1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Bu Kompleksden Nasıl Kurtulacağız
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Bu Kompleksden Nasıl Kurtulacağız

A+A-
Sokullu'nun ölümü ile başlayan siyasi Duraklama Dönemi zihinlerimize de yansıdı. Karlofça da ilk defa toprak kaybettiğimize ne biz(yani Osmanlı) ne de düşmanlarımız inanabildi. Fakat devran öyle hızlı döndü ki duraklamayı gerileme, gerilemeyi dağılma dönemleri takip etti. 
Tanzimat, ıslahat, meşrutiyet, Cumhuriyet… Bu yenilik hareketlerinin hepsi batıyı kutsayan, onu göklere çıkaran anlayışı zihinlerimize iyice yerleştirdi.
Kurtuluş savaşında Yunanlıların şahsında Batıyı denize döken Mustafa Kemal savaştan sonra denize döktüğümüz Batılıların tüm değerlerini almakta hiçbir beis görmedi. Batı hukuku, batı harfleri, batı eğitim sistemi, batı tarzı giyim, batı takvimi, batının uzunluk, ağırlık, saat ölçüleri, batı rakamları… Bunların hepsi Mustafa kemal zamanında kabul edilen değişikliklerdir.

Bu durum anormal mi? Pek sayılmaz. Çünkü coğrafi keşifler ile ticareti ve parayı, Rönesans ile bilimi sanatı ele geçiren Batı, reform hareketleri ile de akla, ilme, yeniliğe pranga vuran köhne kilise zihniyetinden kurtuldu ve bundan sonra da dünyayı yönetmeye başladı. Batı dışında kalan ilerlemiş ülkelere örnek verilen Japonya bile birkaç alan hariç düşmanı olan Batının değerlerini kabul etti.
Beyinlerimiz, kalplerimiz asırların verdiği bu “batı hasarından” pek kolay kurtulamayacak gibi. Son Mavi Marmara ve PKK ile ilgili gelişmelerde bu durumu çok sarih bir şekilde görmekteyiz. Toplum olarak bizler ve bilhassa muhalefet ne PKK’nın silah bırakarak çekilmesini ne de İsrail’in özür dilemesini kendi gücümüzle elde ettiğimiz bir sonuç olarak göremiyoruz. Neden? Asırların verdiği bu kompleksten.
Bütün dünya, İMF’ye borçlarını sıfırlayan, parasındaki sıfırları atarak parasını değerli kılan, vesayet rejimine son vererek gerçek demokrasiye doğru bir adım atan, orta doğuda, balkanlarda söz sahibi bir devlet haline gelerek adeta Osmanlıyı hatırlatan gelişmelere gıpta ile bakarken, Türkiye Kamuoyu yukarıdaki psikolojinin tesiri ile bunlara inanmıyor, inanamıyor ve ;” bunlar Siyonistlerin, Batılıların bir oyunudur” diyor.
En son gerçekleşen ‘İsrail’in Özrü’ konusuna baktığımızda da bu kompleks ayan beyan kendini gösteriyor.
Dünyada kamuoyunu bile şaşkına çeviren ve adeta ,”nasıl oldu bu?” diye sormasına neden olan bu gelişme, Türk Kamuoyu ve bilhassa muhalefet tarafından yukarda yazdığımız psikolojinin tesiri ile ya küçümseniyor ya da “başkalarının oyunu” olarak görülüyor. İsrail şaşkınlık, Filistin ve Arap kamuoyu sevinç içinde iken bizlerin bu durumu takdir edemeyişimizin en önemli nedeni, asırlardır beynimize çöreklenen kahrolası bu “Batı kompleksi.”
Bu durum sadece siyasette, sadece ekonomide, sadece bilimde değil, her alanda kendini gösteriyor. Mesela Real- Galatasaray kurası çekildiği andan itibaren spor kamuoyunun aklına ilk gelenler; “eyvah! Acaba kaç yiyeceğiz?!” sorusudur. Gerçekten belki de çok farklı bir yenilgi alacağız, ama önemli olan bu değil akla ilk gelenin mağlubiyet olması.
Son İsrail özrü ve PKK’nın silah bırakması olaylarına bu kompleksten kurtularak bakabilirsek daha sağlıklı bir sonuç elde edebiliriz. “Bu iki hadise de Allahın izni ile bizim inisiyatifimizle böyle gelişti” dediğimiz anda düşünce atlarımızı “batı bukağılarından” kurtarmış olacağız.
İşte size konu ile ilgili bir örnek:


Özür Filistinlileri Gururlandırdı
“…İsrail’in Türkiye’den özür dilemesi Filistin’de büyük coşkuyla karşılandı. Türkiye’nin kendilerine verdiği desteğe teşekkür eden Filistin halkı, hiçbir ülkenin Türkiye kadar davalarını sahiplenmediğine dikkat çektiler….
Kudüs’te yaşayan Filistinliler, Türkiye hakkında ortak görüşe sahip. Özgürlük mücadelelerine Türkiye’nin verdiği desteği yere göğe sığdıramayan Filistinliler, hiçbir ülkenin Türkiye kadar davalarını sahiplenmediğine dikkati çekiyor.
Kudüs’te bulunduğumuz sürede hangi Filistinliye Türk olduğumuzu söylesek, yüzlerindeki gülümsemeye eşlik eden ‘’Merhaba Türkiyya’’ selamıyla karşılaştık. Filistinli şoförün kullandığı minibüste ücret alınmaması, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘’One Minute’’ çıkışından övgüyle bahsedilmesi, Filistinli taksi şoförünün büyük dedesinin Osmanlı dönemine dair savaş anılarını anlatması, Eski Şehir’deki esnafın alışverişlerimizde ekstradan uyguladığı ‘’Türklük’’ indirimi, çay ve meyve ikramları kuşkusuz hep bu sevginin göstergesiydi…”

 
Bu yazı toplam 85 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.