1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Bu dünyada kimine sefa, kimine de cefa düştü!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Bu dünyada kimine sefa, kimine de cefa düştü!

A+A-

Yazımı okuyan okurlarım hak verecek. Çoğunuz yazımın altına imzasını atacak. İnsanlık vasfını kaybetmemiş güzel kişilikler derin düşüncelere dalacak. Yazılanın ne kadar yerinde olduğuna olan inancını tazeleyecek. Bazıları bir yerlere pas edecek. Okumasını istediklerine ulaşmasını isteyenler, yazıyı farklı sosyal mecralardan paylaşacaklar.

Konumuza gelelim artık!

Geçtiğimiz günlerde can dostum, dürüst insan ailesiyle İzmir’de yaşayan Mustafa kardeşim ile bir görüşmem oldu. Uzunca süredir şu an 40’lı yaşlarda ki abisinin süregelen müzmin rahatsızlığı için şu an İzmir’de üzerine düşen ne varsa yaparak faydalı olmak için çırpınıyor. 16 yaşından bu yana ağabeyi Mehmet Kardeşimizin çektiği bu rahatsızlık, son bir kaç yıldır iyice kabus oldu üzerlerine çöktü. O oradan çabalarıyla, biz buradan dualarımızla elimizden geleni yapmaya çabalıyoruz.

Artık iyice tükendiği için kendine ait akciğerleriyle soluk alamıyor düşünebiliyor musunuz?

Bir süredir solunum cihazına bağlı yaşam sürüyor.

Hatta yeri geliyor, O cihaz bile tıkanıyor, işlev göremez hale geliyor biliyor musunuz?

Son bir kaç yıldır ailecek hastane ile ev arasında mekik dokuyorlar. Doktorların yorumları, hemşirelerin çabaları, kendilerinin ümitsiz kıvranışları aile olarak hepsini ziyadesiyle yormuş durumda… Çaresizliğin verdiği ızdırapla yaşam sürmenin nasıl bir duygu olduğunu bilir misiniz?

Ya da en azından hissedebilir misiniz?

Hasta için de, yakınları için de akıp geçen zamanda bir dakikanın nasıl bir işkenceye dönüşebildiği duygunun verdiği stresi hiç yaşadınız mı?

Mustafa ile geçtiğimiz senelerde ortak bir imalat çalışmamıza imza atmıştık. Yurtdışına ihraç edilen ürünler karşılığı gelen bedelle dahi Mustafa’yı az da olsa sevindiremedim.

Daha kötüsü o ürünün imalatını yaptığımız firma sahibinin, onca yaşına rağmen doymak bilmeyen yapısını düşündüm bir an…

Bunlardan ne tırtıklayabilirsem kar mantığıyla üç kuruşun hesaplarındaydı.

O bu hesaplar içindeyken, Mustafa’da abisinin sağlığı için daha fazla ne yapabileceğinin derdiyle oradan oraya koşuşturmakla meşguldü.

Önceden aramızda anlaşarak bankaya temlik verildiği halde firma sahibinin bizden ekstra şu kadar kesinti yapmak istediğini söylediğim vakit Mustafa ne dedi biliyor musunuz? “Ödeyelim gitsin Abi… İstiyorsa paranın hepsini alsın. Hiç umurumda değil.”

Onca borcun, derdin içinde yaşayan insanın hayata bakışıyla, sağdan soldan kazandığı onca paraya ve biriktirdiği mal varlığına rağmen hala gözü aç olan firma sahibinin bakış açısını düşünebiliyor musunuz?

Hepimizin aslında tek bir nefesi var biliyor musunuz?

Kapanış nefesi!

Son nefes…

Er ya da geç… Tek bir nefes…

Konya’nın tüm toprağı sizde olsa ne ifade eder ki?

Sonuçta biten film var. O son nefesin çıkmasıyla elinizde olduğunu sandığınız birikimlerinizin bir anda yok olduğu, geride kalanlarınız için oyun oynaş olmaya devam edeceği filmin diğer sahnesi devreye girecek.

O sahnede sona erecek, bir diğer sahneye geçilecek. Herkes kendine biçilen rolü oynamaya devam edecek.

Kapanışın kime nasip olacağını bilinmeden süregelen bir hayat!

Varlıkla, bollukla, çoklukla yaşayanların ölümüne sarıldığı geçici yaşamlara dayalı nihayetinde sadece ve sadece ölüm olan bir hayat…

Bilir misiniz? Mehmet’le çok değil 3 sene kadar önce Konya’ya geldiğinde oturmuş sohbet etmiştik. Rahatsızlığına rağmen hedefler çiziyor olsa da arada bir derinlere dalıp gidiyordu. Hepimiz gibi o da kaderin ağlarını nasıl öreceğinden habersiz devamında neyin yazılı olduğu belli olmayan yaşamı sürdükçe hep umudunu yaşatmak istiyordu.

Daha yaşı küçücük oğlu için çırpınıyor Mehmet…

Oğulcuğuna sağlam bir gelecek tesis edebilmek için çırpınıyor Mehmet…

Daraldıkça ailesine yük bindikçe ölmek için bağırıyor Mehmet biliyor musunuz?

Mehmet, yaşama sarılabilmek için hala o hastanelerin soğuk duvarları ardında yaşam mücadelesini sürdürüyor.

Ve daha onun gibi niceleri, gıptayla hastane penceresinden sağlıklı insanları seyrediyorlar. Ne kadar ağır bir imtihan değil mi?

Nasıl, içtiğiniz kahvelerden ve çaylardan aynı tadı hala alabiliyor musunuz?

Yediğiniz envai çeşit yemekler sizi mutlu edebiliyor mu?

Gelin artık… Şu dünyanın cafcafına daha fazla kapılmadan birbirimizi kucaklayalım.

Birbirimize katiyetle işkence ve zulmetmeyelim.

Emanet hayatlarımızdan güzel bir toplam çıkaralım.

Yaşantımızda ölümümüzde güzel ve hayr üzere olsun.

Doğru değil mi?

Bu yazı toplam 1496 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.