1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Bireysel Hesaplar
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Bireysel Hesaplar

A+A-
Suriyeli vatandaşlar ülkelerinin normale dönmesini bekliyorlar. Yaşanan çatışmaların bir an önce sona ermesini ve normal insan gibi bir hayatın içine dönmek istiyorlar. Koltuk sevdası yüzünden tüm ülkeyi harabeye çeviren ve yaşanılamaz hale getiren Beşşar Esed’in bunca yaşanan gelişmelerin ardından o ülkenin başında bulunamayacağı hatta o ülke sınırlarında dahi yaşamasının imkansız hale geldiği bir realitedir. Bu Çin, Rusya ve İran gibi beklentileri yüzünden gerçekleşen tüm katliamlara göz yuman ülkelerin Esed’in ardında durmasıyla da mümkün değildir. Çünkü Suriye’de bundan sonra savaş bitse de tam anlamıyla demokrasinin hakim olması bir mucizeye bağlı olup Esed ya da bir diğerinin iktidarında artık ülkede çok başlılık hakim olacaktır. Özellikle Şii ve Sünniler arasında net bir kutuplaşma ülkede başı ağrıtacağı gibi daha önce adını hiç duymadığımız ve savaşın arasından pörtleyen PKK’nın Suriye ayağı dedikleri PYD’de birçok noktada hak iddia etmeye çalışacaktır. Zaten şu karışıklığın arasında Suriye’nin elinde ki sınırlı sayıda olan petrol kuyularının işletimi ve satışını da bunlar kontrol etmektedir. 
Suriye’de bu savaş eninde sonunda bitecek. Fakat geriye tamir edilemez devasa bir enkaz bırakarak. Daha da üzücü olanı kendi devletlerinin eliyle katledilen masum insanların yasını tutan bir millet, iktidar saplantılı bir zalimin eliyle yitirdikleri yakınlarının acısını tüm ömürleri boyunca yaşamaya devam edecekler.
Bu acının insan ruhunda açtığı yaraların kapanması ve normal hayat yaşaması imkansız gibidir.
Savaş bitse ne olacak?
Bundan sonra ruhsal sorunlarıyla boğuşan, acı ve öfkeyle karışık haleti ruhiye içinde ömür geçiren insanlar olacak. Daha da kötüsü öfkesini boşaltabileceği bir fırsatı olmaması çok daha kötü olacaktır. İşte içe atılan acı yüklü bu duygular ülkenin yaşayacağı bitmek tükenmek bilmeyecek başlıca sorunu olmaya devam edecektir.
Mezhepler arası belirgin kopmalar ve çatışma risklerini bertaraf edebilecek bir liderin mevcudiyeti noktasında Suriye adına endişeliyim. Bu hengame yaşanmaya devam edecek.
Savaş sonrası Irak’ın durumuna dikkatinizi çekmek istiyorum. Hep bir ağızdan Amerika’nın o toprakları terk etmesi için tempo tutmuş ve Amerika’nın çekilmesiyle (!) mutlu olmuştuk.
Peki! Amerika çekildi de ne oldu? Mezhepler arası yaşanan gerginlikle geçmişte yaşanan savaşlar arasında ne fark görüyorsunuz? Her gün bombalar patlıyor ve her köşeden Müslüman kanı fışkırıyor. Bu kez daha da kötüsü yaşanıyor. Müslüman müslümanı öldürüyor. Amerika, Rusya, İsrail, Almanya, İngiltere olanları oturmuş kenardan izlemekle yetiniyor.
Tabi değil mi yaa!
Bu onların iç meselesi, hiç burun sokmak olur mu? Bırakın birbirlerini yesinler. Yesinler ki altlarında yatan dev petrol denizinin kontrolünü çıkar çevreleri diledikleri gibi ellerine geçirsinler.
Akan kanın ne önemi ve değeri var ki! Önemli olan petrol kaynakları boşa akmasın.
Suriye’nin geleceği karartılmıştır. Koskoca İslam dünyası batının akla hayale gelmeyecek oyun ve entrikalarıyla birer birer etkisiz ve kontrolsüz hale getiriliyor. Suriyeliler için asıl zor günler Esed sonrasında başlayacak. Az önce değindiğim gibi milletin psikolojik travma yaşamasının yanında geriye; kültürel, sosyal, ekonomik, imar çöküntüleri arasında bocalayan bir sistemin yeniden toparlanıp düzene girmesi boyacı küpü gibi batır çık metoduyla olacak bir iş değildir. En az 30 sene ister.
Haydi imar edildiğini farz edelim. Onca insanın yaşanan bu travma sonrasında normalleşmesi sizce kolay olacak mı? Suriye eski Suriye olacak mı? Sırf iktidar hırsı uğruna baba ile oğul arasında oyuncağa çevrilen bir milletin geleceği nasıl şekillenecek? Bunlar için ömrümüz varsa ileride yaşanacak gelişmelerden göreceğiz.
Ama daha önemli bir detaya dikkatinizi çekmekte yarar görüyorum. Her fert üzerine düşeni yapmakla mükelleftir. Bizim gibi sıradan vatandaşların şu an için yapabileceği en önemli katkı dua ve ellerimizden geldiği kadarıyla maddi destek sağlamaktır.
Hafız Esed 1979 yılında Hama’da kanını akıttığı binlerce Müslümanın hesabını veriyor. Bu da şu anda akıtmakta olduğu Müslümanların kanının hesabını vermeye er ya da geç gidecek. Allah’a iman noktasında zafiyet gösteren İslam dünyası liderlerinin inanç noktasında kendilerini kontrol etmesi ve islamın emirlerini yeniden gözden geçirmeleri gerekiyor. Bu nokta da ne büyük mutluluktur ki Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanı tüm İslam dünyasına ve diğer gayrimüslim devletlere bunu açıkça ve yiğitçe haykırmaktadır. Çünkü o da biliyor ki günü geldiğinde onu da bekleyen bir hesap var. Bu hesap bireyseldir. Cenab-ı Allah huzuruna Bakanlar Kurulu üyelerini veya 550 milletvekilini çağırarak toplu hesaba çekmeyecek. Hesap bireysel olacaktır. Herkes sadece kendi üstüne düşeni yapmakla mükelleftir. Bunun bilincinde olan başbakanımızın samimiyet sınavından artı notlarla çıkma çabasını ve yaşanan zulümlerin son bulması noktasında ki gayretini takdire şayan buluyorum. Diğerlerini de bu hesaba hazırlıklı olmak amacıyla doğruların yanında yer almaya davet ediyorum. Geçmişte yaşanan hatalar, ayıplar, günahlar ne olursa olsun. Tövbe anından itibaren Allah’ın izniyle resetlenir. İşte bu fırsatı değerlendirmek şu an için ellerindedir. Ama hak vaki olduğu zaman o ihtimalde yoktur.
İslam ümmetinin içinde bulunduğu derin uykudan uyanması için dua edelim.
 
Bu yazı toplam 41 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum