Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

Berat Gecesi

A+A-
Üç aylar içinde bulunduğu kabul edilen mübarek gecelerden biri de ‘Berat Gecesi’dir. Arapçadan dilimize geçen berat kelimesinin Arapçadaki aslı “Berae veya Beraet’tir. Anlamı ise kişinin bir sorumluluğunun ve yükümlülüğünün bulunmaması demektir. Bu anlamda kullanılan ve mahkemeden verilen ilâmın karşılığı olarak dilimizde de yer alan ‘sak’ kelimesi de buanlamda kullanıldığı için bu geceye aynı zamanda sak gecesi de denmektedir.
         Üç aylardan biri olan Şaban ayının on beşinci gecesi Müslümanlarca mübarek bir gece olarak kabul edilmiş ve bu gecede Müslümanların günahlarının affedileceği umulduğu ifade edilmiştir.
         Konu ile ilgili olarak Hz. Peygamber a.s. Efendimizden Bazı hadis kitaplarında şöyle rivayetler yer almıştır: “Allah Teâlâ Şaban ayının on beşinci gecesi dünya semasında (rahmetiyle) tecelli eder ve Kelb Kabilesi koyunlarının kılları sayısından daha fazla kişiyi bağışlar” (Tirmizi, Savm/39; İbn Mâce İkame/191).
         Hz. Peygamber a.s.’dan diğer bir rivayette de O’nun şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Şabanın ortasında gece ibadet ediniz, gündüz oruç tutunuz. Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve fecir doğana kadar ‘yok mu benden af dileyen onu affedeyim, yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim, yok mu bir musibete uğrayan ona afiyet vereyim, yok mu şöyle yok mu böyle! Der” (İbn Mâce, İkame/191).
         Yalnız şu hususa dikkat etmek gerekir: Eserlerinde bu hadislere yer veren gerek Tirmizi ve gerek İbn Mâce bu hadislerin senet bakımından yani rivayet yönünden zayıf olduğuna işaret ederek dikkat çekmişlerdir (DİA, V/475).
         Bilindiği gibi, Müslümanlara Mekke döneminde farz kılınan beş vakit namaz kılınırken kıble olarak Mescid-i Aksa seçilmiş ve Müslümanlar hicretten sonra da yaklaşık bir buçuk sene kadar namazlarını bu tarafa yönelerek kılmışlardır. Hicretin ikinci yılında ise kıble değiştirilmiş ve bundan sonra Müslümanların Mekke’de bulunan Kâbe’ye yönelmeleri istenmiştir. İşte bazı âlimler bu değişikliğin Şaban ayının on beşinci gecesinde gerçekleştiğini söylemişlerdir ki, böylece bu gecenin önemi artmış olmaktadır.
Nihayet hicretten dört yüz yıl kadar sonrasında Miraç, Mevlid ve Regaib gecelerinin, özellikle Fatımîler tarafından kutlandığı gibi, bu gecenin de kutlanmasına başlanmış ve böylece mübarek geceler içine bu gece de katılmıştır.
Ayrıca bu gecelerin kutsallığı hakkında bazı risaleler de yazılmış ve bu gecelere mahsus yapılacak bazı ibadetlere de yer verilmiştir.
Böylece bu geceler kutsallaştırılmakla kalmamış ayrıca bu gecelere mahsus bazı ibadet ve namaz kılma şekilleri de ihdas edilip belirlenmiştir. Bu gecelerde kılınacak namazların rekât sayıları ve her rekâtta okunacak âyetler ve zikirler de belirlenmiştir.
Şu husus asla unutulmamalıdır: Müslümanların kılacakları namazın nasıl, ne zaman kılınacağı, bizzat Hz. Peygamber a.s. tarafından gösterilmiş ve onlardan kendisinin kıldığı gibi kılmaları istenmiştir.
Ancak sonradan özellikle mübarek gecelerde namazın şu şekilde kılınması ve rekât sayılarının şu kadar olması dâhil, bütün rekâtlarında veya her bir rekâtında ayrı ayrı olmak üzere, şu âyetlerin şu kadar sayıda okunması şeklinde bazı görüşlerin yer aldığı da görülmüştür.
Hâlbuki bu gecelerin özel olarak kutlanması da bu gecelere mahsus olmak üzere, her hangi bir ibadet şekli de yoktur. Zaten bunu icat edenler de icatlarının sonunda ‘böyle yapılırsa daha çok sevabın olacağı umulur’ şeklinde bir ilâveyi de ihmal etmemişlerdir.
Mümin ve Müslümanların gerçek ibadetleri Hz. Peygamber a.s.’ın gösterdiği ile sınırlıdır. O’ndan başka bir şekilde ibadet edilmeye kalkışılması hiç kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir.          
Bu yazı toplam 115 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.