1. YAZARLAR

  2. Ahmet KUŞ

  3. BEYŞEHİR’DE BİR SONBAHAR GÜNÜ
Ahmet KUŞ

Ahmet KUŞ

Ahmet KUŞ
Yazarın Tüm Yazıları >

BEYŞEHİR’DE BİR SONBAHAR GÜNÜ

A+A-

Gönlümüzde Beyşehir’in hep ayrı bir yeri olmuştur. Konya’nın diğer ilçelerini de severiz ama bizim için Beyşehir daha da önemlidir. Bu sevgide elbette Selçuklu ve Eşrefoğlu’nun bıraktığı abidevî eserlerin de etkisi olmuştur. Diğer yandan yemyeşil tabiat ve Beyşehir Gölü’ndeki eşsiz güzellikler de Beyşehir’i cazibe merkezi yapan diğer unsurlardır. Hâl böyle olunca geçen hafta sonu Konya Fikir, Sanat ve Kültür Adamları Derneği ile Beyşehir Belediyesi’nin gezi davetini memnuniyetle kabul ettik. Bulutlu bir sonbahar gününün sabahında her zaman olduğu gibi Kılıçarslan Şehir Meydanından bir otobüs dolusu dostumuzla birlikte çıktık yola. Zaman zaman güneş açsa da hava genellikle bulutluydu. Emir Kandemir Hanı’nda kısa bir çay molası verdikten sonra yeniden yolumuza devam ettik. Keşke hanın ön tarafı ağaçlandırılmasaydı zira ağaçlar büyüdüğü zaman ön cephenin doğru dürüst bir fotoğrafını çekmek mümkün olmayacak… Beyşehir Gölü’nün kenarında izleme terasları bulunan bir yerde kısa bir mola daha verdik. İzleme terasları gölü en güzel gören noktalara kurulmuş. Mola sırasında güneş de kendini gösterdi ve harika fotoğraflar çektik.

Gezimizin en önemli duraklarından birisi Kubadabad Sarayı idi. Kubadabad Saray kalıntıları Beyşehir ilçe merkezine uzak bir noktada Gölyaka köyü sınırları içerisinde bulunuyor. Beyşehir Gölü’ne nazır bir şekilde kurulan yazlık saray Selçuklu’dan günümüze ulaşan ve planı bilinen tek saray olma özelliğini taşıyor. I. Alâeddin Keykubad’ın emriyle yaptırılan Kubadabad Sarayı’nın etrafında Selçuklu döneminde aynı adla anılan bir de yerleşim birimi bulunuyormuş. Sarayın kalıntıları 1949 yılında Konya Müze Müdürü Zeki Oral tarafından bulunmuştur. 1952 yılında Zeki Oral'ın, 1965-1966 yıllarında Prof. Dr. Katharina Ottodorn'un ve 1967 yılında Mehmet Önder'in sondaj ve kazı çalışmalarının ardından uzun süre kendi hâline terk edilen Kubadabad Sarayı, 1980 yılından itibaren Prof. Dr. Rüçhan Arık tarafından kazılmaya başlanmıştır. Kız Kalesi adıyla da bilinen saraya ait bazı bölümler kalıntıların yakınındaki bir ada üzerinde yer almaktadır. Bugüne kadar yapılan saray kazılarında çok güzel buluntular ortaya çıkarılmıştır. Özellikle kazılar sırasında çıkarılan ve üzerinde farklı resimler bulunan çiniler son derece kıymetli parçalardır. Çinilerin bir kısmı Karatay Medresesi Çini Eserleri Müzesi’nde sergilenmektedir. Şehrimizdeki en önemli Selçuklu dönemi yapılarından birisi olan Kubadabad Sarayı’nda devam eden kazıların gerekli fon ayrılarak hızlandırılması gerekir. Elbette ki öncelikle asıl hedefimiz kazıların biran önce tamamlanması olmalıdır fakat en azından bu süreç içerisinde kazısı biten bölümlerin restorasyonuna da başlanmalıdır. Kubadabad Sarayı’ndaki gezimiz tamamlandıktan sonra Gölyaka köyünde bir çay molası verip tekrar Beyşehir’e döndük. 

Beyşehir’deki öğle yemeği faslından sonra gölde tekne turuna çıktık. Yemek sırasında kapalı olan hava açıldı ve harika bir güneş eşliğinde tekneden Beyşehir’i fotoğraflama imkânı bulduk. Beyşehir Gölü’ne ilk kez tekneyle açılmak kısmet oldu. Beyşehir, göl üzerinden daha da güzel görünüyormuş. Fırsattan istifade hem göl havası aldık hem de harika fotoğraflar çektik. Yolculuk sırasında martılar da bize eşlik etti. Tekne turundan sonra akşam vakti yaklaştığı için hava kapanmaya başladı. Akşam ezanı okunmadan Beyşehir’de göreceğimiz son yer olan Eşrefoğlu Külliyesi’ne doğru hareket ettik. Külliyenin etrafındaki düzenlemeler gayet güzel olmuş. Karşı taraftaki tarihî evlerin restore edilmesi de bölgeye ayrı bir değer katmış. Akşam namazını Eşrefoğlu Camii’nde kıldıktan sonra caminin imamı İsmail Efe hem camiyi gezdirdi hem de cami hakkında bilgi verdi. Eşrefoğlu Camii ülkemizdeki ahşap tavanlı camiler içerisinde en dikkat çekici olanıdır. Özellikle caminin kündekâri tekniğiyle yapılan ahşap minberi bir sanat şaheseridir. Bu arada çini mihrap ve bey mahfili de en az minber kadar görkemlidir. Sırf Eşrefoğlu Camii’ni görmek için bile Beyşehir’e defalarca gelmek gerek. Cami her ne kadar Beylikler döneminde inşa edilse de Selçuklu döneminin tüm mimari özelliklerini taşımaktadır. Günler kısa olduğu için gezimiz bir solukta bitti fakat bu gezi sayesinde yeni dostlar kazanmanın yanı sıra çok da güzel fotoğraflar çektik. Arşivimize Beyşehir’le ilgili yeni kareler ekledik. Öncelikle Beyşehir Belediye Başkanı Murat Özaltun’a, gezi süresince bizimle ilgilenen Beyşehir Belediyesi yetkililerine ve Konya Fikir, Sanat ve Kültür Adamları Derneği yönetim kuruluna çok teşekkür ediyorum.                             

Bu yazı toplam 725 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.