1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Bölünme Ve Feto
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Bölünme Ve Feto

A+A-
Yıllar öncesini hatırlarım.
Türkiye’de  bizim gençlik yıllarımızda “ sağcı-solcu” bölünmesi vardı.
Daha sonra “Faşişs, anti faşisti- “
Amerikacı, anti Amerikacı…
Bölünmeler, bölünmeler, bölmeler…
Cemaatler…
Alevi- sunni…
Alt kimlik- üst kimlik,
Kürtçü, Türkcü…
Çok şükür ki, 15 Temmuz hainlerin bal kaldırısıyla ise Türk Milleti bir birlik oldu. Herkes kucaklaştı.
Partili, partisiz herkes Demokrasi, bayrak, din ve tana  için tek yumruk, tek kalp oluverdi. Demek ki, her musibet bir hayıra vesiledir.
Siyasi parti liderlerini bile 15 temmuz bir araya getirdi.
Bu güzel.
Daha düne kadar Medya bile ayrı idi.
Yandaş medya, karşı medya…
FETO’nun gazetesini almayanlar nerede ise Türkiye’de 2. Sınıf vatandaş gibi görünür, hatta açık-ya da gizliden tehdit bile edilirdi.
Zaman'ın ilk genel yayın yönetmeni ve başyazarı Fehmi Koru idi. Sonra “Taha Kıvanç” adıyla da makaleler yazdı. İlginç kulis bilgileri veriyordu; mutlaka okuyordum.
O dönem… Fehmi Koru'nun takıntılı bir halde Türk Ordusu'yla ilgili yazması dikkatimi çekiyordu.
 Hatırlıyorum “TSK'yı Aleviler ele geçiriyor; yakında Suriye Ordusu'na döneceğiz. Çoğunluğu Sünni Müslüman bir ülkede Alevi komuta kademesi kabul edilemez” diye yazdı sürekli.
Uzatmayayım şunu demek istiyorum: Kimler bu tür makalelerle Cemaat'in, TSK'ya sızmasına yol açtı? Bugünü iyi anlamak için düne bakmak şart.
O Fehmi Koru ki, 17-25 Aralık'tan sonra bile “Cemaat bunu yapamaz. Cemaat'in içinde ‘derin bir Cemaat' var” diye kitap, makaleler yazdı.Bu muhterem  iktidarın nerede ise bu konuda danışmanı, en güvendiği kişisiydi.
Derdim; Fethullah Gülen zihniyetinin toplum ve devlet katında kabul görmesinde, kamuya sızmasında –bilerek veya bilmeyerek- kimi yazarların oynadıkları roldür.Kendimden bahsetmek istemem ama, O dönemlerde YENİMERAM  gazetesinde yazdığım bir köşe yazısından sonra başıma gelenleri bir ben, birde çok yakınlarım, Yenimeram gazetesinin sahibi Mustafa Bahçıvan, yakın çalışma arkadaşlarım ve yakınlarım bilirler.
Evet, sadece Cemaat üyeleri değil; bu kötü niyetin yıllarca görülmemesi- fark edilmemesi için çok yazar benim gibi yazdı- çizdi ama, hepsi adeta aforoz edildi. Sakıncalı Piyade oldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Başbakan Binali Yıldırım'a kadar hepsi MİT'in neden istihbarat vermediğinden yakınıyor.
Peki… Yıllarca Fehmi Korular, Taha Akyollar- gibi yazarlar size bilgi/haber/görüş verdi mi? Hayır.
Ve kimse hâlâ özeleştiri yapmıyor!
Sadece hapis korkusu yaşayan- birkaç yazar bugün pişmanlığını yazıyor. Evet ama yetmez! 1980'li yıllardan itibaren hangi amaçla “Aleviler TSK'yı ele geçiriyor” diye yazdı; açıklamalıdır.
Çünkü, mesele sadece Cemaat değildir…
“Üst Akıl”
Son yıllara kadar geniş İslami çevrelerde de asker ve Atatürk düşmanlığı yoktu. Fakat. Soğuk Savaş'ın bitmesiyle -bizzat tv ekranları da kullanılarak- ordu ve Atatürk düşmanlığı pompalandı. Peki, niye?
Bu soruyu yanıtlayamazsak 15 Temmuz'u değerlendiremeyiz!
“Üst akıl” dedikleri, emperyalizmdir! Henüz “emperyalizm” kavramına ısınamadıkları için bu tür kaçamak kavramlaştırmalar yapıyorlar.
Toplumsal uzlaşma dediğimiz işte budur; emperyalizme karşı durmak,
Peki…
AK PARTİ farkında mı?
Sadece… “Fethullah Gülen'i verin” diyerek, “üst akıl” ile mücadele edilemez.
ABD, Fethullah Gülen'i verse ne olur, vermese ne olur? O artık yaşayan ölüdür ve ümit ediyorum galle kuyusunda kendisini bulacaktır.
Asıl mesele:
Bizler, hepimiz; emperyalizmin elinden ülkemizi alabilecek miyiz? Atatürk'ün hedeflediği “Tam bağımsız Türkiye'yi kurabilecek miyiz? Bakın…
Balyoz-Ergenekon operasyonlarını salt “Cemaatçi subayların önünü açmak için yurtseverler hapse atıldı. Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir Genel Kurmay Başkanı tutuklandı” diye okursanız, yanılırsınız!
Hapse atılan subayların temel özelliği şudur:
“Soğuk Savaş bitmiştir, sadece NATO/ABD/AB ile değil Çin, Rusya, Hindistan, İran gibi ülkelerle de yani salt Batı ile değil, Doğu'yla/Asya'yla yakınlaşmalıyız” diyenlerdir.
Tarihsel süreci iyi değerlendirmek zorundayız.
ABD-NATO, 1990'lı yılların başında Türk Ordusu'nun kontrolünden çıktığını anladı. Öyle ki, Atatürk'ün “komşular arasındaki itilaflara karışmayınız” sözünü şiar edinen komutanlar, Irak işgaline hep karşı durdu. Örneğin, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necip Torumtay istifa etti.
“Üst akıl”, Cemaat ile ilişkileri “Ilımlı İslam” konseptini oluşturarak o yıllarda geliştirdi. İlk hedeflerinden biri, Kemalizm düşmanlığı yapmak ve TSK'yı güçten düşürerek tasfiye etmekti.
28 Şubat post-modern darbesi, 27 Nisan e-muhtırası bu büyük oyuna hizmet etti ve devam etti. 17-25 Aralık olayı…
Bizi yönetenler bu  analizi hiç yapamadı. 
Gördüğünü ve düşüncesini söylemekte ve yazmakta inat edenleri düşman görmekten vazgeçebilecekler mi; bilemiyorum.
Umarım…
Umarım hepimiz barışmayı başarabiliriz.
Çünkü bu canım ülke hepimizin…
    
Bu yazı toplam 128 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.