1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Bir Musibet Bin Nasihatten Evladır
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Bir Musibet Bin Nasihatten Evladır

A+A-
Bu milleti 15 Temmuzda Allah korudu. Maazallah aksi bir netice olsaydı ne ülke kalırdı ne millet ne de devlet.. Kan gövdeyi götürür, Güneydoğumuzda haçlı Siyonist ittifakın desteklediği bir pkk devleti kurulur, onlarda İsrail gibi başta dindar Kürtler olmak üzere bölge insanını (tıpkı Suriye’nin kuzeyinde olduğu gibi) ya katleder yada sürgün ederdi. Ülkemizin geri kalan bölgelerinde de önce darbecilerle darbeye karşı olanlar arasında büyük bir mücadele olur, bu mücadelede maazallah bir iç savaşı tetiklerdi. Daha sonrada değişik etnik, mezhebi, siyasi gruplar arasında Suriye’den daha beter sonu gelmez kargaşalar, boğuşmalar, kıtaller yaşanmaya başlanırdı. Ülkemizde bunlar yaşanırken İslam ve Türk dünyasında da Haçlı Siyonist ittifak, asırlardır yapmayı planladığı yıkımları gerçekleştirirdi. Zaten bu meşum olayın asıl faillerinin ( haçlı Siyonist ittifakın) amacı buydu. Rabbe şükürler olsun ki 0’nun (cc) yardımı ile ve şimdilik ucuz atlatıldı.
15 Temmuz ne kadar uğursuzsa 7 Ağustos o kadar kıymetli. Yine Allah’ın yardımı ile (“…kalpleri uzlaştıran O’dur… Enfal 63”) bu milletin kahır ekseriyeti bir araya gelerek tüm dünyaya çok ama çok, kıymetli mi kıymetli, eşsiz mi eşsiz bir mesaj verdi. Bunlar çok güzel hadisler, lakin bu birlikteliğin devam ettirilmesi gerekir. Beraberlik derken her partinin, her gurubun aynı şeyleri düşünmesini , aynı şeyleri söylemesini kastetmiyorum. Elbette muhalefet muhalefetliğini, iktidar iktidarlığını, basın basınlığını yapacak. Bunlar zaten normal bir ülkede olması gerekenler. Birlikten kasıt asgari müştereklerde (Vatanın birliği, devlet bütünlüğü, iç barış, darbelere karşı olma, ahlaksızlığa, yolsuzluğa karşı durma…) bir araya gelebilme, 7 Ağustosta olduğu gibi birlik ve beraberlik içinde olmadır.

Fırsatçılara Dikkat
Bu uğursuz darbe girişimin “dindar” görünen bir grup tarafından yapılması dine ve dindarlara karşı hep mesafeli duran birilerinin iştahını kabartıyor. “Fırsat bu fırsat” deyip dindarlara, cemaatlere karşı bir kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlar. Bu fırsatçılar, Cemaatlerin hepsini, muhafazakâr STK’ ların, grupların tümünü aynı kefeye koyarak kazanç elde etmeye çalışıyorlar. Toptancılık yapmak ne kadar batılsa, suçun şahsiliği ilkesi de o kadar değerli birer kuraldır. Bu düşüncenin ne kadar yanlış, ne kadar batıl olduğun birkaç örnekle açıklayalım. Örnekleri yine darbe üzerinden verelim. Sondan başlayalım: E muhtırayı veren kimdi? Dönemin genelkurmay başkanı. 28 Şubat Post modern darbesini kim yaptı? Silahlı kuvvetler adına birkaç general. 12 Eylülü yapan Kenan Evren darbeyi ordu ile ve Atatürkçülük kılıfı altında yapmadı mı? 70’ lerde verilen muhtıralarda Sol renkler hâkim değil miydi? 1960 Darbesinde sol ayan beyan ortada değil mi? Evet aynen öyle. Şimdi bu darbelere, muhtıralara bakarak tüm solcuları, tüm Atatürkçüleri aynı kefeye koymak daha ne kadar yanlışsa 15 Temmuz girişimini yapan insanların “dindar” olmaları, dini söylemler içinde bulunmaları diğer dini grupları niye ilzam etsin ki? Bu yaklaşım,” Her gördüğün sakallıyı dede sanma” kuralına aykırıdır. İşin garibi bu grupla bu olaydan önce dini cemaatlerin bir çoğu, lakin bilhassa bu olaydan sonra tümü “amasız”” fakatsız” arayı açıp onlardan uzak olduklarını söylemişlerdir.

DEVLET KONTROLÜ ŞART
Türkiye’de dini cemaatler ve dini gruplar hayatın bir gerçeği. Devletin son yıllara kadar dini alanda bıraktığı boşluk böyle bir neticeyi verdi. Devletin vatandaşlarına dinin temel belgilerini (okullarda) sağlıklı veremeyişi vatandaşları değişik yollara itti. Dinin temsilcisi gibi görünen Diyanet kurumunun ve çalışanlarının eksiklikleri vatandaşı değişik arayışlara yönlendirdi. Bu mevzudaki boşluk ve kontrolsüzlük birçok batıl grubun ortaya çıkmasına neden oldu. Bu sebeple devlet, bu işe derhal el atmalı ve Osmanlıda olduğu gibi dini hürriyetlere zarar vermeden din adına iş yapan insanları kontrol etmeli. Osmanlıdaki meşihat makamına benzer bir kurum ihdas edilmeli. Önüne gelenin “din önderi” olduğu, aklına esenin tarikat kurduğu bir ülkede karmaşa kaçınılmaz olur.
Bu son musibet inşallah hayırlara vesile olur. Biz şöyle deriz; “ Allah var keder yok”, “olan da hayır vardır”, “ Rabbimiz neylerse güzel eyler….
Bu yazı toplam 117 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.