1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Bir Devri Değerlendirmek
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir Devri Değerlendirmek

A+A-
Bazı zamanlar söyleniriz.
“Geriye dönüp bakarsam işte bilmem ne olayım!”
Ya da geriye bakmam…
Geriye bakmak demek, geriye dönmek demek biraz da geçmişte ne olup, bittiğine bakmak, nereden nereye gelindiğini incelemek gerekir.
İnsanlar çoğu zaman belli bir yaşta geçmişe özlem duyarlar.
Hatta öyle ki,
Çoğu zaman “Nerde o eski…” diye hayıflanırız.
Şair Cahit Sıtkı Tarancı’nın “35 yaş şiirinde” bahsettiği gibi insan bu yaşa gelince bazı şeyleri daha iyi anlıyor.
Şimdi Türkiye’ye dönmek isterim. Yani Türkiye dünden bu güne nereden nereye geldi. Ne idi, ne oldu?
Ne olup bittiğini, nereden gelindiğini bilemez isek, önümüzü göremeyiz, hedefimizi de belirleyemeyiz.
Yaklaşık 65-70 yıl önce yorgun bir Türkiye vardı.
1.Dünya savaşında yenik sayılmış, 2. Dünya Savaşına girmediği halde sıkıntılarını çekmiş bir ülke ve millet. Nüfus yaklaşık 25 milyon. Üretim zayıf. Halk yorgun ve fakir…
Eskilerin nüfus cüzdanlarına bakarsanız ekmek, yağ, tuz, patiska karnelerinin verildiği işaretlerle dolu.
2. Dünya Savaşı sonrasında Almanya, İtalya, Japonya teslim olmuş, savaş bitmişti. Büyük şehirlerimiz hariç, yol yolak yok. Aydınlatma kısıtlı ve gazyağı ile. İşte o zaman Sovyetler Birliği heyulası ortaya çıkmıştı. Sıcak harp yerini soğuk savaşa bırakmıştı. Dünya’da dehşet vardı. Bir sürü Orta Avrupa ve Balkan devletleri uydulaştırılmış, Türkiye’den toprak talepleri vardı. Şimdilerde iyi olduğumuz zamanlarda Suriye’nin Hatay’ı, Ermenistan’ın doğuda bazı illerimizi istemesi gibi…
Henüz NATO yoktu. ABD dünya kaynaklarının dörtte birinden fazlasını elinde bulunduruyordu. Gerçi şimdide hemen hemen aynı gibi ya…
Ülkemizde bu tablo içinde bulunuyor, kurşun kalem, raptiye, çivi ve emsali, toplu iğne pek çok yerde bulunmuyor, bulunsa da karaborsa idi. Ülkenin en büyük kenti İstanbul’da ulaşım tramvay ve dolmuşlarla yapılıyordu. Konya’da bundan aşağı değildi. Tek tük Alman taksileri. Ona da binmek zengin işi idi. Taşımacılık at arabaları, kağnılar, biraz daha lüks isterseniz faytonlarla seyahat vardı. Sokaklarda takti tek tük görünürdü. Otobüsler burunlu, mağurustu.
İşte o dönemlerde başımızda bulunan CHP hükümeti açık oy, gizli tasnif gibi akıl almaz bir ucubeyle yapılan son seçimin sokunu yeni atlatmış, demokrasiye doğru ilk adımlar atılmaya çalışılıyordu. Buda Amerika baskısıyla yapılmaya çalışılıyordu. Halkta yavaş yavaş uyanış, köylü köyünden çıkıp, kasabada görülmeye başladı. Nüfusumuzun dörtte üçü köyde yaşıyordu. Köylerin hemen pek çoğunda şeker, ayakkabı, radyo meçhuldü. Kahveyi ve içmeyi çok kişi bilmezdi. Telefon çok yabancı idi. Ancak manyetolu birkaç kişide veya jandarma karakollarında telefon vardı.
Dolar 90 kuruştan 280 kuruşa devalüe edilmişti. Yabancı parayı görenlerin yüzü çok azdı.
Basınımız ise yavaş yavaş kıpırdandı. Günlük gazeteler büyük şehirlerde okuyucu bulmaya başladı. Ancak sansür yine korkunçtu. Yaklaşık ürettiğimiz 400 Kilovat/ saat elektrik ile şehirlerimiz kısmen aydınlatılıyor, mütevazi sanayimize yetmiyordu bile.
İşte millet çırpınışı ve kıpırdanma 1950’li yıllarda kendisini gösterdi. Tek parti dönemi ve Milli şef devri bitmişti. Yoğun bir Amerikan ve Avrupa modası başlamıştı. Büyükşehirlerimizde başlayan bu akın kasabalarımıza kadar yayılmıştı.
Bugün 2013 yılının sonuna doğru gidiyoruz. Yani 65-70 yıl öncesinde bir tablo önünüze koydum.
İşte o günlerle bugünleri mukayese ediniz ve Türkiye’nin geldiği noktayı görünüz. Tabi ki, Bu yıllar içinde DP’nin ve merhum Adnan Menderes’in, Süleyman Demirel ve merhum Turgut Özal ve diğerlerinin mutlaka katkıları vardır. Son 11 yılı değerlendirdiğimizde o günlerle bu günleri daha iyi anlamış oluruz. Bir devri değerlendirebilmek için geçmişi ve bugünü iyi bilmek lazım. Bugün Türkiye 76 milyon. Gelişmemiz fena değil. Birde şu terör belası ile bizi istemeyenlerin belini kırabilirsek, ülkemizin yeniden Dünya devleti olmaması için hiçbir neden yok.
 
Bu yazı toplam 48 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.