1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

  3. Bu memlekette hiç mi iyi şeyler olmuyor?
Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. dr. ahmet kağan karabulut
Yazarın Tüm Yazıları >

Bu memlekette hiç mi iyi şeyler olmuyor?

A+A-
Neredeyse her birimizin günlük hayatımızda iliklerimize kadar hissettiğimiz ve maalesef büyük oranda kanıksadığımız bir medya bombardımanından söz edeceğim bugün. Evet, toplum olarak aynı tüm kutsallarımız, milli, manevi, kültürel ve moral değerlerimiz gibi ruh dünyamız, düşünce ve fikir dünyamız da ağır bir bombardıman altında. Günün uyku hariç neredeyse her anında arkadaşlarımızın, eşimizin, dostumuzun, ailelerimizin, sıcak sohbetlerin, duygusal ya da zihinsel alışverişlerimizin yerine ikame ettiğimiz sosyal ağlar ve özellikle akşamları adeta kilitlendiğimiz televizyon programları aracılığıyla sistematik bir zulme tabi tutuluyoruz. Öyle bir hale geldik, getirildik ki adeta maçların devre arasında hal hatır soracak, dizilerin reklam aralarında ibadetlerimizi ifa edecek derekelere yuvarlandık. “Hele bir reklam arasına kadar bekleyeyim de sonra akşam namazını, yatsı namazını aradan çıkarıverelim” aymazlığında ve hatta küstahlığında, hayatlarımızdaki önceliklerin sırasını ayarlayamaz hale gelip, Rabbimize yönelişlerimizi dahi “aradan çıkarılması gereken şeyler” olarak algılar gibi zavallı durumlara duçar oldu zaten çok da iyi olmayan ahvalimiz.

Hele o akşamlarımızı kâbusla başlatan kömür karası haber bültenleri. Ben mi farkına varamıyorum yoksa yaygın kanaat böylemidir bilemiyorum ama sahi sizler tek bir güzel haber duyabiliyor musunuz ülkemin televizyonlarında? Sürekli kan, acı, ızdırap, tecavüz, kaza, uyuşturucu, tecavüz kurbanları, kadına şiddet, çocuk istismarı, ölenler, öldürenler, yakanlar, yıkanlar, kıranlar, dökenler. Adeta ekranlardan kan akıyor, irin akıyor, gözyaşları, ateş ve barut yağıyor üzerimize. Son derece sistematik düşünen bir aklın ürünü olarak yahut ta bilinçsizce, milletimizin ruh dünyası, hayal dünyası, maneviyatı allak bullak ediliyor acımasızca ve arsızca. Kendi ülkemizden hiçbir güzel haber verilmediği gibi, sanki yetmiyormuşçasına Rusya’daki trafik kazsından Hindistan’daki tecavüze, güney Çin denizindeki tekne faciasından bilmem neredeki eylemlere kadar tüm dünyanın faciaları ile oturuyoruz akşam yemeğine ve maalesef çocuklarımızın su gibi ruhları, beyinleri de bunlarla dolduruluyor.

Elbette acılara duyarsız kalmayalım, elbette çevre coğrafyalarda yaşayan kardeşlerimizin hallerinden haberdar olup, acılarını paylaşıp, en azından dualarımıza ortak edelim, hassasiyetlerimizi en üst düzeyde harekete geçirerek maddi manevi yardım etmeye çalışalım, ama birader bırakın memleketimizi dünyada da hiç mi güzel şey olmuyor yahu!..Bu kadar ağır bir saldırıya maruz kalmamalıyız, arada bir nefes alabilmeli ruhlarımız diye de düşünmeden edemiyor insan. Zira sürekli aynı şeyleri defalarca tekrarlayarak üstelik verince o kanallardan, gerçekten daralıyor insan, gecelerimiz de kâbuslarla doluyor. Ya seyretmek istemiyorsunuz ya da artık acıyı, kan ve gözyaşını, her türlü katliamı, hırsızlığı ve ahlaksızlığı kanıksar ve umursamaz hale geliyorsunuz ki bu başlı başına insanı kendinden, fıtratından uzaklaştıran bir durum.

Başta hükümet ve RTÜK olmak üzere birilerinin artık bu vahşete ve sistematik mutsuzlaştırma, umutsuzlaştırma operasyonuna bir dur demesini bekliyor, mesuliyet mevkiinde olanları çare bulmak üzere göreve davet ediyorum. Bu çağrımız makes bulmaz da hal ve gidişat böyle devam ederse, korkarım yakında toplumumuzda suç ve suçlu oranları beklentilerin çok üzerinde artacağı gibi, kişiliksiz, vahşi, bencil, narsist, zalim bir nesli kendi ellerimizle yetiştirmiş olacağız. Aman dikkat, lütfen biraz hassasiyet…
 
Bu yazı toplam 76 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.