1. YAZARLAR

  2. Dilek Bülbül

  3. BEREKET TİMSALİ: NİSAN YAĞMURU VE ŞİFASI
Dilek Bülbül

Dilek Bülbül

Yazarın Tüm Yazıları >

BEREKET TİMSALİ: NİSAN YAĞMURU VE ŞİFASI

A+A-

Konya ve civarında yaygın olan “nisan suyu” biriktirme geleneği aslında İslami kökenlidir. Hem şifasına hem de bereketine inanılan nisan yağmuru için Peygamberimiz (s.a.v)’in: “Cebrail (a.s) bana öyle bir ilaç öğretti ki, (o ilaç sayesinde insanların) doktorların ilaçlarına ihtiyacı kalmaz” dediği rivayet edilmiştir. Ashab-ı Kiram: “(o ilaçtan) Bize de haber ver Ya Rasulullah dediler. Rasulullah (s.a.v): “Nisan yağmurunu alınız (toplayınız). Ona; 70 defa Fatiha-i şerife, 70 defa İhlâs-ı şerif, 70 defa Felâk suresini, 70 defa Nâs suresini, 70 defa Tesbih duasını (Sübhanallahi velhamdü Lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vâllahü ekber ve lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil-aliyyıl azîm) okuyunuz. Sonra, 7 gün devamlı olarak sabah akşam birer bardak içiniz. Beni hak Peygamber olarak gönderen Cenâb-ı Hakk’a yemin ederim ki, Cebrail Bana dedi ki: “Bu sudan içen kimsenin, cesedinden, damarından, sinirinden, etlerinden, o kimseye ağrı, acı veren rahatsızlığını Cenâb-ı Hakk giderir ve o kimseye sıhhat ve afiyet verir”.

            Yine başka bir Hadis-i Şerif’te: “Beni hak Peygamber olarak gönderen Cenâb-ı Hakk’a yemin ederim ki, çocuğu olmayan bir erkek, bu sudan hanımına içirirse, Allah-u Teâla’nın izni ile hanımı hamile kalır. Hanımının başı ağrıyan bir erkek bu sudan hanımına içirirse, bu su ona (sıhhati için) yeterlidir. İçen kimsenin balgamını keser. Rüzgâr ona zarar vermez, çirkin haller kendisine isabet etmez. Bel ağrısından, karın ağrısından, şikâyeti kalmaz. Alaca hastalığından korkmaz. Göğüs ağrısı çekmez. Kalbine gelen vesvese (evhâm), gönlünden çıkar gider. Kendini çok beğenmek, hased, kibir, düşmanlık, gıybet ve koğuculuk (gibi manevi hastalıklar dâhil), dünyada yaşayan her fani (geçici) olanlar için Allah-u Teâla’nın izni ile fayda vericidir”.

            Bundan dolayı 14 Nisan ile 14 Mayıs arasında nisan yağmurunun şifasına inananlar yağmur yağarken leğen ve geniş ağızlı kapları açık alana bırakırlar ve içine yağmur suyu dolmasını sağlarlar. Bu kaplarda biriken sular daha sonra bidonlara aktarılarak, çeşitli şekillerde kullanılır. Aslında bu tarih aralığının verilmesi aynı zamanda bilimsel bir gerçeğe dayanır. Uzmanlar nisan yağmuruyla alakalı yapılan bilimsel araştırma neticesinde ilkbaharda tabiatın canlanmaya başlamasıyla birlikte bitki ve ağaçların çiçek tozları, reçine, eterik yağların yani bitki kaynaklı yağlar ve çiçek polenlerinin rüzgâr ve hava akımlarıyla atmosfere karıştığını bildirmişlerdir. Bu nedenle nisandaki yağmur yağışı sırasında havadaki bu zerrecikler yağmurla birlikte yeryüzüne düşer. Nisan yağmurları içme ve kullanma sırasında da bu özellikleri nedeniyle önemli yarar sağlar.

            Selçuklu’ya başkentlik yaptığı dönemden bu yana Konya'da nisan yağmurlarının kaplarda toplanarak hastalara şifa olarak dağıtıldığı, yapılan yemeklerin içine katıldığı biliniyor. O dönemde Konya'da bulunan Mevlana Dergahı'nda Mevleviler, “nisan tası” adı verilen kaplara topladıkları nisan yağmurlarını, dergahı ziyarete gelen misafirlere ikram ediyorlar, bu suyun bazı dertlere şifa olacağına inanıyorlardı. Mevlana Dergahı'na armağan edilen bronz üzerine altın gümüş kakmalı nisan tası eşine ender rastlanan eserlerdendir ve halen Mevlana Müzesi'nde sergilenmektedir. 

Bu yazı toplam 2123 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar