1. YAZARLAR

  2. Ahmet ÖZER

  3. Bu Kriz Ortadoğu’ya ne Katar
Ahmet ÖZER

Ahmet ÖZER

Yazarın Tüm Yazıları >

Bu Kriz Ortadoğu’ya ne Katar

A+A-

Geçtiğimiz hafta Pazartesi günü Arap ülkeleri ve dünya, 7 ülkenin Katar'la diplomatik ilişkilerini kesmesiyle çalkalanıyor.

Suudi Arabistan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır, Doha yönetimiyle diplomatik ilişkileri kesti. Dört ülkeye saatler sonra Yemen, Libya ve Maldivler de katıldı.

Büyük şeytan ABD Başkanı Trump’ın ilk yurtdışı gezisini Suudi Arabistan ve İsrail’e yapması ve ardından bu krizin ortaya çıkması tesadüf değildir.

Arap yarımadasında onca yıldır Filistin, Müslüman Kardeşler ve Hamas için birleşemeyen bu ülkeler Katar’a karşı hemen birleştiler.

Trump’ın seçim kampanyalarında söylediği ABD’nin 19 Trilyon Dolar dış borcunu körfez ülkelerine ödeteceğim demesi ve bu olayın patlak vermesi ile ilk hedef Katar sonrasında ise asıl hedefin Türkiye olduğunu bilmeyen yoktur.

Türkiye’nin olayın başlamasından bu yana takındığı ara buluculuk yapma gayreti hem Katar’daki halkın hem de diğer ülkelerin halkları arasında takdir toplamıştır.

Türkiye’nin 2016’da anlaşmaya vardığı Katar’a kurulacak askeri üs için kararı erkene alıp TBMM’de kabul edilmesi önemli bir gelişmedir.

Körfez’de ruhunu şeytanilere satmış bazı liderlerin ABD’nin asıl amacının terör olmadığını çünkü dünyada terörün en büyük destekçisinin ABD, İsrail ve AB’nin oluğunu hepimiz bilmekteyiz.

Bu şer ittifakı eğer terör ile sorunları olsaydı yıllardır terörle mücadele eden Türkiye’nin sürekli tekrarladığı PKK/PYD terör örgütüne silah vermeyin uyarısına rağmen hala bu örgüte ağır silahlar göndererek ne kadar terör destekçisi olduğu anlaşılmaktadır.

Büyük Şeytan’ın amacının bu coğrafyada bir mezhep savaşı çıkartmak olduğunu çok iyi bildikleri halde kendi makamlarını korumak adına Katar üzerinden Türkiye’ye mesaj vermektedirler.

Peki bu kriz nasıl başladı?

Katar hiçbir zaman, Bahreyn gibi Körfez ve Arap ülkelerine ‘ağabeylik' görüntüsünde ‘kabadayılık' yapma iddiasındaki Suudi Arabistan'ın politik eksenine girmedi. Asıl sorun da buradan çıkıyor.

Medine'deki Yahudilerin torunları olduğu da iddia edilen, dolayısıyla şaibeli bir aile olan ‘Vahhabi' Suudi hanedanın hem siyasi hem de ideolojik düşman olarak gördüğü, dinî ve/veya siyasi yapılarla işbirliği yapan herkesi de aynı kategoriye soktuğu gerçeğini unutmamak gerekiyor.

Biraz daha geriye gidelim… Bu krizin bir benzeri 2014'te de yaşanmıştı. Aynı güruh, o yılda da Katar'ı, Mısır'daki darbeyi destekleyip para vermemesi, aksine diğer İslami yapıları desteklemekle suçlayıp, Katar'la diplomatik ilişkilerini kesmiş, Doha'dan büyükelçilerini çekmişlerdi.

8 ay süren 2014 krizinde de Katar'ın hava, deniz ve kara ulaşım hatları bloke, bugün olduğu üzere vatandaşları sınır dışı edilmişti. Demek ki meselenin geçmişe dayanan bir arka planı var.

Onun için İslam dünyasının bu tuzaklara karşı dikkatli olması ve ileride oluşabilecek bir İslam ülkeleri arasındaki savaşın bu coğrafyaya yıllardır devam kan, zulüm ve gözyaşının devamı anlamına gelecektir.

Dikkatli olunmazsa akacak olan kandan bu ülkelerin başında bulanan ruhunu şeytanilere satmış liderler vebalden asla kurtulamazlar.

Allah bu ümmete birlik ve beraberlik nasip etsin.

 

Bu yazı toplam 488 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.