1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. BİZİM HAYALLERİMİZ VARDI BİR ZAMANLAR!
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

BİZİM HAYALLERİMİZ VARDI BİR ZAMANLAR!

A+A-

1970’li yılların ikinci yarısı idi. O yıllarda bizim hayallerimiz vardı. İmam-Hatipte okumak demek gelecek için hayal ve ideal kurmak ve ona göre plan ve proje yaparak çalışmak demekti. Bir an önce okulu bitirip toplum hayatının içerisine karışarak hedef için adımlar atmak demekti bu hayaller.Bu hayallerimizin en tepesine koyduğumuz davamız olan İslam vardı. Hedefimiz de birer dava adamı olarak yetişmek ve geleceğe yön veren insanlar olmak vardı. Dava için iyi derecede kendini yetiştirmek ve mezuniyetten sonra gerektiğinde köy köy, kent kent gezip davamızı anlatacak ve bu uğurda engel tanımayacaktık. Buralar olmazsa, kahve kahve dolaşacaktık ve her halükarda davamızı anlatacak bir köşe bulacaktık.
Tüm bunları yaparken, yani davamızı yaşarken bir de yaşatmak gayretini gösterecek, para-pul, makam--mevki, araba-ev gibi dertlerimiz olmayacaktı. Allah ne verdiyse onunla koşturacak ve karşılığını yine Allah’tan bekleyecektik. 
İslamı ve İslam Medeniyetini ilk önce kendimize, sonra ülkemize ve daha sonra da tüm dünyaya hükümran kılıp, mazlum-mustazaf, dualarında “bana bir Mülüman kardeşim yardım etse” diyenlerin yardımı olacaktık. Dualarda beklenen olmaya canı gönülden çalışacaktık. Besmele ile başladığımız bu yolda, sadakallahül azimi ancak son nefeste diyecektik. Bu hayallerde İmam-Hatip’te okuduk ve okurken de büyüdük. Sonra ne mi oldu? Önce bir iş güç bulalım dedik ve bulduk. İş güç sahibi olunca da paranın kokusu ve şıngırtısı yüreğimizin yağını eritti, bir yangın yerine çeviriverdi . Paranın tatlı yüzü bizleri kandırdı. Altımıza lüks bir de araba çektik. Evlerimiz saray yavrusu gibi oldu ve içerisi tüm lüksiyat eşyaları ile doldu. Bu rahat evler gözlerimizi kör ederken, kalplerimizi de kararttı. Gittiğimiz misafirlikte bile evin konumuna, küçük ve büyüklüğüne, içinde ki eşyaya bakar olduk. Evlatlarımız oldu. Evlatlarımız bizim çektiğimiz çileleri çekmesin, yurt köşelerinde sürünmesin dedik. Onları sıkmayalım dedik ve sıkmadık. Namaz kıl diyemedik. Sabah namazı vaktinde yaşı daha küçük biraz daha uyusun dedik kaldırmadık. Cumaya gidip gitmediğini soramadık. Sorarsak belki küser diye çekindik. Yeyip içtiklerini haramdan mı yedi içti araştıramadık ve hep yutkunduk.
Yaşamına, giyimine, kuşamına stil ve imajına asla laf edemedik. İçimize atarken hep susmayı tercih eyledik. Bu şekilde davranarak onlar bizden bizde onlardan farklı yaşar olduk. Zamana suç bulduk ve “zamane gençleri” canım sende adını verdik. Hatta bir birimizin yüzünü çoğu zaman göremez olduk. Akşam yemeklerini dahi beraber yemezken ayrı odalarda yalnız yaşar olduk. Kurslara verdik kurslardan sonra ne yaptığını nasıl yaşadığını bilemedik. Amerikalara gönderdik, Prof olması için dua ettik, varımızı yoğumuzu harcadık, dünyasını kurtarsın istedik amma ahiretini kaybettirdik. Üniversite imtihanlarına girdiklerinde hep Yasinler Tebarekeler okuduk, onlar mezun olup geldiklerinde ateist bulduk. Aman çocuğumun morali bozulmasın dedik dedikçe de çocuklarımızın adı Müslüman, yaşantısı gayrimüslim oldu. Şekli Hasan iken Hans oldu, Coni oldu. Ne demişti İslamın Yüce Peygamberi: “Sen ne isen, seni yöneten de odur.”
Bu yollarda hızla ilerlerken bir bakmışsın Müslümanlar, iktidara gelip oturdular. Bu oturuş ne oturuş oldu amma. Hayallerimiz bile suya düştü. Bizi biz yapan değerlerimiz bu iktidar yürüyüşünde değişti. Önce maddiyat dedik ve ihale kovalamaya başladık. Muvahhit değil mütahhit olmayı yeğledik. Maddiyatımızı garanti altına alalım da sonra biraz da maneviyata bakarız dedik. Yahutta bir hacca gittik mi nasıl olsa hacı da derler ve bu işten yırttık bahanesine yattık.
Her yıl yeni yeni İmam-Hatipler açtık. Binlerce Cami yaptık. İlahiyat fakülteleri, Kur’an Kursları ile ülkeyi donattık. Meslekçi öğretmenler, imamlar ve Kurs hocaları yetiştirdik. Amma evlatlarımızı bir türlü hedeflediğimiz noktaya çekemedik, istediğimiz doğrultuda, istediğimiz kıvamda yetiştiremedik. En iyi talebeyi biz yetiştiririz teranelerinin arkasına sığınıp durduk.
Bakınız burada konuyu çok fazla uzatmadan, ömrünü İslam Tarihine vermiş olan Prof. Dr. İhsan Süreyya Hocamıza bırakalım: “ İslamcıların 15 yıllık iktidar yürüyüşlerinde, Muvahhid değil, Münafık bir nesil yetişti. Eski radikallerin kızları Justin Biber posterleriyle yatıyorlar. Eski İslamcılar, Laik düzene, düzende kendilerine uygun bir yer bulamadıkları için karşı karşıyaydılar. Demek ki ciğere ulaşamadıkları için mundar diyorlarmış. Ciğere ulaşıp, devletin tepesine yerleşince de Laikliğin yeni yeni faziletlerini(!) keşfettiler.Vallahi halleri ibretlik görmesini bilene..” 
Şimdi sormak lazım değil mi? Biz bu haller için mi hayaller kurmuştuk, o zamanlar? Masa-Nisa-Hassa: Muvahhid değil, Mütahhit (Bu yazımızda biz hiç kimseyi eleştirmek niyetinde değiliz. Politik oluşumlara asal laf etme niyetinde de değiliz.Sadece ve sadece kendimizi bir öz eleştiriye tabi tutmaktır niyetimiz.)
Selametle!

Bu yazı toplam 1667 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.