1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. BU KAFAYLA TOPLUMSAL KARGAŞA MI BİTER?
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

BU KAFAYLA TOPLUMSAL KARGAŞA MI BİTER?

A+A-

Nasıl çözeceksiniz? Ülkemizde artık olağan görülen ve çoğunluğu da pek korkunç olan asayiş olaylarının artması ve günden güne içinden çıkılamaz hal almasının temelinde milli şımarıklık yatmıyor mu? 
Her alanda sorun yaşıyoruz. 
Empati yeteneğimizi kaybettik. Herkes ben merkezli düşünür hale geldi. Sokakta asık suratlı insanlar görüyoruz. Vermenin sünnet almanın farz olduğu selamlaşma hasletimizi kaybettik. Yolda karşılaştığınız insanlar yüzünüze dostça değil soğuk ve itici bakıyor. Selam vermek şöyle dursun, verdiğin selamı dahi almıyorlar. 
Bir yerlerde büyükçe bir yanlış yaptık, ama nerede?
İmkanların artmasıyla yaşanan şımarıklığı olağan görmek bence büyük bir hata olur. Çünkü bu imkanlar sadece bizde değil, tüm dünyada artıyor. 
Gidip gördüğüm memleketlerde her türlü imkana sahip olduğu halde gelişmekten ve karakterden ödün vermeyen, ciddiyetten sapmayan, elindekinin hayatını kolaylaştırmak amacıyla olduğunu, gayesinin hava atmak olmadığını bilerek yaşayan çok güzel insanlar o ülkelerde var da bu ülkede niçin az?
Polonya’da niçin trafikte bu denli saygı var. 100 Km süratle gelen bir şoför ışıksız yaya geçidinde yayaları görünce durmasını biliyor da biz niçin bilmiyoruz?
Almanya’da, İngiltere’de, Ukrayna’da, Belçika’da, İtalya’da herkes her noktada kurallara tavizsiz uyarken biz niçin uymuyoruz?
Daha nice ülkelerde olan hassasiyet bizde niçin yok? Müslümanlar da niye yok?  
Milletimizin bu denli dünyaya tamah etmesinin temelinde acaba yanlış eğitim mi var, yanlış öğretim mi var? 
Hatayı nerde yapıyoruz?
Kusura bakmayın, raydan çıkan bu trene ilişkin diyecek çok fazla söz bulamıyorum. Çünkü hiçbir şeyi kontrol edemiyoruz. En önemlisi de hayatı kontrol edemiyoruz. 
Basit bir örnekten yola çıkalım. Tanıdığım nice zenginler var. Neredeyse hayatının büyük bir bölümünü mal kazanmaya ve biriktirmeye adamış. Bunlar o güzelim gençlik yıllarını tüketirken ihtiyarlamakta olduklarının farkına varamamışlar. Günü geldiğinde birde bakmışlar ki miyonlarca liralık servet birikirken yaş kemale ermiş. Devamını az çok tahmin ediyorsunuz. Hastalıklar, ailevi sorunlar, yaşanan keşmekeşler derken kazandığı malının da tadını çıkaramaz hale gelmiş. Hastanelere koşturmaktan paraya sevinemez olmuşlar. Biriken büyük servetin geçerliliğinin sadece dünyada azıcık bir dönem için olacağının idrakine varmış olsa da olan olmuş. Kafasına dank eden ahirete hazırlıkta ki noksanlığını kapatacak ecri ve hasenatı yapamamanın ezikliğiyle ömrünün kalan kısmını beklemeye koyulmuş.
İşte hayat çizgisi hep bu doğrultuda akıyor. İnsan elinin ayağının tuttuğu gençlik döneminde gerçeklerin farkına varamıyor. Zıpkın gibi delikanlı olmanın verdiği havayla hayatın tadını çıkarma derdine düşüyor. Vur patlasın, çal oynasın ekseninde hayatını boş işlerle geçirirken gerçekle yüzyüze kalıveriyor. 
Bunu neden mi anlattım?
Her açıdan kokuştuğumuzu bilmeniz için anlattım. İslami yaşam kıstaslarından fersahlarca uzakta olduğumuzun bir kez daha bilinmesi için anlattım. 
Sadece dünyayı değil ahiretimizi de kaybettiğimizi anlamanız için anlattım. 
Geçtiğimiz haftalarda yaşanan vahşeti hatırlıyor musunuz? 
Hani hemen her hafta benzerlerinin vukua geldiği ama olayın sıcaklığıyla tepki verip bir kaç gün içinde unuttuğumuz onca olaydan sadece birinden bahsediyorum. 
Kırıkkale'de yaşayan Emine Bulut'un 4 yıl önce ayrıldığı eski eşi tarafından 10 yaşındaki kızının gözleri önünde bıçaklanarak hunharca öldürülmesi hadisesini hatırlıyor musunuz? Üzerine kimbilir kaç cinayet daha yaşandı. Toplumsal reflekslerimizin olay anında kabarıp hemen bir kaç gün içinde sönüp gitmesi, böylesine menfur hadiselerin artmasına sebep teşkil ediyor. Tüm sosyal medya sitelerinde, televizyon kanallarında haber üstüne haber yapılarak gerilen ortam, çok fazla geçmeden yumuşuyor. Çünkü toplumsal refleksimiz unutmaya ve hayatını yaşamaya şartlandırılmış. Empati yeteneğini kaybeden halkımız belki de ölenlerin akrabalarında yıllarca travma etkisini sürdürecek olan bu menfur hadisenin sonrasında bilindik hayatlar sürdürülemeye devam ediyor. 
Kimse çözüm odaklı değil. Milletçe şov peşindeyiz. Kadının boğazından oluk oluk kan akarken cep telefonuyla görüntü alma derdinde olan bir toplumdan ne bekleyebilirsiniz?
Özetle söylemek gerekirse kararlı ve sert devlet olma beklentimi yineliyorum. Bunu yapmadığımız sürece daha nice hadiseler yaşanacak bu memlekette…
Herkeste bir nefret, kin, kıskançlık…
Herkeste asık bir surat…
Malına mal katmak isteyen, arabasını modellemek isteyen doyumsuz bir kitle…
Birbirine zerre kadar saygısı olmayan, kibirde sınır tanımayan, yürüyüşüyle dünyayı yarattığını zanneden zavallılarla dopdolu bir garip vatan… 
Allah’a yemin olsun ki caydırıcı cezalar tavizsiz uygulanmadıkça, idam cezası getirilmedikçe, ağır yaptırımlar uygulanmadıkça, haddini bilmeyene gereği yapılmadıkça bu ülkede istenen, beklenen huzur gelmez.

Bu yazı toplam 1292 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.