1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

  3. BİR BAYRAM DAHA BÖYLE GEÇTİ
Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

BİR BAYRAM DAHA BÖYLE GEÇTİ

A+A-

İster Milli ve ister dini olsun bayramların bir milletin hayatında özel bir yerinin olduğu muhakkaktır. Bunu arada bir ‘ben bayramlardan haz almıyorum’ diyen çıksa da o millete veya o dine mensup olan kimselerin akılları başlarında iken inkâr etmeleri asla mümkün değildir.

         Ne var ki, özellikle de bizim dini bayramlarımız zevkle, neşeyle başlamış olsa da her zaman aynı duygularla bittiği pek görülmemektedir. Bu durum ise bizim bayramları kutlamamızın nasıl olması gerektiğini bilmediğimizden değil, kutlama zevk ve heyecanını belli sınırlar içerisinde tutmamızın gerekli olduğunu düşünmememizden veya dozunu iyi ayarlayamamamızdan kaynaklanmaktadır.

         Bilindiği gibi her bayram öncesinde başlayan, bayramı aile olarak birlikte veya evimizin dışında bir yerlerde kutlamamız zevk ve düşüncesi bizi seyahate mecbur bırakmakta biz de bayram tatillerinin diğer tatillerden daha uzun olduğunu dikkate alarak böyle bir arzunun peşine düşmekteyiz.

         Bunun için de hareketliliğimiz ve hazırlıklarımız günler öncesinden başlamaktadır. Yani bayramı kutlama heyecanı günler ve hatta haftalar öncesinden başlamaktadır.

         Artık bundan sonraki hazırlıklar bu düşüncenin sevk ve idaresinde gerçekleşmektedir. Tabii böyle olması yadırganacak ve yanlış olarak görülüp değerlendirilecek bir şey de değildir. Ama bu heyecanı yaşarken yapacağımız yolculuk ve karşılaşabileceğimiz zorluklar aklımızın ucundan bile geçmez. Çünkü biz bu heyecanla böyle bir şeyi kendimize yaklaştırmaz ve yakıştırmayız.

Günler ve haftalar öncesinden başlayan yetkili ve yetkisizlerin başlattığı ikazlar ve başımıza gelebilecek muhtemel sıkıntıların hiç birisinin bizimle ilgili olabileceğini ve başımızın bu gibi dertlere girebileceğini asla düşünmeyiz ve aklımıza bile getirmeyiz.

‘Allah var, bize bir şey olmaz, biz bu muhtemel sıkıntılara asla muhatap olmadan gideceğimiz yere gider ve döneriz’, gibi düşüncelerden de kendimizi uzak tutmaz ve ‘biz tecrübeliyiz, bugüne kadar pek çok seyahat yaptık’, bize bir şey olmaz’ demeyi de pek ihmal etmeyiz.

Yola çıkmadan önce böyle düşünmekle birlikte yapılan uyarılara kulak vermeden, trafik açısından yol hazırlıklarını bile kontrol etmeyiz.

Ayrıca her zaman olduğu gibi, trafikte yaptığımız her davranışı bizim hakkımız olduğu için yaptığımızı söylemekten de geri durmayız. Yani trafikte yapılan bütün yanlış hareketleri asla biz yapmadık ve yapmayız, karşımızdaki kişi yapar ve o yapmıştır. Bütün suç ve kabahat onundur, demekten de hiçbir zaman geri durmayız.

Aslında ‘seyahat edeceğimiz güzergâhın yolları da zaten çok kısa zaman öncesinde yapılıp onarılmış ve kaymak gibi bir yol hâline getirilmiştir, böyle bir yolda insan kaza mı yapar?’ düşüncesi bizi sarıp sarmalamıştır.

‘Bize artık herkes yolu açsın, biz geliyoruz’ düşüncesinden başka mani olacak bir şey kalmamıştır. Bu düşüncelerle yola çıkıyor ve yolları hep sadece bizim zannederek seyahate başlıyoruz.

Ancak neticeyi hiç sormayın artık kazaların kaça ulaştığını yetkililer saysın, ölü ve yaralıların kimler olduğunu yakınları düşünsün.

Biz de olsak, artık bizim yakınlarımız üzerlerine düşen görevi tabii ki, yapacaklardır.

Fakat sonuç bir önceki bayramlardan pek de farklı olmamaktadır.

Bu yazı toplam 247 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.