1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. BENİM ÇOCUKLUĞUMUN BAYRAMLARI!
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

BENİM ÇOCUKLUĞUMUN BAYRAMLARI!

A+A-


       Hemen hemen hepsini hafızama kazımışım ve hatırlıyorum.... İzleri beynizi kmirmeye devam etmektedir ta çocukluğumdan bu günlere kadar.O günlerde özellikle dini bayramlardan bir kaç gün önce tatlı bir telaş alırdı evleri ve hazırlıklar başlardı. Annem ve evdeki diğer hanımlar 'bayram tamizliği'denilen evin dip bucak her köşesini alt-üst eden detay işlere başlarlardı.Bu tatlı ve telaşlı hazırlıkları ayrı ayrı birer ritüellerdi. Ev baklavaları, kalbura bastılar, saray burmaları, ve diğerler, evin içerisinde iştah açıcı kokuları ile iştah kabartırdı.    Sonra, en çok heyecan veren yeni bayramlık giysiler ve ayakkabıların alınmasına gelirdi sıra....Alınan bu giysileri çoğu zaman yatağın başucuna koyardık,bayram sabahına kadar giymek hatta denemek bile yasaktı.O yüzden bayram sabahını iple çekerdik.O elbiseleri hemen giyip mahallede bir tur atıp hava atmak ve göstermek ayrı bir zevkti......Bayram sabahına kadar heyecandan uyuyamadığım çok gece bilirim. O sabah tüm aile erken kalkar, evin erkekleri babaları ile beraber namaza giderlerdi. Çoğu zaman camiler kalabalık olduğu için dışarda kalacağımız kaygısıyla yanımızda seccade, küçük halılar götürürdük.  Bayram namazı dönüşümüzde de eve girer girmez kapıda bizi mis gibi kokular karşılardı. Bizde en çok yapılan şeylerden biride 'pişi' denen hamur işi kızartma, ızgara peynirler, annaelerimizin yaptığı ev reçelleri, gevrekler, börekler, taze köy tereyağı ve kızarmış köy ekmekleri......   Hala bunların tadı damağımdadır. Büyüklerin elleri öpülür ve harçlıklar alınır sonrasımı, doğruca sokağa fırlardırk. Mahalledeki çocuklar toplanır komşu kapılarına ilahiler söyleyerek dayanırdık. Kapılar açılır eller öpülür kimi zaman şeker, kimi zaman harçlık alırdık. Arkadaşlarla biraraya gelip birbirimize tüyolar verirdik. Kim daha çok Bayram harçlığı veriyor, birbirmizle paylaşırdık. Hatta çok iyi hatırlıyorum, mahallemizde hacı olmuş Avrupalılar, bayramda harçlık olarak dağıtmak için Merkez Bankası ya da Ziraat Bankasın'dan desteler halinda hiç kullanılmamış metal paralar getirtilirdi. Biz, o evlerin önünde kuyruklar oluştururduk.Pırıl Pırıl paralardı o paralar. Daha sonra da akraba ve eş dost ziyaretleri tüm bayram günlerinde sürer giderdi.Uzun zamandır göremeyenler bayramlarda bir araya gelir, sohbetler edilirdi.
    Peki, ya milli bayramlarda...... Günler öncesi başlardı okullarda hazırlıklarımız. Ben bando takımında olduğum için okul dışında da günlerce provalar yapardık.Şiir de fena okumadığım için her bayramda bir şiir okuma görevi de bana verilirdi. O şiirleri ezberlemek ve anlamına uygun duyguyla okumak için evde ve sokaktamırıldanır, çogu zaman ayna karşısında yüksek sesle okurdum. Tabi evden bir azar bir azar....... Gürültüye kesmem için baskı yapılır, küser bir köşşeye otururdum... Edebiyeta ve dile yatkınlığım belkide o yıllarda başlamıştı.okuyacak şiir araştırmaları yapma görevim nedeniyle bir çok kitabı incelemek durumunda kalırdım ve bu görevi de çok keyifle yapardım. Gerek provalarda, gerekse bayram günü bir çok öğrenciyle yeni dostluklar kurar, dayanışmayı ve paylaşmayı yaşar, arkadaşlıklarımız daha da güçlenirdi. bayram günleri yine sabah erken kalkar, yapacağımız etkinlikleri yüzlerce insanın izleyeceği heyacanıyla dilimiz, damağımız kururdu. Tam bir takım ruhuyla sunduğumuz gösterilerde aldığımız alkışlar, özgüvenimizi daha çok artırır, kendimizle, okulumuzla, bize bu bayramları armağan eden atalarımızla gurur duyardık.... Kulisiyle, sahnesiyle her anı çok sevmemize, geçmişimizdeki tarihi öğrenmemize önemli fırsatlar sunmuştur hep....
    Milli Bayramlarımızı, okulların bahçelerine, sahnelerine, stadyumlarına hapsetmeyelim derim.Çıkaralım okul bahçesinden dışarıya..... Okulun komşularını ziyaret edelim, bayramlarını kutlayalım.Okulun komşularını da davet edip okullarımızdaki çocukların etkinliklerini gösterelim. Tıpkı dini bayramlarımızdaki gibi, birbirlerimizi ziyaret edelim, bu gurur günlerimizde coşkuyu, mutluluğu paylaşalım.
    Şunu düşünmüşümdür hep.....Çoşku varsa, heyacan varsa, inanarak yapılıyorsa ve herkes bu paydalarda bulunuyorsa adı 'bayram' oluyor. Bayramlar, ortak değerlerimiz, inançlarımızın çoşkuyla paylaşıldığı günlerdir.Ne bir kesim, ne de sadece bir siyasi düşüncedir bunun sahibi.Herkesindir ve herkese aittir....Bunlarda 'senin, benim' kavramı kavgası olmaz, olmamalı……
 

Bu yazı toplam 2220 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.