1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. Büyük Doğu'ş
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

Büyük Doğu'ş

A+A-
Vefatının 30.yılında Üstad Necip Fazıl’ı çeşitli etkinliklerle andık.
Taşa ektiği tohumların; göremediği maya tutan, filizleri, meyveleri, dalları ve yaprakları olarak onu rahmet ve minnetle andık/anıyoruz/anacağız...
Onun “Büyük Doğu” diye isimlendirerek İslâm medeniyetini işaret ettiği ve bugün yeni bir İslâm inkılâbına hazırlanan “Büyük Doğu’ş”un sadece “doğu”yu değil tüm yeryüzünü kapsadığını görüyoruz.
Etkinliklerin son gününde "Türkiye'nin Stratejik Ufku ve Büyük Doğu” Konulu konferansında konuşan ve Üstad’ın taşa ektiği nadide tohumlardan yetişen “Bilge Adam” Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun, Üstad’dan aldığı terbiye ve telkinleri dış politikada eyleme dönüştürerek stratejik ufkun önce inanılan değerler uğruna dik duruşla başladığını belirtmesi, dik durmayanın, duramayanın, duruşu olmayanın ufkunun da olamayacağının altını çizmesi, ufka doğru bakıldığında durulan yerin sabit olmaması halinde bulunulan kaygan zeminle birlikte ufkun da kayganlaşacağına ve hedefe varmanın zorlaşacağına işaret etmesi bu “Büyük Doğu’ş”un ayak sesleri, kutlu doğuşun muştusu değil midir?
Bilge Adam’ın; “Stratejik ufka sahip olmak ve bir ideal, bir zaman, bir mekân idraki geliştirmek istiyorsanız nerede durduğunuzu bileceksiniz ve durduğunuz yer sağlam olacak.
Bizim işimiz ve ufkumuz dünyanın neresinde bir mazlum varsa ve ‘feryadımıza cevap verecek merhamet sahibi yok mu?’ denildiğinde ‘evet ben varım, biz varız!’ diyebileceğimiz için farkımız var. Biz o kadim geçmişin, kadim kimliğin bugünkü temsilcileriyiz ve bununla gurur duyuyoruz…” sözleri, bugün gelinen noktada Üstad’ın; “Zaman bendedir ve mekân bana emanettir” bilincinin meyve vermesi, eyleme dönüşmesi anlamına gelmez mi?
Üstad’ım, özlediğiniz nesil maya tuttu çok şükür.
“Biz, yanmış ve haşlanmış ellerimiz, nokta nokta iğnelenmiş parmaklarımız, içine kan oturmuş tırnaklarımızla bir şekillendirme işine çalışıyoruz. Şekillendirmeye çalıştığımız bütün bir gençliktir. İsmi, Anadolu gençliği… Eğer bu gençliğin bir iki baş örneğine maya tutturabilirsek mesele yok… O, kendisini basamak basamak nesilleştirir ve bir ‘safkan’ halinde kol kol şecerelendirir…” tespitin tam isabet Üstad’ım… Başardın çok şükür. Ebedî istirahatinde rahat ol!...
Etkinliklere katılan gençlerde bu istidadı görüyoruz. Okuyorlar, sorguluyorlar ve sorumluluk üstleniyorlar. “Ben varım, biz varız!...” diyorlar.
“Kahpe rüzgârlar” dört bir yandan kasırgalara dönüşüyorsa da “surda açılan mukaddes gedik”lerden sonsuzluğa doğru yol almamıza engel olamıyorlar...
Gök kubbede bıraktığın hoş sedâ, yankılanarak yeni nesillere dalga dalga “Lâ ilahe illallah” aşılıyor ve yalnızca Peygamber Efendimiz(sav)in eteklerine tutunacak, O’nu kılavuz bilecek bir gençliği oluşturuyor.
O gençlik ki; sizin tasavvurunuzla, ahlâk, edep, hicap, saffet, ölçülü heyecan, hakiki vecd, aşk zerafet ve estetik, nefis muhasebesi, zekâ ve irfan, zamana ve mekâna hâkimiyet duygusu, eşya ve hâdiselere hâkimiyet, ideal, yırtıcı hamle ve hareket yeteneği, hem maddî hem ruhî dirilik, gözü karalık, özgüven, fedakârlık ve disiplin, çile ve ıstırap çekme kabiliyetiyle mücehhez…
Üstad’ın anılması/anlaşılması için yapılan etkinliklere vesile olanlara, taşın altına elini koyanlara, “Büyük Doğu’ş” kervanına katılanlara selâm olsun.
Özgürlüğe uzanan yolculuğumuzun bedelini peşin ödeyen Üstad’ın ruhaniyetlerine de binlerce Fatihalar olsun…
“Yarın elbet bizim, elbet bizimdir,
Gün doğmuş, gün batmış; ebed bizimdir…” 
Bu yazı toplam 81 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.