1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Bugünkü Değerli Yatırımlarınızın Yarını Yok
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Bugünkü Değerli Yatırımlarınızın Yarını Yok

A+A-
Geçtiğimiz haftalarda şehrimizi ziyaret eden ve birde konferans veren Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu Hoca’yı dinleme fırsatım oldu. Konuşması esnasında sarf ettiği bir ifade çok dikkatimi çekti. Zaten Sayın Saraçoğlu’nun bilindik yönü olan bitkisel tedavilere yönelik tüyo almak için değil, konuşmasının aralarına sıkıştırdığı daha da ciddi önem arz eden başlıkları yakalamak amacındaydım.
Günümüzü çok ilgilendiren birkaç cümlelik tespitini hemen cımbızla ayıkladıktan sonra sizinle o konuyu paylaşmamın çok yerinde olacağını düşündüm.
Çoğumuz sıkça Amerikan filmlerini izliyoruzdur. Hani Amerika güçlü ekonomisine rağmen hayata bakış çerçevesine göre tabiat olaylarından kaynaklanan felaketler karşısında acze düşerek çırpınmalarını işleyen aslında çok anlamlı sahnelerin yer aldığı filmleri kastediyorum. Evet aslında dünyayı oynattığı kabul edilse de tüm evrenin sahibi karşısında ki düştükleri zaafın yansıması olarak ekranlara yansıyan bu görüntülerin temelinde işlenen gerçek, bir gün o büyük güç karşısında diz çökeceğimizdir.
Tüm insanları farklı çehrelerde ve şekillerde yaratan rabbimizin gücü ve kudreti karşısında tüm insanlığın hali budur.
İşte Amerikan filmlerine yansıyan görüntülerde verilen asıl mesaj, şu anda istediğimiz doğrultuda akıp gitmekte olan hayatımızın bir gün bizim elimizden alınıvereceği ve tahmin edilmeyecek kadar ağır sıkıntılar karşısında bocalayabileceğimiz durumlara düştüğümüz zaman bu duruma ağlayıp sızlamanın anlamı yoktur. Bu dünyayı hep birlikte içinden çıkılmaz hale getiren ve yaşanamaz kılan biz insanoğluyuz. Savaşlarla masum insanları öldüren yine biz insanlarız. Tabiatın dengesini alt üst eden yine bizleriz. Acıtan ve sonunda acınacak duruma düşen insanlarız biz.
Kimimiz Asya’da, kimimiz Avrupa’da, kimimiz Afrika’da, kimimiz Amerika’da kimimiz bilmem nerelerde yaşayan insanlarız.
Bu dünya hepimize yetip artacakken, adaletsiz gelir dağılımı yüzünden bir yerde obezlerin atbaşı gittiği, diğer bir yerde açlıktan kaburgaları sayılan insanları ortaya çıkaran yine biz insanlarız.
Kimimiz hak din İslam’a, kimimiz Hıristiyanlığa, kimimiz Yahudiliğe iman etmiş ve birbirimizi yiyip bitiren insanlarız biz.
Hakkı haykırdığımızda islama iman etmeyen Hıristiyan ve Yahudilere ve diğer dinlere mensup halkların, dinine tabi olmaması gerekçesiyle diğerlerini acımasızca katledecek kadar gözü dönmüş adı insan yaratıkların olduğu bir dünyada yaşıyoruz.
Kimilerince dünyada ki stok ve kaynakların yetmesi için birilerinin ölmesi gibi saçma bir düşüncenin ardına düşmüş mahlukatın yaşadığı bir küre-i arz’da aynı havayı solumak durumunda kalan insanlarız.
Kısacası dostlar! İkinci bir dünya yok. Bu dünya üzerinde belirli aralıklarla yaşayıp günü gelince de darı bekaya irtihal edecek olan insanlarız.
Peki o halde, paylaşamadığımız nedir? Zaten kısacık olan ömrümüzde birbirimize hayatı zehir etmenin anlamı nedir?
Fazla toprak sahibi olmanın, fazla gayrimenkullere sahip olmanın, fazla bineklere sahip olmanın sizce anlamı nedir?
Bu sizin için çok mu önemli?
Bana göre inanın hiç önemi yok.
Son birkaç yıldır yaşadığım tecrübelere baktığım zaman neler gördüğümü ve duyduğumu bir bilseniz aklınız havsalanız almaz.
Birine gittim. Karşıma menfaatler çıktı. Herkes yükselmek derdinde, çoğu zaten para ile haşır neşir halde iken daha fazlasının peşinde koşmaktan kendini heder edecek hale gelmiş. Haydi bunu da geçin. Şu kısacık ömürde diğerlerini kırmak sizce bu kadar mı kolay olmalıydı? Niçin hakkı zorlayanların ensesindesiniz? Adınızı hak ile anıp aslında batıla uşaklık yapmaktan başka bir şey olmadığınızın farkında mısınız? Ne güzel atın eğeri eldeyken her yerden bir şeyler kaptınız. Büyük evler aldınız. Hayalini bile kuramayacağınız arabaları ikiye katladınız. Yuları elinizde olan yetkililerin kanalıyla çok zengin oldunuz. Aferin size, devam edin. Ama Allah’ın bildiği bir gerçek olan kul hakkını ihlal ederken zerre kadar vicdanınız sızlamadı. Başınızda ki küçük tanrınıza itaat ve yalakalık peşinde koşarken diğer insanları küçümsediniz değil mi? Bütün bunların hesabını vereceksiniz. Hakkımı sizin gibilere şahsen ben helal etmiyorum. Ümmetin hakkını gasp edenlere hakkımı ben helal etsem bile en büyük hakim hesaptan vaz mı geçecek sanki?
Evet girişte bahsettiğim konuya gelince Sayın Saraçoğlu’nun bahsettiği konuya kısaca değinerek bazılarının kafatasının içinde ki fındık büyüklüğünde ki beyinlere umarım nüfuz ederim diye temenni ediyorum.
Yediğimiz içtiğimiz birçok gıda ve içecekte sağlıksız maddeler bulunuyor. Hastaneler kanser vakalarından geçilmiyor. Kirli hava, akşamın karanlığında şehrimizin üstüne çöküyor ve ciğerlerimizi zehirlemeye devam ediyor. İnsanlar birer Rambo olmuş, en ufak bir eleştiri karşısında dahi silaha sarılacak kadar gözünü kan bürümüş. Hoşgörü denen güzellik sadece 17 Aralık Şeb-i Arus gecesinde ki birkaç konuşmacının diline kadar düşmüş. Gerçekte yok.
Şu anda belki de milyonlar sayarak aldığınız lüks evler, yüz binler sayarak bindiğiniz lüks araçların ve tüm maddi unsurların yakın gelecekte hiç değeri kalmayacak. Şehirlerde yaşam azap olacak, herkes köy yerlerine kaçmaya başlayacak. Hibrit tohumlarla yetişen meyve ve sebzelerin insan DNA’sında ortaya çıkardığı hasara dair delik daha da büyüyecek.
Bakın asıl bombayı şimdi patlatıyorum. O yakın gelecekte, oturduğunuz milyonlarca liralık ev, bir kilo natürel domates, bir kilo natürel biber, bir kilo natürel çilek bile etmeyecek. Yaşamın tadı kalmayacak.
Haydi buyurun, kapmaya devam edin pahalı mülkleri ve arabaları…
 
Bu yazı toplam 49 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.