1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Biz Müslümanlar
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Biz Müslümanlar

A+A-
Müslümanlar olarak çevresel etkenlerden çok ciddi zarar görüyoruz. Erkeğiyle kadınıyla bir müslümanın vermesi gereken görüntüyü veremiyoruz. Özellikle aldığımız evlerde yaptığımız dizayndan tutun her şeyimiz gösterişe dayalı bir görüntü çiziyor. Çok pahalı süs eşyalarından tutun da kullandığımız tencereye kadar neredeyse servet harcıyoruz. Fakat evlerimize asıl gerekli olan içi kitap dolu kitaplıklarımız yok. O kitapları okuması gerektiğine şartlandırılmış evlatlarımız yok.
Elbette güzel evlerde oturup güzel eşyalar edineceğiz. Ama bütün bunların temelinde gösteriş olmayacak. Hanelerimize koyduğumuz eşyalar bizim rahatımızı bozacak şekilde dizayn edilmeyecek. Odanın ortasında ki sehpanın üzerine iliştirilmiş çok pahalı kristal vazonun kırılması riskinden dolayı çocuklarınızın rahat hareket yeteneklerine müdahale etmeyeceksiniz. Odaların kapısına kilit vurmayacaksınız. Her köşeye doldurduğunuz süslü eşyaların hiç anlam ifade etmediğini ama çocuklarınızın ve misafirlerinizin çok daha fazla anlam ihtiva ettiğinin bilincinde olacaksınız. Bunları yapmadığınız sürece evinizde ki eşya ile gösteriş yapmaktan başka bir işe yaramayan kibir abideleri olarak bir yaşam süreceğinizi bileceksiniz.
Geçtiğimiz aylarda bir arkadaşımla birlikte birinin evine ziyarete gitmiştik. Çok lüks bir sitede yaşayan zatın evinde ki salonda oturup çay içmiş ve epeyce muhabbet etmiştik. Odanın içerisinde ki eşyalar tam bir servet niteliğinde dersem abartmış olmam. Özellikle de odanın tavanına çekilmiş alçıdan kartonpiyerlerin kenarından odayı baştanbaşa dolaşan turuncu renkli ışıklandırma sistemine ilaveten altı adet lambalı ahşap üzeri kristal işlemeli avizenin ışıkları da ful yanıyordu. Kısacası gözlerimize azap vardı. Ev sahibinden tavanı çevreleyen turuncu lambaları kapatmasını rica ettim. Kapanınca gözlerimiz dinlendi. Daha çok gösteriş amaçlı olan bu durumu hangi cihetten değerlendirmek lazım bilemiyorum. Ama müslümanın mütevazi olması önemlidir. Müslümanın israftan kaçınması önemlidir. Müslümanın göz sağlığına ihtimam göstermesi önemlidir.
Aynı oda içerisinde yer alan tam 5 farklı yerde ki sehpaların birinin üstünde gümüş işlemeli kül tabla seti, ikincisinde uzunca bir kristal vazo, üçüncüsünde işlemeli cam vazo seti, diğerinde heykel ve sonuncusunda da sanırım Afrika usulü ahşap işlemeli sırtında çocuk taşıyan hamile kadını figüre eden tahta heykel vardı. Diğer detaylara girmek istemiyorum. Fakat şu bir gerçek, bu şekilde süsleme anlayışının çok gereklilik içermediği bellidir. Evini bu tür eşyalarla donatmakta olan çok sayıda Müslüman’ın İslam aleminin kan revan içerisinde ki ahvali için gösterdiği maddi hassasiyet nedir? Çok merak ediyorum.
Süsten laf açılmışken tesettürlü (!) müslüman kızlarımızın son yıllarda ki giyim tarzında yaşanan değişimlerde çok dikkat çekici düzeye geldi. Tesettürün anlamını sadece başını örtmek gibi algılayan kızlarımızın tercih ettikleri Yahudi malı cafcaflı eşarplara değinerek yazımı uzatmak istemiyorum. Ama desenleriyle ve renkleriyle tüm erkeklerin dikkatini ziyadesiyle çektiklerini kendilerine müjdeleyebilirim (!)
İnsan elbette güzel ve kendine yakışanı giyinmelidir. Ama bunu yaparken ifrattan kaçınmasını bilmelidir. Altına giyindiği vücudunun fotoğrafını aleme deşifre eden daracık kot pantolonların, ağzına yüzüne sürdüğü ruj ve güzellik kremleriyle tamamen insanı tahrik noktasından hareket etmesinin islamın ifade ettiği tesettürle alakası yoktur. Boş yere saçını başını kapatma zahmetine girmesine gerek yok. Çünkü diğer giyindikleriyle verdiği tahribat, saçını kapatmamasının verdiği tahribatın çok fevkinde olacaktır.
Peki islamda ki tesettür hükmünün içeriğini nasıl açıklamalıyız?
Kısaca ifade edeyim. Tesettür Arapçada ki setr kelimesinden gelmektedir. Setrin kelime anlamı örtmek demektir. Örtmekten kasıt ise sadece başı örtmek anlamına gelmez. Vücut organlarını hiç belli etmeyecek şekilde örtünmek demektir.
Yoksa vücudun diğer azalarını teşhir ederken saçınızı kapatmanın rabbimiz nazarında hiçbir anlam ifade etmediğini ifade etmek istiyorum.
Ahzab süresi 59. Ayet-i Kerime’de rabbimiz buyuruyor: (Ey Nebi, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına [dışarı çıkarken] cilbablarını [dış kıyafetlerini] giymelerini söyle! Bu, onların tanınıp, eza görmemelerine daha uygundur.)
Sözü uzatmaya gerek yok.
Medya, çevre gibi hayatımızı esaret altına almış egemen güçlerin bunca saldırısı ve zulmüne rağmen çarşılara, pazarlara baktığımızda malum başörtülü kızlardan geçilmiyor. Bu duruma nereden bakalım? Hiç yoktan başörtülü kızlarımızın, hanımlarımızın sayısı hala çok sayıda diye sevinelim mi? Ya da başörtüsü, ruhundan giderek soyutlandı, çarşılar başörtülü mankenlerin boy gösterdiği podyuma döndü, örtü ayağa düştü diye üzülelim mi?
Buyurun cevabını siz verin…
 
Bu yazı toplam 45 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum