1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Bize Silkinme Gerek
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Bize Silkinme Gerek

A+A-
Bir zamanlar bizzat yaşadığımız güzellikler artık birer nostaljiye dönüştü. İnsani bakış algılarımızı yerinden oynatan gelişmeler sonucunda işte bugünkü durum zuhur etti. Geçmişin her anını özlemle yad ederek bir nebzede olsa duygusal rahatlama beklentisine girsek bile sonuçta ortada yaşadığımız reel bir hayat var. Bunu görmezden gelerek yolumuza gidemeyiz. Şimdi size meydana gelen değişiklikleri aşağıda örneklendirerek anlatayım ki durumun geldiği boyutu tam anlamıyla hissedebilesiniz.
Geçmişte ki insani algılarımızın yerini, sanal olarak adlandırdığımız hiçbir duygu esamesi taşımayan ve tamamen soğuk bir yapı etkisi altına almakla kalmamış ve tamamen duygusuz ve birbirinden kopuk bir insani anlayış hakim olmuştur.
Eskiden küçüklerin büyüklere saygısı vardı. Küçük, büyüğünün karşısında otururken, konuşurken ve susarken dahi tamamıyla edebe riayet eder, herhangi bir saygısız olarak addedilebilecek bir harekete düşmekten itinayla kaçınırdı. Herkes yerini bilir ve asla haddi aşacak bir ifade kullanmaktan veya hareketten şiddetle kaçınırdı. Bugünkü geldiğimiz noktada ki vahim duruma zaten her gün şahit olmaktasınız. Küçüklerin, büyüklerine saygı duymasından geçtikte, büyüklerin küçüklerine karşı tavır ve söylemleri karşısında saygıyı hak etmedikleri bir pozisyona düşmelerinden ciddi endişe duyar hale geldim. Sevgiden tamamen soyutlanmış ben merkezli bir kafa yapısı yüzünden büyüklerin duruşu tamamen materyalist bir çehreye bürünmüştür. Bu durum beraberinde küçüklerin büyüklerine karşı saygılı davranışına dair az önce verdiğim örneklerin günümüze uyarlanmasında ne kadar uzak bir ihtimale gittiğini açık ve net ortaya koymaktadır.
Bayramlarda insanlarımız için en güzel fırsat, günlük hayatın koşturmacası yüzünden ihmal ettiği sıla-i rahim, konu komşu ziyaretleri olarak bilinirdi. Bugün geldiğimiz noktada bu güzel hasletin yerini de cahilce bir bakış açısıyla deniz kenarında ya da kaplıcada tatil fırsatı olarak görmeye başlamışız. Bayram tatili denildiği zaman büyükleri, komşuları, arkadaşları ziyaret edecek yere lüks otellerde safa sürmek olarak algılama yanlışına düşmüşüz. Bunun adına da bir yıl boyunca yaşanan yorgunluğu atmak amacı gibi sözde masum bir gerekçeye dayandıracak kadar komediye çevirmişiz. Bu sebeple bayramlarda islamın bize verdiği anlamda idrak edilmekten uzak bir bakışa kurban edilmiştir.
Okullarda öğrenci ile öğretmen ilişkileri inanılmaz derecede saygı ve sevgi kaynaklı idi. Bugüne baktığımızda öğretmenler, öğrencilere laf söylemekten çekinir hale gelmişlerdir. En ufak bir çıkış karşısında dahi öğrenci velisi okulun kapıya dayanmakta ve öğretmeni darp edebilmektedir. Hatta veliden öte öğretmenini tekme tokat döverek ahlaktan nasibini alamamış öğrencilerin yaptığı vukuatları da hemen her hafta gazetelerden okumaktayız.
Gazetelerde okuduğunuz olaylara baktığımızda, bundan 20 sene önceki biz değiliz. Nedense bize bir haller oldu. Karıncayı incitmeyecek kadar nadide bir milletin torunları olarak içimize sokulan fitneler yüzünden insan hayatının hiçbir değeri kalmamıştır. Sinek öldürür gibi insanların canına kıyılıyor. Eline silahı alan meydana çıkıyor. Gözü gibi sakınması gerektiği karısını gözünü kırpmadan çocuklarının önünde öldürecek kadar canileşen ruh yapısına sahip aile reislerinin varlığı bile insanı ürkütmeye yetiyor. Kadını kendine köle gibi gören bir anlayışın bugünkü geldiği noktada durumumuz maalesef iç acıtmaktadır. Yüce dinimizin en çok değer verdiği anneler ve anne adayları için bu kadar acımasız olmamızın altında yatan etken nedir ?
Neremize dokunsak elimizde kalıyor. Her şey gösterişe dayalı bir mecraya sürüklenmiş. İnsanlar daha çok varlıkla daha mütevazi olacak yerde daha da hırs küpü oluyorlar. Maddi varlığa açılan kapıların sadece kendilerine özel olmasını murat eden zenginlerimizin İslam adına verdiklerini iddia ettikleri zekatlar bile riyakarlık gösterisi haline gelmiştir. Zira dinimizde zekatı veren de alanda bilinmemelidir. Ama öyle hal aldı ki pek muhterem zenginlerimiz varlıkları yanında susam tanesi kadar verdikleri zekatın reklamını yapmaktan geri durmuyorlar. O mal varlığını kendilerine bahşeden rabbimizin, içinden zekatını vermesi için bir imtihana tabi tuttuğunun bile farkında değiller. Sadece farkında olduklarını sanıyorlar. Ama onu burada değil orada daha iyi anlarlar. İnanın zekat verdiklerine bile pişman olacaklar. Zira gösterişe dayalı zekat dağıtımı ile ibadet yerine gelmiş olmuyor. Aksine başlarına daha büyük çorap örüyorlar. Zenginlerimiz kendilerine mal biriktirmeye doyamadılar. Her sene gayrimenkuller, sıfır arabalar almaktan bıkmadılar. Bir yanda işçisinin ya da kendi maslahatına hizmet edenlerin hakkından tırtıklayarak kadar yüzsüzleşen bu gözü açlara hakkınızı helal etmeyin. Kalben söylüyorum Siz galip geleceksiniz.
 
Bu yazı toplam 67 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum