1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. BEŞ VASİYET
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

BEŞ VASİYET

A+A-

Âdem aleyhisselam kırk bin evladını gördü. Vefatına yakın oğlu Şit aleyhisselamı çağırdı huzuruna: -
Ya Şit!
- Buyur baba.
- Sana beş vasiyetim var.
- Emret babacığım!
- Bir, dünyaya gönül bağlama!
İki, bir iş yaparken, sonunun nereye varacağını düşün!
Üç, kadın sözüyle hareket etme! Çünkü onlar hissi davranırlar.
Dört, bir işe başladığında, kalbine sıkıntı gelirse o işi yapma! Beşincisi ve en mühimi, alnında parlayan “Nur”, ahir zaman Peygamberi Muhammed Mustafa’nın “sallallahü aleyhi ve sellem” nurudur.
Bu Nuru iyi muhafaza et!
Oğlu Şit aleyhisselam;
- Baş üstüne babacığım! Dedi. Ve sordu peşinden:
- Babacığım! Muhammed aleyhisselamdan çok bahsediyorsun. Allah katında sen mi kıymetlisin, O mu?
- O kıymetli evladım.
- Neden babacığım?
- Çünkü Cenâb-ı Hak, bana vermediği altı fazileti
Onun ümmetine verdi oğlum.
Şit aleyhisselam merak etti:
- Onlar nedir babacığım?
-????Birincisi, Hak teâlâ bir hatamdan dolayı beni Cennetten çıkardı. Onun ümmeti çok günah yapsalar da yine Cennetine alır.
????İkincisi, benim hatamı, bütün yer ve gök ehli duydu.
O ümmetin binlerce günahını örter, göstermez.
????Üçüncüsü, beni, bir hatam sebebiyle Havva’dan ayırdı.
Onun ümmetini, binlerce günahları olsa da, eşlerinden ayırmaz.
????Dördüncüsü, ben üç yüz yıl ağladıktan sonra tövbem kabul olundu. Onlar ise sadece pişman olsalar, af olurlar.
????Beşincisi, ben bir hata işlemekle, üzerimden Cennet elbisesi alındı. Onlar, nice günahlar işlese de elbiseleri alınmaz.
????Altıncısı, bana, tövbem kabul olunması için Arafat’a gitmem emrolundu.
Onlar ise gönülden pişman olup,
“Affet ya Rabbi!” deseler, Hak teâlâ; “Affettim!” buyurur.
Son olarak; - Ey evladım! Ecelim yaklaştı.
Benden sonra halifem ol!
Buyurdu. Ve ruhunu teslim etti. Vefat ettiğinde “bin” yaşındaydı.  Kaynak : (Mekâsıdu’t Tâlibiyn)
ALLAH İLE DERTLEŞ
Allah ile dertleş. Çünkü Allah, kendisi ile dertleşen, başına bir sıkıntı geldiğinde hemen kendisini anan samimi kullarını sever. Ona ikramlarda bulunur. Onu ilahi rahmetiyle sarar ve kucaklar.
Tıpkı annemiz gibi... Bazı sıkıntılar yaşadık, annemizle dertleşmeye gittik. Annemiz bizi güzelce dinler, derdimize derman olmaya çalışır, yüreğinden ne geliyorsa bu uğurda yapar. Hatta bize en güzel ikramlarda bulunur öyle değil mi?
Yemekler yapar, masalar hazırlar. Bize en güzel şekilde bakar anamız. Yavrum gelmiş dertli, derdini benimle paylaşmış. Bana sığınmış, beni kendisine yakın görmüş diye gönlü hoş olur. Böylesi sıkıntılı bir durumda yavrusunu yanında görmek bir anneyi huzurlu eder.
İşte bizim tek dostumuz yüce Rabb’imiz olan Allah da kulunun kendisine el açıp, gönül açıp yalvarmasını çok sever. Kulum derdiyle buluşur buluşmaz hemen beni andı; derdini, sıkıntısını nasıl da bana duyurmaya çalışıyor, benden çözümler bekliyor, gece gündüz nasıl da bana dualar ediyor diye bundan hoşlanır.
Hz. Mevlana Mesnevi’de çok güzel anlatıyor kulun Allah ile dertleşmesini: Nice Kişiler vardır ki ağlayarak, sızlanarak dua ederler, bu dua gökyüzüne kadar yükselir. Bunun üzerine melekler Allah’a yalvarırlar:
“ Ey her duayı kabul eden yüce Rabb’imiz. Mümin kulun yalvarıp yakarıyor; sadece sana güvenip dayanıyor. Başkasına güvenmiyor. Senden başka da hiç bir varlık tanımıyor. Sen ki seni tanımayanlara bile nice ihsanlarda bulunursun, neden bu külünün dileğini vermiyorsun?”
Allahü Teâlâ meleklere buyurur:
“ Mümin kuluma dileğini vermede gecikmem, onu suçlu ve hor gördüğüm için değildir. Onun arzusunu geciktirmemde ona bir lütuf, bir yardım vardır, ona yarar vardır.
Onun benden istediği şey o kulumu gafletten uyandırdı. Beni düşünmez hatırlamazken ihtiyacı onu aldı, saçından tuttu çeke çeke huzuruma getirdi. Benimle dertleşir kıldı. Bana yakın kıldı. Onun ihtiyacını giderir, duasını kabul edersem yine beni unutur da döner çocuklar gibi oyuna dalar.
Gönülden ve candan yalvararak kalbi kırık, gönlü yaralı, içi yanarak, ağlayıp inleyerek, ey Allah’ım diye yalvarıyor sızlanıyor ama onun inleyip sızlanması, ya Rabbi, ya Rabbi diye seslenmesi, derdini dökmesi, sırlarını söylemesi bana çok hoş geliyor.
Yalvararak, dil dökerek, başından geçenleri anlatarak, kendini haklı göstererek, her türlü çareye başvurarak beni kandırmaya, inandırmaya çalışıyor.
Dudu kuşlarını, bülbülleri güzel sesleri nedeniyle kafese koyarlar. Fakat baykuşu kim kafese koyar? Böyle bir şey hiç görülmemiş, işitilmemiştir. İşte müminlerin iyi olsun kötü olsun duasının geç kabul olması bu yüzdendir.”
Evet, hayata gönlü ile bakanlar bu iletişimi, bu sıcaklığı hisseder, bilir. Hz. Mevlana, Allah dostu olan o yüce yürekli kul da ne güzel ifade etmiş:
“ Peygamberimiz buyurdu ki: Allah bir kulunu severse, yalvarmasını dinlemek için onu sıkıntıyla sınar. “ (Beyhaki, Şuabül İman)
Artık sende Veli kullar gibi bakıyorsun sıkıntıya, derde, acıya... Artık biliyorsun ki Allah dertliyi sever..

Bu yazı toplam 379 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar