1. YAZARLAR

  2. Dilek Bülbül

  3. Bir Zaferin Müjdecisi: Uzun Şıh-1
Dilek Bülbül

Dilek Bülbül

Yazarın Tüm Yazıları >

Bir Zaferin Müjdecisi: Uzun Şıh-1

A+A-

Konya’nın şirin ilçelerinden biri olan Taşkent geçmişten bugüne “Pirikondu, Pirlerkondu, Pirlevkanda, Pirlonda” gibi çeşitli isimler almıştır. Sıkça gittiğim zamanlarda kulaktan duyma rivayetlerin yanı sıra araştırmalarım esnasında ilçeyle ilgili merakımı cezbeden ve ilçeye sembol olan isim Uzun Şıh’tır. Bölgenin tarihiyle ilgili geniş bilgiler veren “Taşkent’in Doğuşu” adlı eserde Yavuz Sultan Selim’in Mısır’a olan seferi ve Uzun Şıh’ın konuyla bağlantısı şu şekilde anlatılır:
    “Pirlonda Kuzan Mahallesi tarafında kurulmuş bir köydür. Eminlerin Hatıplardan olan Uzun Şıh, bilgin ve Allah katında özel bir yeri olan insanlardandır. Halkımız böyle insanlara erişkin demektedir. Sabah namazını Mekke’de kılıp gelen adamlardan olup Yavuz Sultan Selim zamanında yaşamıştır. Yavuz Sultan Selim Şah İsmail’e daha babası II. Beyazıt (Sofu Beyazıt) zamanında kızıyordu. Çünkü Şii mezhebini Anadolu’da el altından yayıyor, Doğu Anadolu’yu bende etmek istiyordu. Babasının yerine geçince zamanın en güzide beldesi Bağdat'ı almayı düşünüyordu. Bunun için önce doğudaki Şah İsmail tehlikesini kaldırması gerekliydi. Bu amaçla ülkesine bir fermanla zamanının hocalarını çağırmak için haberciler gönderdi. Haberciler medreselerin bulunduğu yerlere uğruyorlardı. O zaman Pirlonda da medrese vardı. Uzun Şıh medrese tahsili görüp hocalık yapmaktaydı. Gelen haberciye “Sen git ben gelirim” der. Anasının yeni pişirdiği yufka ekmek ile uzun bir zaman aradan vakit geçmesine rağmen daha ekmek soğumadan haberciye yetişir, Ona taze yufka ikram eder. Böylece saraya varılır.
    Yavuz Sultan Selim gerçek din ve fikir adamlarını, gerçek ulema kişileri anlamak için sarayın giriş kapısı eşiğinin altına Kur'ân-ı Kerim’i koydurur. Ülkenin çeşitli yerlerinden gelen din adamları selam verip saraya dolarlar. Uzun Şıh ise gerçek ermişliğini gösterir. Kapının bekçileri “Buyur hocam” demelerine rağmen O saraya girmez. Askerler durumu padişaha bildirirler. Derhal dışarıya fırlayan padişah Uzun Şıh’a:
- Girsene deyince
- Kokusunu aldım. Emaneti eşiğin altından almazsanız giremem. Onu atlayamam deyince padişah buna çok sevinir. İşte gerçek hoca diye düşünüp Kur'ân-ı oradan aldırtır. Aradığını artık bulmuştur. Gelen hocalarla kısa bir sohbet ettikten sonra onların dağılabileceğini fakat Uzun Şıh'ın kalmasını söyler. Yalnız kaldıklarında:
- Hocam ben Bağdat’a çıkmak arzusundayım. Ne dersin?
- Padişahım, akşamın işini sabaha bırakma diyerek Ona zaferini müjdeler. Bunun üzerine padişah hocaya teşekkür eder ve derhal ordusuna emir verir. (Devam Edecek)

Bu yazı toplam 773 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar