1. HABERLER

  2. EĞİTİM

  3. Bir sınavda neden bu kadar çok Türkiye birincisi var?
Bir sınavda neden bu kadar çok Türkiye birincisi var?

Bir sınavda neden bu kadar çok Türkiye birincisi var?

Her yıl YGS, LYS, TEOG sınavları ve daha birçok sınav sonucu açıklandığında eğitim-öğretim kurumlarının neredeyse tamamı TEOG sınav sonuçlarına göre Türkiye 1. çıkardıklarını, YGS sonuçlarına göre de başarılarının %100 olduğunu açıklıyorlar.

A+A-
Kurumların başarı kriteri nelerdir?

Bu sonuçların reel olarak karşılığı nedir? 
TEOG-1’de 120 soruda 120 doğru yapan bir öğrenci akademik olarak ciddi bir başarı elde etmiştir. Ancak bu öğrenciyi Türkiye 1. diye lanse etmek çok gerçekçi değildir. Bu durumda olan birçok öğrencinin yerleştirme puanı hesaplandığında bir fen lisesi bile kazabilecek puanı elde edemediği görülmüştür. Çünkü “TEOG Yerleştirme Puanı” bir öğrencinin hangi liseye yerleşeceğini belirler. Bu puanlamada şöyle hesaplanır:  1.Teog + 2.Teog + 6.-7. ve 8. Sınıfların karne ortalamalarının etkileriyle oluşan bir puan türüdür ve bu formüle göre hesaplanır. Yâni öğrencinin TEOG-1’de bütün soruları doğru cevaplaması onu Türkiye Birincisi yapmaz. Sadece o sınavı “bütün sorulara doğru cevap vermiş öğrenci” yapar. Türkiye birincisi olabilmesi için TEOG yerleştirme puanında Türkiye’de kendisinden daha yüksek puan almış kimsenin olmaması gerekmektedir.
Aynı durum YGS sonuçları açısından da geçerlidir. Şöyle ki birçok kurum YGS de bütün öğrencilerinin 150 puan barajını geçmesini baz alarak kurumun başarısının %100 olduğunu lanse eder. Bu lansman reklam değeri açısından doğru bir yaklaşım gibi gözükse de reel olarak karşılığında bir başarı yoktur. Çünkü 150 puanın, bu sınavların nihai sonucu olan üniversiteye yerleştirme açısından bir değeri yoktur. Çünkü bu puanla öğrenci yerleştirmeye esas alınan LYS’ye girme hakkı kazanamamaktadır. Ayrıca bu puanla YGS ile yerleşilen bölümlere girmesi de imkânsızdır.

YGS sonuçlarına göre sıralaması 5000’lerde olan bir öğrenci her ne kadar başarılı olsa da bu öğrenci aynı başarıyı LYS’de gösteremez ve sıralaması 50 000’lere düşerse hedefine ulaşmamış olur. Haliyle bu durumda YGS’deki başarı da bir anlam ifade etmez.

O halde belki de daha genelgeçer bir başarı kriteri ortaya koymak gerekmektedir. Başarılı kurum hangi ölçütlere göre başarılı sayılmalıdır. Sadece sınavlardaki akademik başarı bir kurumun başarılı sayılması için yeterli midir? Şu an ülkemizde kurumların başarısı maalesef sadece akademik başarı üzerinden değerlendirilmektedir. Kanaatimizce genel başarı içerisinde akademik başarının ölçütü %40-%50 civarında olmalıdır. Diğer %50-%60’lık kısım sanat, spor faaliyetleri ve sosyal, kültürel etkinliklerde elde edilen başarılar açısından değerlendirilmelidir.

Bizim buradaki değerlendirmemiz akademik başarı üzerinden olacaktır. Akademik başarıyı değerlendirirken bir kurumdaki öğrencilerin kaç tanesinin TEOG sınavlarında tüm soruları doğru yaptığı ya da YGS’de kaç öğrencinin 150 puan barajını geçtiği olmamalı, bunun yerine öğrencilerin başarısının hangi noktadan hangi noktaya taşındığına bakılmalıdır. Örneğin TEOG1’de öğrencilerinin doğru cevap ortalaması 120 soruda 70 olan ve bunu TEOG 2’de 120 soruda  80’lere çıkaran bir kurum, TEOG 1’de ortalaması 120 soruda 100 olan ve TEOG 2’de bu doğru cevap ortalamasını 120 soruda  95’lere düşüren bir kuruma göre daha başarılı olarak değerlendirilmelidir.
Benzer bir durum YGS-LYS için de geçerlidir. TEOG puanı 300 taban puanlı bir Anadolu lisesinin öğrencilerinin LYS de elde ettikleri 350 puan ortalaması ile elde ettiği sonuç, 495 TEOG taban puanlı bir fen lisesi öğrencilerinin LYS’de elde ettikleri 450 puan ortalamasına göre daha başarılı olarak değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla başarı değerlendirmesi yapılırken herkesin farklı yeteneklere, farklı sosyal, kültürel ve ekonomik şartlara sahip olduğu göz önünde bulundurulmalı ve sıralama doğrudan başarının ölçütü olarak alınmamalıdır. Potansiyeli olan ve bütün şartları uygun bir fen liseli öğrencinin 5000. olması başarısızlık iken, kısıtlı imkânlara sahip bir meslek liseli öğrencinin 15 000. olması bir başarıdır.

Bütün bunların neticesinde şöyle bir değerlendirme yapılabiliriz:
Kurumların başarıları sadece akademik açıdan değerlendirilmemeli.
TEOG sınavlarından sadece birinde 120 doğru yapan bir öğrenci için Türkiye 1. söylemi kullanılmamalı. MEB’in açıkladığı (iki sınavın ve 6.,7.,8, sınıfın yıl sonu başarı ortalamaları ile hesaplanan) puana göre derecelendirme yapılmalı.
Kurumlar bu tür reel olmayan derece reklamlarından uzak durmalı, kitlesel başarıyı gündeme taşımalılar. Her iki sınavda 120 doğru yapan öğrencilerin varlığından bahsedilebilir. Lakin Türkiye 1.söyleminden uzak durmak gerekmektedir. Zira bu söylem gerçeği yansıtmamaktadır.
Dolayısıyla TEOG sonuç açıklamalarında Derslere göre Sınava giren Öğrenci sayısı, Geçerli Soru sayısı, Doğru cevap ortalaması, Puan ortalaması, tüm soruları cevaplayan öğrenci sayısı, Genel başarı ortalaması ve 120 soruda doğru cevap ortalaması gibi bilgiler içermesi daha gerçekçi bir yaklaşım olacaktır.   
LYS’deki başarı ölçütü ise öğrencilerin hedefledikleri bölümlere yerleşmeleriyle doğru orantılı olmalıdır. Yoksa kurumdan tıp fakültesi, hukuk fakültesi kazanan öğrenci sayısına göre değil.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.