalar hariç önce kendini düşünür.
Hatta bir söz vardır:
“Önce can, sonra canan”
Doğru mu?
Kimilerine göre doğru?
Kimilerine göre yanlış.
Can, canan meselesi.
Ya da nefis konusu.
Can yok ise, canan neye yarar?
Ancak bazı şeyler vardır ki, paylaşmasını da bileceğiz.
İnsanlar arasında, koru- komşu arasında birlik olmalıyız.
Kendi çıkarımız, kendi rahatımız için komşumuzu, çevremizi rahatsız etmemeliyiz.
Bilmeliyiz ki, benim hürriyetim sınırsız değildir.
Aracınızı park ederken, diğer araçların giriş- çıkış yapabileceğini düşünmeliyiz.
Şu gürültü meselesi:
Düğün, dernek, tören güzel.
Asker uğurlama çok iyi ama, kendi mutluluğun için çevreyi, insanları rahatsız etmeye kimin ne hakkı vardır? Hasta var, çocuk var, sabah mesaiye gidecekler var. Elbette komşu olarak, bu toplumda yaşayanlar olarak bir birimizin mutluluğuna, üzüntüsüne ortak olmalıyız.Ancak aşırılık olmamalıdır.
Bencilliği bırakmalıyız veya en aza indirmeliyiz.
Bir ramazan ayı ve bayramını geçirdik.
Belediyeler, sivil toplum kuruluşları yada koru- komşu iftar verdiler. Davet edildik. Gittiğimiz, katıldığımız, katılamadığımız oldu.
Belediyelerimizin iftarları mahallelerde de yapıldı.
Tüm çevre, mahalle bu iftarlara katıldılar.
Sadaka toplumu yapıldık ya…
Bir çuval un, birkaç kilo makarna, Bir ton kömür, birkaç kilo şeker…
Niye çalışalım?
Sonra hani beğendiğimiz iş?
Hani ne derler?
“Allahtan sağlık, hükümetten aylık,
Yan gel memet, ye gitsin.”
Anlatanın vebali boynuna, bir emekli öğretmen anlattı.
Diyor ki:
“Dursun bey, bizim mahallede Coplan cami önünde belediye iftar sofrası kurdurmuş. Bayağı büyük bir sofra…
Masalar bir uçtan diğer uca donatılmış. Belediye yetkilileri fakir, fukara iftar etsin, bu katılanlardan bize de oy gelir diye. Her masa on kişilik. Ancak şöyle bir dolaştım. Hiçbir masada on kişi yok. 5-6 kişi ile dolmuş. Şöyle bir yaklaşıyorum. Hemen tepki geliyor. “Gelecek var.” O gün o sofrada kendime yer bulamadım” diyor.
Bir başkası aynı anlatımı Mevlana alanı için anlattı ve hemen hemen aynısı.
Hani bizim misafirperverliğimiz.
Hani mübarek günde çorbamızı, aşımızı paylaşma geleneğimiz?
Hani” komşusu aç iken, tok yatan bizden değildir “sözüne uymak?
Önce kendi nefsimiz.
Sonra mübarekler, buralar sizin babanızın malı mı, yerlere sahip çıkıyorsunuz?
Bu durum bazen düğünlerde de dikkatimizi çekiyor.
Herkesin yiyeceği birkaç kaşık çorba, birkaç kaşık pilav.
Sana da yeter, bana da.
Öyle değil mi?
Ama işte dedim ya… Bencil, egoist bir insan toplumu olduk.
Hâlbuki paylaşım, ne kadar güzel değil mi?
Yazımı bir nükte ile bitireyim.
Üzülüyorum, takma diyorlar,
Kızıyorum, değmez diyorlar,
Bağırıyorsun, sakin ol diyorlar,
Susuyorsun, iki çift laf et diyorlar.
Boş veriyorsun, gamsız diyorlar.
Konuşuyorsun, muhatap alma diyorlar.
Çekip gidiyorsun, mücadele et diyorlar.
Alttan alıyorsun, tepene çıkardın diyorlar.
Normal davranıyorsun, bu kadar da uslu olma diyorlar.
Dikine gidiyorsun, yaşına başına yakışmaz diyorlar.
Ölünce muhtemelen, “Ölüm sana yakışmadı” derler.
Eeee, normal, dirimizi beğenmediler ki, ölümüzü beğensinler.
Ne yaparsınız ki, işte bencillik bu.
 
Bu yazı toplam 68 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.