1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. Bu Şehir Bizim Evimiz
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

Bu Şehir Bizim Evimiz

A+A-

Çok şehir görmüş birisi olarak her yönüyle yaşanabilecek önceliklere haiz bir şehirde yaşıyoruz.

Bu şehirde yaşamak, bu şehirli olmak bir ayrıcalık.

Tarihi ve kültürel derinliğiyle, sosyal aktiviteleriyle her telden ihtiyaca cevap verebilen bir şehir…

Gelen gitmiyor, kız alan çakılıp kalıyor…

Cazibesi, havası, suyu çekiyor insanları…

Bu şehir bu günlerde görücüye çıkıyor…

Ne de olsa düğün var, Şeb-i Arus var…

“Gel, Gel! Ne olursan ol, yine gel!” dâveti var…

Dâvete icabet gerek. Âdâba riayet gerek…

Halkın seçtikleri ve hatırı sayılanların ziyaretiyle şereflenecek...

Zülf-ü yâre dokunmadan, sürç-ü lisan etmeden gönlümden geçenleri üstünkörü söylemek istiyorum.

Gönül ister ki, hizmetler arkadan değil de önden gitsin.

Seçimlere indekslenmiş günü kurtarma hizmetleri yerine, ihtiyaçları önceden tespit edilmiş hizmetler sunulsun…

Kaldırımları esnafın, seyyarların işgaline uğramış, otoparka dönüştürülmüş olmasın.   

Yolları haraca bağlanmış, her köşeye Deli Dumrullar dikilmiş olmasın…

Süratle son bir aydır göze gelen mekânlarda hummalı çalışmalar yapılıyor.

Sık sık değiştirilen kaldırımlar, yine sıkıştırıldı son bir aya.

Bir kargaşadır yaşadık.

Hizmet öncelikli değil rant öncelikli çabalara bir son verelim.

Nalçacı gibi en az elli yıl sonrayı görebilen bir hizmet anlayışıyla yapalım yollarımızı, kaldırımlarımızı…

Trafik keşmekeşliği yaşamayalım.

Bisiklet yollarımız olsun; ama güvenli olsun…

Vitrinler gibi raflar da, tezgâh arkaları da, depolar da, izbeler de, kenar muhitler de hizmet alabilsin…

Güç, yetki, makam, para… bunlar birer emanettir ve emanete ihanetin cezası çok ağırdır.

Nûr içinde yatsınlar”a karışmak kolay değildir.

Rahmetle anılmak gibisi var mı?

Hani yaşlı bir marangoz hikâyemiz vardı:

Emekliliği gelmiş. Patronuna emekliye ayrılıp dünyadan elini eteğini çekeceğini söyleyen. Patronu da kendisinden son bir iş yapmasını, son bir ev yapmasını ve ondan sonra ayrılmasını ister. Emekli ikramiyesini de peşin verir.

Marangoz kabul eder ve işe girişir. Ne var ki “nasıl olsa işi bırakacağım” düşüncesiyle biraz baştan savma yapar işini.

Birkaç ay sonra işi bitince inşa ettiği evin anahtarını patronuna götürür. İşi teslim eder.

Patronu da anahtarı tekrar marangoza verir ve der ki; “Bu ev senin, sana benden bir hediye!...”

Marangoz şoka girer. Ömrü boyunca yaptığı en baştan savma işidir bu… Günü kurtarmak, bir an önce emekliliğe ayrılmak için yaptığı bir iştir. Özenerek yapmamıştır.

Keşke bu evi kendisine yaptığını baştan bilseydi…

Ya da yeniden bir ev yapma fırsatı verseydi patronu…

Artık çok geç. Geriye dönüş yok…

Lütfen çaktığımız her çivinin, koyduğumuz her tuğlanın, kendi evimize olduğunu unutmayalım…

Bu şehir bizim evimiz, bizi bekleyen amellerimiz…

 

Bu yazı toplam 1702 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.