1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Büyük Tehdit Ve Türkiye
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Büyük Tehdit Ve Türkiye

A+A-
Önce şunu bilmeliyiz. Maceralarla kahraman olunmaz. Akıllı hareket edilmeli, maceraya kapılmamalıyız. Donkişot misali yel değirmenleriyle uğramamalıyız. Osmanlı’da son dönemlerde Jön Türkler ve Enver Paşa Osmanlı’yı,  Kafkaslarda macera ve kahramanlık kazanma uğruna ne hale getirdiğini.. Tarih okuyanlar bilir. Aynı şeyleri yaşamamak için akıllı davranmalıyız. Kışkırtmalara, tehditlere, teşviklere kulaklarımızı tıkayıp, aklıselim davranmak durumundayız.

Türkiye; tarihine, kimliğine, birliğine, bütünlüğüne, değerlerine ihanete zorlanıyor.
Batının Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında başlattığı Ortadoğu’yu kaosa itmek, sonrada kendi denetiminde yeni yapılanmaya kapı aralamak için fitne ateşini yaktığını görmek gerekir. Bu düşünceyle ideal Libya ve Tunus’ta amacına ulaşan batı, Yemen ve Mısır’da istediğini tam  gerçekleştiremedi. Şimdi ise Suriye ve İran’a yönelik komşu olan Türkiye’yi koçbaşı olarak kullanmak istemektedir.

Günümüz coğrafyası, Yeni Dünya Düzeni, özelleştirme, küreselleştirme ve post/modernizm üzerine oturmuştur. Tüm bu kavramlar, azgelişmiş ülkelerin önüne örtülü işgaller, terör grupları kurularak, açıktan ve gizliden desteklenerek terör eylemleri, toplum mühendisliği, psikolojik harp, algı yönetimi, beşinci kol faaliyetleri, karanlık savaş yöntemleriyle birlikte yürütülüyor
. Türkiye; Suriye ve Rusya ile bu noktada çatıştırılmak istenmektedir. Ancak akıllı davranılmakla birlikte Rusya ile ilişkilerimiz düzeldi gibi görünüyor.
Dünya’da ABD ve AB’nin çöküşü konuşuluyor. Bu algıyı değiştirmek isteyen ABD; NSA-CIA-FBI-Pentagon danışmanları operasyonlarıyla, özellikle Ortadoğu’da, Kuzey Afrika’da,  Asya’da ve Türkiye’de birliği, bütünlüğü, bağımsızlığı savunanları etkisizleştirerek, ülke yönetimine yön vermektedir. ABD, Kaos’tan düzene doktrinini uygulamaktadır.
Bunları; operasyonlar adı altında yaparak, ülkelerdeki toplum ve devlet düzenini altüst etmektedir. Ana hedef; korkutmaktır, ama herkesi, herkesi korkutmak, sindirmek, yıldırmak ve insanları çaresizliğe düşürmek. Bu siyaseti ve onun hukukunun artık hiçbir engel tanımadığını herkese göstermektir.

Bu sayede istedikleri gibi, her ülkeyi teslim alacaklarını ve yöneteceklerini hesaplamışlardır. Bunu da ABD’li danışmanlar denetiminde TERÖR ÖRGÜTLERİ ve taşeronları ile yürütüyorlar.
Jeopolitik güç, boşluk alanlarında yaşanan çatışma ve krizler ile asimetrik tehditler, Türkiye ve dünya gündemindedir. Risk ve tehditlerin, simetrikten asimetriğe doğru uzanan geniş bir yelpazeye yayıldığı bir dönemde, Türkiye'nin yeni güvenlik algılamalarını doğru ve gerçekçi belirlemesinin gereği açıktır.
Türkiye'nin güvenlik kaygıları temel olarak; toplumsal dokuyu tehdit eden girişimler,

Uzun menzilli füzeler ve kitle imha silahlarının yayılması,
Dini değerleri istismara dayalı faaliyetler, iç ve dış kaynaklı bölgesel çatışmalardan kaynaklanmaktadır. Jeopolitik konumu itibariyle dünyanın en istikrarsız bölgeleri olan Balkanlar, Kafkasya ve Orta Doğu'nun ortasında yer alan Türkiye'nin güvenlik stratejisi; ülkenin ulusal bağımsızlığını, egemenliğini, toprak bütünlüğünü, ulusal ve uluslararası çıkarlarını korumak ve muhafaza etmek esaslarına dayanmalıdır.
Türkiye, güvenlik stratejisinde;
 Bölgesinde bir güç ve denge unsuru olmayı,
 Çevresinde bir Barış ve Güvenlik Kuşağı oluşturmayı,
Bulunduğu bölgeye ve ötesine yönelik strateji ve güvenlik üreten bir ülke olmayı,
 Dünya ülkeleriyle iş birliği, yakınlaşma ve olumlu ilişkiler geliştirmek için girişimlerde bulunmayı hedef olarak seçmelidir.
Ülkemiz yönetimi; kendi güvenliğine doğrudan etkileri gibi risk ve tehditlere, başka ülkelere endeksli yaklaşım içinde olmamalıdır. NATO’nun gazına falan gelmemelidir. NATO’nun bize nasıl ve ne zaman yardım edeceği de meçhuldür. Belli bir plan yoktur.
Ülkenin bölünmezliği ve kapsamlı güvenliğe dayalı bütünsel yaklaşımı, Milli Güvenlik Sistemi içerisinde algılanmalıdır. Bölünme ve bölme hevesinde olanlarında başı hiç acımadan ezilmelidir. Çünkü bu ülkenin, milletin gelecek teminatıdır. Birinci dünya savaşında yüz binlerce Türk askerini katlederek Suriye’yi işgal edenler ile işbirliği tarihi de İslamiyet’e  ve Türk Milleti’ne ihanettir.
Irak’ı İran’a karşı savaştıran sonrada Kuveyt’i işgale teşvik eden sonrada BM üyesi ülkeyi işgal ettin diye topyekun saldıran ABD-AB’nin bu sinsi kirli oyunlarına alet olunmamalıdır.
Türkiye’nin milli güvenliği, komşularıyla sağlıklı dostane ilişkilerden geçer. ABD ve AB’nin tarihi emelleri ve beklentileri ortada iken bunları yok saymak, Türkiye’nin yararına değildir.
Bunun düşünmek Türkiye’de hem iktidarının, hem muhalefetinin vebali ve sorumluluğundadır.
Bu yazı toplam 119 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.