1. YAZARLAR

  2. E. Reha KORKMAZ

  3. Binlerce Dansöz Var
E. Reha KORKMAZ

E. Reha KORKMAZ

E. Reha KORKMAZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Binlerce Dansöz Var

A+A-
Geçen hafta baskıya yetiştiremediğim yazımı bir hafta gecikme ile bu hafta yayınlıyor, sizleri de beklettiğim için özür diliyorum...
***
Epey eskiden adliyenin karşısında bir kahve varmış. Sakinlerinin tamamı yalancı şahitlerden oluşurmuş. Kimin hangi mahkemede sıkışıp, yalancı şahide ihtiyacı olursa, gidip bu kahveden gerektiği sayıda şahit bulurmuş. Adamın birinin böyle bir ihtiyacı olmuş ve bir dostunun salık vermesiyle Yalancılar Kahvesi'ne gelmiş. Fakat kahvede bir ocakçı, bir de miskin miskin oturan biri varmış. Adam ocakçıya yanaşıp, “Bana, burada yalancı şahit bulunurmuş dediler geldim ama hiç kimse yok.” demiş. Ocakçı, “Aslında kalabalıktır ama herkes bir cenazeye gitti şuradaki arkadaşı nöbetçi yalancı olarak bıraktılar, istersen onunla bir konuş.” demiş.

Bizimkinin gözü pek tutmasa da, eli mahkum yanaşmış:
- Affedersin bilader bir şahitlik işi vardı da...
- Yardımcı olalım abi, konu neydi?
- Bir alacak-verecek meselesi…
Yalancı şahit bir anda ciddileşmiş:
- Vaaay!.. O it herif hâlâ ödemedi mi borcunu abicim?..
Bizimkisi şaşırmış ve düzeltmiş.
- Yok öyle değil, borçlu olan benim.

Yalancı şahit daha da kendinden emin:
- Yahu abicim kaç defa ödeyeceksin o dürzünün parasını? Hadi duruşmaya yetişelim de hakime bir de ben anlatayım!!!
***
2 Kasım'dan bu yana yaşanan gelişmeler bana bu fıkrayı sürekli hatırlatıyor. “-Ne alakası var kardeşim. Seçim başka, yalancı şahitlik başka” dediğinizi duyar gibiyim.
***
Mesele yalancı şahitlik değil elbette. Yalancı şahidin her an kıvırmaya hazır olması. Kıvırmak derken, buna ikiyüzlülük yani riyakârlık da diyebilirsiniz. Buna bu satırlara yazmaya çekindiğim birçok isim de verebiliriz.
***
Seçimden önce “-Biz bu işin metodolojisini öğretiyoruz. %40'tan fazla oy alsınlar bu işi bırakırım” diyenler işlerini bırakmadılar henüz. Bu işin metedolojisini bunndansonra ne yüzle öğretecekler, o da ayrı bir tez konusu…
***
Seçimden önce tüm sayfalarınsa Ak Parti yerine AKP yazarak muhalefet jargonu uygulayan gazeteler 1 Kasım'dan sonra “U” dönüşü yaparak Ak Parti yazmaya başladılar. “-Aman bize de kayyum atamayın” moduna geçen bu “kıvrak” gazeteciler aslında kendilerine yakışanı yaptılar.
***
"Artık 17-25 Aralık'ı konuşmanın anlamı yok. Kıvrıtmıyorum, AK Parti, 7 Haziran'dan sonra 'fabrika ayarlarına dönme' kararı almıştı. Benim yaptığım da bu" ifadesini kullanan ve ardından “-Mesela, Kıbrıs'a su götüren hatlar açıldığında, bir vatandaş olarak o gururu ve sevinci benim de hissetmem ve yaşamam gerekirdi. Ne yazık ki elim yazmaya gitmedi. Artık gidecek...” dedikten sonra fabrika ayarlarına dönen gazeteciler oldu. Bunların fabrika ayarlarına 'dönme'lerini bizler nasıl anlamalıyız o da ayrı bir konu tabi.
***
Program yaptığı televizyon kanalından muhafazakâr kesime ağıza alınmayacak laflar ederek, aslında kendisi aşağılık duruma düşen ve 1 Kasımdan sonra program yapmayı bırakan soytarılar da oldu. Halkla dalga geçerek ağız dolu küfürleri stüdyodaki şakşakçılarına meze yapan soytarılar vardı 1 Kasımdan önce. Şimdi yoklar maalesef.
***
Attıkları twetlerle özgürce oy veren millete hakaret eden, kendisini bu memleketin sahibi zannedenler oldu. Artık Türkçe twet atmayacağını söyleyen sözde aydınlar da oldu. Twet atınca ülkede gündem belirlediğini ve insanların fikrine yön verdiğini zanneden akıl fakiri o kadar çoktu ki, 1 Kasımdan sonra yürek yakan twetlerini takip ettik iç geçirerek.
***
7 Haziranda birlikte iyi salladıklarını, oy kaybettiği halde zafer kazandığını zanneden zavallılar var bu memlekette. Üstelik bu zavallılar bu ülkeyi yönetmeye talip. Partisini yönetemeyen, ağzından “hırsız” ve “saray” kelimelerini düşürmeyen, halka yapacağı icraatları anlatmak yerine sürekli meydanlarda iktidara hakaret eden zavallılar bu memleketi yönetmeye talip oldu. Nenelerimiz bunu duyunca “Allah (cc) muhafaza” diyorlar. Evet iyi salladılar. O kadar salladılar ki yalan ağacına döndüler.
***
Seçimden önce asıp kesen zavallılar, seçimden sonra “sütünü dökmüş kedi” gibi oldular.
***
Bu zavallılar bize Serdar Ortaç'ın bir şarkısını hatırlatıyor sürekli: “Binlerce dansöz var”
Size neyi hatırlatıyorlar?
 
Bu yazı toplam 130 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.