1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ali ACAR

  3. Birleşmiş Milletler Günü
Prof. Dr. Ali ACAR

Prof. Dr. Ali ACAR

Yazarın Tüm Yazıları >

Birleşmiş Milletler Günü

A+A-
Birleşmiş Milletler’in 26 Haziran 1945 tarihinde aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 50 ülke tarafından San Francisco’da imzalanarak 24 Ekim’de resmen faaliyete hasebiyle bu tarihten itibaren her yıl 24 Ekim’in BM Günü olarak kutlanılmaktadır.

“Birleşmiş Milletler’in ihtilafların çözümlenmesi için oluşturulan organı Uluslararası Adalet Divanı birçok davada çözüm adına önemli kararlar almış ve günümüz devletler hukuku sistemi için önemli bir içtihat oluşturmuş olsa da, 1945’ten günümüze Güvenlik Konseyi’nin anlaşmazlıkların çözümünde daimi üye olan ABD, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, İngiltere ve Fransa’nın veto yetkileri sebebiyle karar almakta zorlanması sorunların giderilmesine engel olmaktadır.
Dünya barışını sağlayabilecek oluşumlar için tek bir adım dahi atmamıştır. Artık herkes biliyor ve kabul ediyor ki, Müslümanların bir araya gelerek yeni bir teşkilat kurup hayata geçirmekten başka İslam dünyasının haklarını koruyup adalet ve barışı sağlamaları mümkün değildir.
BM’nin yürüttüğü politikalar hep veto yetkisine sahip ülkelerin eğiliminde yönetilmektedir.
Birleşmiş Milletlerin bu yapısı ile dünya adalet ve barışını sağlaması mümkün değildir. Kıbrıs’ta hazırlanıp bizi tuzağa düşürdükleri Annan Planı ve diğer sayısız tecrübelerden sonra bunu BM kürsüsünden bizzat Başbakan Erdoğan da açık açık söylemek zorunda kalmıştır. "Erdoğan BM Genel Kurul'daki konuşmasında da darbecileri eleştirmişti. İsim vermeden Mısırdaki Sisi yönetiminin meşrulaştırılamayacağını vurgulayıp BM'yi eleştiren Erdoğan şunları söyledi: "Mısır'da halkın oylarıyla seçilmiş Cumhurbaşkanı darbeyle indirilirken, verdikleri oyun hesabını sormak isteyen binlerce masum katledilirken, BM de, demokratik ülkeler de bunu sadece izliyor. Ve bu darbeyi yapan kişi meşrulaştırılıyor. Eğer demokrasi diyorsak sandığa saygı duyalım. Yok demokrasi değil de darbeyle gelenleri savunacaksak o zaman BM niye var diye merak ediyorum."demişti.
BM’nin her nereye el attıysa bu konu da, Afganistan gibi, Libya gibi, Irak gibi Sudan gibi işgal, parçalanma, yağma veya katliamlarla karşılaşılması kaçınılmaz olmaktadır. Irak ve Suriye yakın örneklemler arasında görülmektedir

BM Irak’ta nükleer silahlar bulunduğu, bunların imha edilmesi için BM yetkililerine teslim edilmesi gerektiği, teslim edilmediği takdirde bunun bir askeri müdahaleye gerekçe sayılacağı yolunda, 8 Kasım 2002 tarih ve1441 sayılı bir karar almıştı. Bu kararın alınmasından önce Irak tüm suçlamaları reddetmiş, ülkesinin denetime açık olduğunu, söz konusu ithamların aslının olmadığını ifade etmesine rağmen ABD ve İngiltere’nin ısrarları ile karar alınmış ve hemen harekete geçilmiş idi. Irak ise karara 13 Kasım 2002 günü uyduğunu açıklamıştı. Silah denetçileri 27 Kasım 2002 tarihinde Irak’a gitmişler, yaptıkları denetimlerde herhangi bir silahın bulunmadığını bildirmelerine rağmen, bir dizi yalan ve iftiradan sonra Irak’a müdahale kararı alınarak bildiğimiz felaketler meydana gelmiştir. Bugün Irak üçe bölünmüş vaziyettedir.
Libya’daki süreç ise daha tazedir. Alelacele alınan bir kararla bombardıman başlatılmış, uluslararası kaideler çiğnenerek savaş bile ilan etmeksizin ülke yerle bir edilmiştir. Libya bugün fiilen ikiye bölünmüş durumdadır.

Afganistan’ın, Sudan’ın ya da Somali’nin BM yüzünden uğradığı felaketleri haddi hesabı yoktur.
Yine BM, İsrail konusunda yığınla aldığı kararlara uyulmaması sebebiyle kılını bile kıpırdatmamıştır, kıpırdatmaz da.
Şimdi ise aynı senaryo Irak ve Suriye de oynanmak istenilmektedir. Ama Türkiye’nin Uluslararası hukuk tan doğan sorumlulukları bu senaryoları boşa çıkaracaktır.
Bu yazı toplam 174 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.