1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Bir Zamanlar, Bugünleri Hayal Ederdik - 1
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir Zamanlar, Bugünleri Hayal Ederdik - 1

A+A-
Büyük bir zaman tünelinden geçip gidiyor bu hayat…

Arada sırada çocukluk yıllar aklımıza gelir. Gözlerimiz dolar ve o zaman hayal ettiğimiz hayata bugün ulaştığımız noktada bazı değerlerin yok olup gitmesiyle ortaya çıkan açığın insan üzerinde ne kadar olumsuz bir etkisi olacağını anlayamazmışız.

Evet, gençler, siz bahsettiğim içinde teknoloji, bilimsel gelişmeler ve modern bir hayatın olduğu farklı bir dünyaya düştünüz. Rabbim kıyamete dek sürecek dünya hayatında sizi bu şekilde konumlandırdı. Bugün belki büyülerinizin buğulu gözlerden dökülen hatıralarını anlattıkları zamanda belki hiçbir şey hissetmiyor olabilirsiniz. Hatta o hayata özlemi anlamsız bulabilirsiniz. Dahası komik bulabilirsiniz. Size de diyecek bir söz yok. Çünkü büyüklerinizin dillerinden çeşitli aralıklarla dökülen o mutluluk iklimlerine dair hayatın içinde olmadınız ki!
Gelin sizinle az dertleşelim! Konya benim çocukluk yıllarımı yaşadığım 1970’li yılların sonları ile 1980’li yıllarda bugüne nazaran oldukça farklıydı. Farkı oluşturan temel etken, insani duyguların hissedilebilir varlığı ve saflığı idi. Kaynaşma mantığımız idi. Bugünkü anlamda mal ile mülk ile at ile araba ile övgü veya kasılma gibi günümüzün normalleri o devrin anormalleri idi. İnsanlarda ki empati yapısı bambaşka idi. Kimse lüks peşinde koşmaz daha çok insani özelliklere önem verilirdi. Bugün gelinen noktada durumu görüyorsunuz. Herkeste bir koşturmaca ve yoğun bir çaba ama insanlık sürecini geliştirmek veya bir diğerinin faydasına koşmak için değil. Daha çok para kazanmak, daha çok birilerini yolmak için bir telaşedir almış yürümüş. Çocuklarımızda bile inanılmaz bir koşturmaca hâkim. Çocukluğunu yaşayamayan çoluk çocuğumuza gelecek hayatlarında çok üst mertebelerde olmaları için inanılmaz bir baskı uyguluyoruz. Çocuklarımız birbirinden uzak ve kopuk yaşıyorlar. Birbirlerini dinlemiyorlar. Ellerinde ki cep telefonları tüm dünya hayallerini içine toplamış. O küçük tuşlu dostları onların diğer insanlarla samimi olmalarını engelliyor. Birbirilerinden uzaklaştırıyor. Bu uzaklaşma sonucunda oluşan ikilem yüzünden çevre edinemiyor. Bütün çevresini ellerinde ki cep telefonları ile üyesi oldukları facebook sayfalarında tanışıp kaynaştıkları ne idüğü belirsiz kesimler oluşturuyor. Yani çocuklarımızı modern hapishanelerde eğitiyoruz. İnsani özellikleri vurgulayan bir çabamız yok. Cep telefonlarında ya da kompüterlerde ki oyunlarda da zaten karşında ki zayıfı ez elinde ki ekmeğini al anlayışı hâkim olduğu için hayata bakış açıları bu perspektifte yürüyor. Babalarının ellerinde olmayan cep telefonlarına sahip olmuşlar. Eğer o cep telefonları olmazsa diğerlerinin yanında ezilecekler. Belki aşağılanacaklar. Yani dünyanın doymak bilmeyen tüketim hırsına mağlup olacaklar.

İşte bizim şehrimiz Konya’da bir zamanlar bu kadar bolluk olmasa da huzur vardı. Konya’nın en yüksek sitesi şu belediyenin arkasında ki Dikilitaş sitesi idi. Onunla bile gurur duyardık. Diğer İstanbul,
Ankara gibi illerde ki dev katlı yapıları görünce kendi kendimize hayıflanırdık. Niçin bizim şehrimizde öyle dev yapılar olmasındı ki? Orta yaşın üstüne ulaştığım bu yıllarımda görüyorum ki özlemini duyduğum o dev yapılar tüm Konya’yı sarmış. Ama yanında birçok değerlerimizi de alıp götürmüş. Şu anda eski Konya’mızı çağrıştıran her şeyler sıfırlandı. O güzelim kerpiç evler belki çirkin görünürdü. Ama birçoğu yıkıldı ve yerlerine daha modern ve yüksek binalar olan yapılar yapıldı. O kerpiç evler ki insanımız onun içinde çok mutlu idi. O evlerin bahçesinde oturulur sohbet edilir koca kayısı ağacının gölgesi altında mis kokulu çaylar yudumlanırdı. İnsanımızda kibir yoktu. İnsanımızda haset yoktu. Bugün şu düştüğümüz hale bakın. Değil kaynaşmak ve birbirimizle dertleşmek, müptelası olduğumuz işe yaramaz çok sayıda TV dizilerinin yayın saatlerine göre günümüzü uyarlıyoruz. Televizyon programlarına göre güncel hayatımızı şekillendiriyoruz. Önceden namaz saatlerine göre uyarlanan hayatımızın yerini bugünkü işe yaramaz entrika dolu TV dizilerinin yayın saatine göre uyarlayan sisteme yazıklar olsun diyorum.
İşte o kerpiç evlerde ki yaşam bugün daha içiçe olduğumuz dev sitelerde ki yaşama nispeten daha elit ve daha huzur kaynağı idi. Evet, açık söylemek gerekirse sitelerde ki yaşam şartları daha içiçe olduğumuz komşularımızdan bizi daha da uzaklaştırıyor. Çoğumuz karşı komşusunu şeklen tanıyor. Birçoğumuz isimlerini bilmediğimiz onlarca insanla dolu sitelerde yapayalnız yaşıyoruz.

Peki, ne olacak?
Düzelecek mi?
Hiç sanmıyorum. Bu asrın şartlarına göre yaşamlarımız devam edecek. Televizyona uyarlı yaşamlarımız da aynen devam edecek. Selam verilmeden komşu tabir ettiğimiz insanlarla da böylesine kopuk ve ilgisiz yaşamaya devam edeceğiz.
Gelecek yazımda devam edelim.

 
Bu yazı toplam 96 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.