1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. BÜYÜK ORTADOĞU PLANINDA SON HEDEF TÜRKİYE’Mİ? - 1
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

BÜYÜK ORTADOĞU PLANINDA SON HEDEF TÜRKİYE’Mİ? - 1

A+A-

Çok önemli ve hassas bir konuyla alakalı yazıyorum. Belki de dünyanın hatta bölgemizin bundan sonrası için ipuçları veren bir hususu buradan arz etmek istiyorum. Bu yazımda biraz internet araştırması yaptım. Aralara kendi yorumlarımı da ekleyerek bir gerçeği ortaya çıkarmak istiyorum. Uzun zamandır Amerika ve İsrail’in bölgede ki hedefleri olduğunu ve bunu yapmak içinde milyonlarca cana kıymaktan insanlara akla hayale gelmedik saldırılar yapacaklarını biliyoruz. Konu öyle bir noktaya geldi ki kendi ülkelerinde ki halkın güvenliğini temin ederek Ortadoğu’ya mesai yapmaya geliyorlar. Bunu da gerçekleştirirken ibadet amaçlı yaptıklarına hem kendilerini inandırmışlar hem de birer ölüm makinesi haline getirdikleri ordu mensuplarını da kıyasıya etki altına almışlar. Suriye ve Irak’ta uzunca zamandır yaşananların temelinde ne yattığını anlıyoruz. Ama işin üzücü boyutu şudur ki, hedefledikleri kirli planlarının tutması için kendi içimizden satın aldıkları bizden gibi görünen melunların varlığından ileri geliyor. İşte onlara bu özgüveni veren ve rahat hareket etmelerini sağlayan başlıca etken de budur. Çünkü kale içeriden fethedildikten sonra gerisi çorap söküğü gibi geliyor. Sadece planladıkları iğrenç tuzakları ortaya koymaları kalıyor. Uzunca zamandır işleye geldikleri FETÖ projesi hiç te tahmin etmedikleri şekilde ellerinde patladı. Bu proje o kadar girift ve kapsamlı bir çalışmayla ortaya konmuştu ki belki de geçmişine bir baktığımız zaman buna benim yaşım yetişmeyecek. Çünkü hedeflerine ulaşmada ilmek ilmek işledikleri tezgâhlar başrol oynadı.   İslam âlemi olarak en büyük sıkıntımız olaylara geniş çerçeveden değil de çok dar kapsamdan bakıyor olmamız etken oluyor. Uzun vadeli ve kapsamlı planlar yapmaktan aciz bir yapıya sahibiz. Bugün AK Parti iktidarının da sıkıntısının temelinde bu etken yatıyor. Cumhuriyet tarihinde kurulmuş olan tüm hükümetlerin ömrü oldukça kısa sürdü. Hiçbir hükümet ileriye yönelik planları uygulamada yeterince zamana ve çalışmaya sahip olamadı. Hainlerin kurguladıkları yapay sorunlarla koalisyon sürtüşmeleriyle, terör saldırılarıyla, enflasyonla, ekonomik krizlerle boğuşmak zorunda kalan hükümetler ve halkımız asıl sorunlara odaklanamadı. İçimizden yaratılan krizler yeterince bu ülkeyi kastı. Gün geldi Türkçe ezanla, gün geldi sakalla, gün geldi başörtüsüyle, gün geldi imam hatiplerle ve meslek liseleriyle, gün geldi çarşafla, peçeyle, şalvarla ve bin bir türlü yapay sorunlarla boğuşturulan halkımızın önüne en sonunda bugünkü tablo ortaya çıktı. Hiçbir hazırlığı olmayan ve uzun vadeli planlar yapmasına müsaade edilmeyen hükümet sistemimiz sonucunda bugünkü vahim tablo ortaya çıktı. AK Parti öncesinde sıkça alışkın olduğumuz koalisyon hükümetleri döneminde bu ülkeye bir çivi dahi çakılmasına müsaade edilmedi. Eften püften sebeplerle kurulan tüm koalisyon hükümetleri bu ülkenin başına bela edildi. Daha 10 sene öncesine kadar ülkemizde çift yollar oldukça lükstü. İstanbul boğazına inşa edilen tüm köprüler ve alt geçitleri birer hayalden ibaretti. İşte bundan da çok rahatsız oldular. Çünkü bir milletin uyanışı ve kalkınması modernleşmekle ve yatırımla ihya edilebilirdi. Batının gözünde İslam dünyası geri kalmış ve türlü sorunlarla boğuşan her an kriz içinde bocalayan bir yapıda olmalıydı. Onların uyanışı ve kalkınması batı dünyasının korkulu rüyasıydı. İşte bugün ABD ve batının tosladığı duvar Türkiye duvarıydı. Bugün canhıraş çabalarla ülkemizin kalkınmasına giden yolda hendekler açmaya çabalıyorlar. Bu gidişata dur demek için ellerinden gelen her çirkefliği yapmaktan bir adım geri durmuyorlar. Bu kalkınma hamlesinin belli bir noktadan sonra geriye gitmeyeceğinin çok iyi farkındalar. Tüm bölgeyi kasıp kavurdukları Arap baharı çıkışıyla bir nebze olsun umutlanan batı dünyası, bugünkü kalkınma hamleleriyle ayakta durmaya ve ilerlemeye çalışan Türkiye’nin adımları karşısında şok yaşıyor. Çirkefliklerini önceden olduğu gibi gizli planlarla değil aleni olarak ortaya koyuyorlar. Almanya’nın bugün ülkemizden kaçarak kendilerine sığınan çete mensuplarına kucak açmasının temelinde yatan ana sebep te budur.

Basına deklare edilen, bizim gibi bölge ülkelerini uyutma amaçlı dünya kamuoyuna açıklanan hali ile "Büyük Ortadoğu Projesi", Ortadoğu ve yakın çevresi coğrafyasında yer alan ülkelerde batılı anlamda demokrasinin sağlanması, terörizmin ortadan kaldırılması, ekonomik ilişkilerin arttırılması ve ekonomik işbirlikleri sağlanarak bölgenin istikrara kavuşturulması masalları artık tutmuyor. Diğer bir yandan da 1920 de İngiltere tarafından çizilen sınırların yeniden gözden geçirilmesidir. ABD'ye göre sözde yanlış çizilen sınırlar yüzünden bölgede terörizm ve istikrarsızlık oluyor, bölge kaynakları yanlış ülkeler tarafından kullanılıyor. Bu noktada ABD 1920'de İngiltere'nin yaptığı gibi bölgede böl ve yönet taktiğini uygulamaya çabalıyor ve bunun içinde İsrail'i kullanıyor.

Mevzu artık o kadar berraklaştı ki bugün aynı güçler ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu’nu kullanıyorlar. Sözde Adalet yürüyüşü adı altında yeni planlar uygulamak için bir şeyler yapmaya çabalıyorlar. Bundan da sonuç alamadıkları zaman daha başka planlarını devreye sokacaklar. Gözlerini kan ve kin bürüyen batı dünyasının çaresizleştikçe saldırgan bir tutum içerisine girdiğini görmekteyiz.

Gelecek yazımda devam edelim.      

Bu yazı toplam 427 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum