1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. Bir Daha Yaşamayalım Bu Acıyı
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

Bir Daha Yaşamayalım Bu Acıyı

A+A-
Bugün 19 Mayıs. Yaşadığımız büyük acıdan dolayı birçok etkinlik iptal edildi. Çünkü yastayız.
Osmanlı Devleti’nin son padişahı/sultanı ve 115. İslam halifesi VI. Mehmed Vahideddin Han’ın Anadolu’da bir kurtuluş/bağımsızlık hareketi başlatmak üzere Mustafa Kemal’i Samsun’a göndermesinin doksan beşinci yılı…
Üç yıl sonra da Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi hükûmeti 1 Kasım 1922’de Hilâfet ile Saltanat’ın ayrıldığını ve saltanat’ın kaldırıldığını bir kanun ile ilan ediyor. Sultan Vahideddin Han’ın ismi hutbelerden kaldırılıyor. İki hafta sonra da Sultan Vahideddin Han, 17 Kasım 1922 Cuma günü Dolmabahçe Sarayı'ndan Malaya Zırhlı Harp Gemisi tarafından alınıp Malta Adası’na sürgün ediliyor. Oradan Melik Hüseyin’in daveti üzerine Mekke'ye daha sonra oradan da İtalya'daki San Remo şehrine giderek bu şehirde ikamet ediyor ve 16 Mayıs 1926’da yokluk, zaruret ve vatan hasreti içinde San Remo'da vefat ediyor. Çok acıdır ki; borçları yüzünden alacaklıları tarafından haciz koydurulan naaşı, kızı Sabiha Sultan’ın borç olarak tedarik ettiği para ile kaldırılıyor. Cenazesi daha sonra Şam'a getirilerek Sultan Selim Camiî kabristanına defnediliyor.
Sultan Vahideddin Han’ın hikâyesi kısaca böyle. Aslında çok hazin ve ibretlik bir hikâye; fakat ben bam teline dokunmayacağım. İhanetleri, kumpasları, komploları, sadakâtleri, takıyyeleri, istihbarat örgütlerini, emperyal güçlerin kirli pazarlıklarını, taşeronları, Masonik faaliyetleri, tehditleri, dönmeleri, gizli servisleri, etnik milliyetçilik senaryolarını, taşeron çeteleri… hiç mi hiç irdelemeyeceğim.
Çünkü o tarihte başlayan kurtuluş/bağımsızlık mücadelesi henüz bitmedi…
Benzer kirli kurgular o gün bu gündür bu necip milletin üzerinde tezgâhlana gelmiştir ve hâlen de devam etmektedir.
Her defasında olmadık bahanelerle sözde ölümü gösterip sürünmeye, soyulmaya, geri adım atmaya, sömürülmeye bu millet razı edilmiş/mecbur bırakılmıştır. Ta ki; Uzun Adam bu milletin gerçek kimliğini, sesi ve soluğunu temsil edene kadar…
Her olayda olduğu gibi milletin bağrına ateş düşüren ve 301 kişinin ölümüyle sonuçlanan Soma faciasında da işi gücü kaos oluşturmak olan maşa/taşeron/provokatör gezi çetesi yine iş başındaydı. Maalesef bu acıdan da ekmek çıktı onlara. Yine kudurmuş domuzlar gibi polis araçlarına, ambulanslara, Başbakana, olmadı sağa sola saldırıp kin kustular milletin yaralı vicdanına… Acılı insanların arasına karışıp sureti haktan görünerek halkı sokağa dökme gayretine girdiler. Marjinal faaliyetler sergilediler. Sokakları savaş alanına çevirebilmek için bahane arayanlar Soma'daki acıyı kirli ve çirkin emellerine alet etmekten geri durmadılar...
Bu dayanılmaz acıyı yaşayan anneler, eşler, babalar, çocuklar, kardeşler, hısım akrabaların acılarına hükümet ve bütün ülke insanı gibi maddî-manevî seferber olarak ortak olmak yerine leş kargaları gibi kaos devşirmeye çalıştılar. Soma faciasından iktidar düşürme hesapları yaptılar. Mâlum ve paralel medyada olduğu gibi Asosyal medyada da olmadık yalan ve iftiralarda bulundular. Daha da ileriye gidip bir kendini bilmez Hürriyet Gazetesi yazarı yaftalı, yazamaz olası Yılmaz Özdil, CHP borazanı Halk TV programında; faciada şehit olan maden işçilerimiz için, "AK Partili oldukları için, ölümleri müstahaktır bile denilebilir" deme küstahlığında bulunurken bir diğer yazar müsvettesi Posta Gazetesinden Yazgülü Aldoğan da attığı mesajda; "Pazar sabahı günümüz aydın olamıyor. Şimdi de bir şehit lafı icat ettiler ki isyan edilmesin. Onlar ne şehittir ne gazi; kâr yoluna gitti niyazi" deme pişkinliğini sergileyebildiler…
Bir haftadır akıl almaz yalanları ile halkı oldubittiye getirmek isteyenlere karşı hükümet ve milletimiz ele ele vererek sağduyulu dik duruşuyla en güzel cevabı vermiştir…
Bu millet acısını da dindirmesini bilir. İktidarına da sahip çıkar, millî iradesine de... Üç beş çapulcuya pabuç bırakmaz. Yeter rezil olduğunuz millet iradesi karşısında…
Ölenlerimizin acısı yüreklerimizi yakarken sizin zil çalıp oynamanız, münasip yerlerinize kına yakmanız, yeni kumpaslar, komplolar, kirli oyunlar, marjinallikler sergilemeniz bizi tam bağımsızlık yolumuzdan döndüremeyecektir.
Bu elim kazanın hemen ardından devletin tüm imkânları ile bölgede arama kurtarma çalışmalarına başlanmış olması, bir nebze teselli oldu Konya olarak bizlere…
AK Parti İl Başkanı Ahmet Sorgun da, ekibiyle hemen olay yerine intikal ettiler ve acılı kardeşlerimize; “Şimdi birlik, zamanı. Acınız bizim de acımız. Konya olarak üzerimize düşeni yapacağız inşallah” mesajı verdi. Devletimiz ve hükümetimiz, yetkili kurum ve kuruluşlar, sorumluluk duyan dernekler, vakıflar; kısacası herkes seferber olmuş, bu acıyı azaltma gayreti içindedir…
Milletin yüreğine ateş düşüren bu elim kaza sonrası şehit olan maden işçisi kardeşlerimize Cenâb-ı Allah(cc)’tan rahmet; ailelerine, çocuklarına, yakınlarına, sevenlerine, Somalılara ve tüm milletimize başsağlığı ve sabr-ı cemil niyaz ediyorum.
Rabbim bir daha böyle acılar yaşatmasın milletimize…
Allah(cc)’a emanet olunuz.
 
Bu yazı toplam 80 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.