1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. BİLİM GÜCÜNÜ ARTIRDIKÇA SAVAŞLAR,AÇLIK VE HASTALIKLAR DA ARTTI!
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

BİLİM GÜCÜNÜ ARTIRDIKÇA SAVAŞLAR,AÇLIK VE HASTALIKLAR DA ARTTI!

A+A-

Dünyadaki eğitim sistemlerinin nereye gittiğini, nasıl bir yolculuk içerisinde olduğunu, üst düzey denilen ülkeler tartışmaya açmalıdırlar. Felsefeciler, sosyologlar, pedegoglar tartışmalılar. 
Dünyadaki eğitim sisteminin nereye gittiği sorusu, günümüzde çok daha önem kazanmış durumda. Eğitim, artık kendi kavramsal dairesi içerisinde kalmayıp bilimin, fennin, teknolojinin ve sanatın, endüstrinin ve sosyal hayatın, ahlakın çok belirgin bir parçası haline gelmiştir. Ne yazık ki, eğitim ve refah seviyesi arttıkça, dünyada ki obezite ve zıddı olan açlıkta aynı anda artmaya devam etmektedir. Çok ilginçtir ki eğitim seviyesi arttıkça çevre ve uzay kirliliği de bu oranda kirlenmeye devam ediyor. İnsanlar daha çok yalnızlaşıyor. İlk önce büyük aile profili bitirilirken, şimdilerde de aile bile yok edilerek fert olarak yaşayanların sayısı hızla artıyor. Bilimin ve teknolojinin etki alanı genişledikçe ölümün gücü, farkındalığı, acımasızlığı ve çeşitleri artmaya devam ediyor. İşte bu temel soruları kendimize sormamız gerekiyor. Eğitim, eğer etik (ahlaki) bir alt yapıya sahip olmazsa insanlara ve insanlığa zarar veren bir kurum haline dönüşebiliyor. 
Bugün, dünyada sürdürülegelen eğitimin neye ve kime hizmet ettiğini, gelecek günler için yeni bir sorgulamaya tabi tutmak gerekiyor. Eğitim endüstrinin ihtiyacını karşılamaya yönelik bir çerçeveye sahip olmalıdır. Eğitimi yeniden yorumlamaya ihtiyacımız var. Eğitim, endüstriye belirli beceri setlerine sahip olan bireyler yetiştirmeyi amaçlayan bir kurum haline dönüştürülmemeli. O halde eğitimin, endüstriye hizmet etmesinin yanı sıra insanın kendi yaratılışına da hizmet etmesi sağlanmalıdır. Eğitim, İnsanların maddi ve manevi alanını birlikte kuşatması gereken bir kurum haline dönüştürülmelidir. Eğitim ile birlikte, katılım ve paylaşım kavramları da yeniden tartışmaya açılmalıdır. 
Bugünkü, eğitim sistemlerinde çocukların ne istediklerine yetişkinler karar vermeye devam etmektedirler. Oysa arz ve talep arasındaki dengenin yeniden kurulmaya ihtiyacı vardır. Bu bağlamda çocukların taleplerinin yeniden belirlenmesi gerekmektedir. 
Eğitim, insana dışarıdan içeriye doğru verilen bir kurum yada kavram değildir. Dışarıdan içeriye doğru verilen bütün eğitimsel içerikler çocukta bilgi kirlenmesine neden olmaktadır. Eğer arzın ve talebin dengelenmesi söz konusu olursa o zaman çocuk suyu başından aşağı döküyormuş gibi değil, suyu yudum yudum hücrelerine kadar eğitimi içselleştirdiği bir süreç yaşıyor. 
Eğer, bizim eğitimle ilgili temel kavramlarımızı gözden geçirmemiz söz konusu olamazsa o zaman eğitimin aslında demokratikmiş gibi görünen fakat aslında tamamen formatlama amaçlı, belirli küresel politikaların yürütülmesi için amaçsal değilde araçsal pozisyona sürüklenmesi söz konusu olacaktır. Bu manada eğitimin temel kavramlarını tekrar gözden geçirmek mecburiyeti hasıl olmaktadır. Kitaplarımız da doğal kaynaklar gibi ifadeler yer almaktadır. Doğaya tüketilmesi gereken bir kaynak olarak bakan bir anlayış açısı ya da insan için sadece tüketici ifadesini kullanan bir yaklaşım tarzı var. İnsana sadece tüketici gözü ve anlayışı ile bakan bir anlayış ise tamamen yanlış olan anlayıştır. Oysa doğa tüketilmesi gereken bir varlık değildir. Tam aksine insanın birlik ve beraber yaşayabileceği gereken ve insana emanet edilmiş ve insanı da ona yönetici olarak görevlendirmiş bir yaratan vardır. 
Çocuklarımızı bir yetişkin gibi değilde, çocuk gibi görerek, çocuğun hizasının ve doğasının bozulmasının insanlığın doğasının bozulması olduğunu unutmamalıyız. Bilimin gücünün artmasıyla doğru orantılı olarak savaşların ve açlığın, obezitenin, savaşların ve hastalıkların artması, tüm insanlığı rahatsız etmeye çoktan başlamıştır. 
O halde bugün, bilimi doğru bir şekilde kullanıp kullanmadığımızı sorgulamaktan başka çaremiz yoktur. Yurttaş ve vatandaş kavramları yeniden ele alınmalıdır. Bu kavramların ışığında evrensel bir bakışa muhtacız. Bütün eğitimsel kavramları evrensel boyutta ele yeniden değerlendirmeliyiz. Bilim ve din evrenseldir. Çünkü tohum yerelde çatlar, o halde yerelde yorumladığımız bilimi evrenselliğe aktarmanın bir yolunu bulmalıyız. Eğer evrenselliğe taşıyamazsak, herkes kendi ulusalını kurar ve bugün olduğu gibi bunu dünyaya dayatma yolunu tercih eder hale gelir. 
Mesajı insan olan her unsur evrensel olmalıdır. Evrensellik de ulusallığa götürür. Günümüzde insanlaşma süreci en ciddi sorunumuz olarak karşımızda dim dik durmaktadır. Sadece bilimsel ögelerle bir ülkenin eğitimi değerlendirilemez. 
O halde gelecek nesiller için bütünsel gelişim ortamı hazırlamalıyız. Bu zemin okul dışı süreçleri de kapsam alanına alır. Fi Emanillah! 

Bu yazı toplam 547 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.