1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. Bir fincan kahve!
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir fincan kahve!

A+A-
Her aybaşı geldiğinde bütün çalışanlarda ortak payda strestir.
Paranın yetmediğidir.
Hayat şartlarının ağırlığının yanında hesap bilmemek midir?
Aldığın ücrete yahut kazandığın paraya göre harcama yapsak problemi baştan çözmüş olmaz mıyız?
Ya tüketim çılgınlığına ne diyeceğiz?
Reklâmlar, reklâmlar televizyonu açar açmaz karşındadır.
Bilgisayarınızı açtığınızda internet aracılığı ile yine reklâmlarla karşılaşırsınız değil mi?
O yetmedi cep telefonlarına gelen zırt bırt iletiler,
Toplu taşımalardaki, spor salonlarındaki, yol kenarlarında, köprülerde hep aynı reklâmları görmek durumundasınız.
Bunlar tüketim noktasında bizleri tahrik eden araçlardır.
Her ne olursa olsun biz o reklâm panolarındaki cazibeye değil cebimizdeki alım gücüne bakmak zorundayız.
Sonra evdeki hesap çarşıya uymayacak ve rezil oluruz.
Onun için hesabımızı iyi yapmalıyız.
Oturduğun ahır sekisi çağırdığın İstanbul türküsü! Diye atalarımız boşuna dememişlerdir.
Rahmetli babam;
Eşeklerle kazanıp atlarla yarışa gitmeyin. Derdi.
Hesapsız giden kasabın masadı nerelere gider?
Ayağımızı yorganımıza göre uzatmalıyız.
Daha bu ve buna benzer birçok sözler buraya yazabiliriz.
İşin özü helal kazançla helali olarak yaşamayı Cenabı Allah bizlere ve neslimize nasip etsin. Gerisi fasarya değil mi?
Burada çok uzatmadan onulmaz yaramıza merhem gibi hikâyecikle yazımı bitireyim.
**
Bir grup sınıf arkadaşı eski hocalarını ziyarete gitmişler. Birçok şey konuşulmuş sonunda laf dönüp dolaşıp hayatın, bilhassa iş hayatının zorluklarına ve bunun yarattığı strese gelmiş.
O sırada yaşlı hoca mutfağa gitmiş ve biraz sonra bir termos kahve ve üzerinde değişik renk, boy ve kalitede bir sürü fincan olan bir tepsi ile eski talebelerinin yanına dönmüş.
Kahve dolu termos ile bazıları porselen, bazıları cam, bazıları seramik ve bazıları da plastik olan fincanlar ile dolu olan tepsiyi bir masa üzerine koymuş ve misafirlerine;
--- 'Buyurun çocuklar, kendinize kahve koyun' demiş.
Bütün misafirler kahvelerini alıp yerlerine oturduktan sonra da konuşmaya başlamış.
--- 'Farkına vardınız mı bilmem ama zarif, güzel ve pahalı fincanların hepsi alındı. Masada sadece basit görünen ve ucuz olan fincanlar kaldı. Elbette kendiniz için en güzelini istemek ve onu almak çok normal.
Ama işte demin konuştuğumuz problemlerin ve onların meydana getirdiği stresin sebebi de bu.
Aslında hepinizin fincan değil de kahve istemenize rağmen birbirinizi gözleyerek daha iyi olan, daha hoş gözüken fincanları almak için uğraştınız.
İşte, hayatı kahve farz edersek, iş, para ve mevki fincandır.
Bunlar sadece hayatı tutmak için faydalı olan araçlardır. Ama hayatın kalitesi bunlara göre değişmez. Bazen sadece fincanı düşünerek içindeki kahvenin zevkini, lezzetini ve tadını çıkartmayı unutuyoruz.
Dün akşam yolda gördüm, seni yıllardan sonra
Bir yabancı gibiydin, dönüp bakmadın bana
Bunu senden ummazdım, çok kırıldım ben sana.

Bir fincan kahve olsam kırk yıl hatırım vardı
Ömrümü sana verdim, dönüp baksan ne vardı?
Bu yazı toplam 89 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.