1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. Büyüklerin Hallerinden
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

Büyüklerin Hallerinden

A+A-
İlmi arttıkça görüş açısı büyüyen ve bilgisi dışındaki mevzular hakkında hüküm vermekten kaçınan, bildiklerinin doğruluğunu devamlı tetkik eden büyük İslâm âlimlerini unutmamalı. Zira “Âlimin uykusu ibadettir.” “Kıyâmet günü, şehîdlerin kanını, âlimlerin mürekkebi ile tartarlar. Mürekkep ağır gelir.”“Âlimler Peygamberlerin vârisleridir.” hadîs-i şerîfleri ile medh edilen binlerce İslâm âlimi ve eserleri kütüphane köşelerinin tozlu raflarına okunmamaya, öğrenilmemeye, hatırlanmamaya terk edilmemeli. Bakalım Hadimi, onların hallerini nasıl naklediyor:
İmamı Şafii rahmetullahi aleyhin lisanının, her gittiği yerde her zaman tesbih, tehlilden hali olmazmış (boş durmazmış). Günlerden bir gün berbere gitmiş. Berber, bıyıklarını düzeltirken, İmamı Şafiye, dudaklarınızı hareket ettirmeyin demiş. (yani dili tesbih ve tehlil ederken dudaklarını oynatıyor ya).

İmamı Şafii r.a.: Senin dudaklarımdan bir yerimi kesmekliğinden, Allahı lisanımın zikretmesi bana daha sevimlidir. Onu tercih ederim, demiştir.
Bazı kitablarda geçtiğine göre: İmamı Azam r.a.in ortağı; Ben senelerce Ebu Hanife ile beraber oldum, arza yanı üzerine bir defa olsun yattığını görmedim. Ve arkadaşları, kendisinin yatsı abdesti ile sabah namazını kıldığına yıllarca şahit olmuşlardır. Kuşluk ve öğlen yemeğinden sonra biraz uyuduğu (kaylule) ve gece gündüz ibadet ve taatının yanında ilmi müzakeresini de hiç ihmal etmediği yazılmaktadır. (İmamı Azam r.a.in bu halleri bihayli izah edilmiş ama biz burada bu kadarla iktifa ettik. Ve daha nice büyüklerin aynı hal üzere olduklarına uzun uzun yer verilmiştir. Merak eden okuyucum olursa, Arabca metninden Berikanın aşağıda belirttiğim sahifesinden bakabilirler).

Ve bazı risaleler de o, büyüklerin halleri şöyle anlatılmakta: Onların ayakta durması, ruhlarının gıdasından ve kalblerinin hayatındandır. Lisan ve hafızalarında hislerine hâkim ve sahib olmaları, Hz. Allaha taatdan tembel olmadıklarındandır. Onların uykuları masıyet, uyanıklıkları lezizdir denilmiştir. (b.s.196)

MİSVAK VE TASAVVUF
Efendim, Misvak kullanmanın sıhhate çok faydası olduğunu beyan için Rasülullah s.a.v.: “Ümmetim üzerine zor ve meşekkatli gelmemiş olsaydı, her namazda ümmetime misvak kullanmalarını emrederdim” buyurmuştur. Maddi varlığımızın sıhhati ne kadar ehemmiyetli ise Kalbi sıhhat, ondan daha önemlidir. Beden hastalandığı gibi kalp de hastalanır. Ama onunda devası vardır. Bedeni hasta edecek madde ve hususlar olduğu gibi, kalbi hasta edecek hususlar da mevcuttur ve çoktur.
Çünkü kalp, kötü ahlak ve gafletten gururdan neş’et eden her türlü çirkinliklerin mebdeidir(başlama yeridir). Efdal olan şeylerin yerine getirilmesinde zamanla sıkıntı olabilir. Ama unutmamalıdır ki, Seyyidi Saadat efendimiz s.a.v: “Amellerin en fazıletlisi zahmetli olandır” buyurmuştur. (b.s.204)
Ehemmiyetine binaen olacak ki Hadimî k.s. burada da bu mevzuyu Şöyle izah etmektedirler:
Tasavvuf Tarikat, sevgili Peygamberimizin Sadatından me’huzdur. Evliyaullahın esanidi ile (senetleriyle) sabittir. Buna muhalefet hakikatı örtmektir. Bazıları, bir kimse için lazım değildir, diyerek Tarikatı inkâr ettikleri gibi, kimisi istihfafa (hafife alma) dayandırmışlardır.
Kimisi de, İŞTİBAH da geçtiği gibi, İlim ve Ulemayı istihza küfürdür diye izah etmişlerdir. Bazıları da, Ulema ve Meşayiha adavetin (düşmanlığın) küfür olduğunu söylemişlerdir. İfrat ve tefrite kaçmadan ikisinin arasında bir yol bul. Yani zahir ve batın arasında bir yol ki, bu yol zahir ve batını bir birine bağlayan bir yol olsun! (b.s.212

ŞER’İ ŞERİF DE MÜHİM EMİRLER VE EHLİSÜNNET

Allahü Teâlâ'yı tanımayı anlatmak anlamaya teşvik ve tenbih lazımdır. Saadetin tamamı, bu marifetten insanın alabildiği kadar almasıdır. İnsanın saadeti, Allahü Teâlâ'yı tanımakta ve ona kulluk ve ibadet eylemektedir. Marifetin, yâni Allahü Teâlâ'yı tanımanın neticesi, saadet-i ebedidir. Bir kimse, bir kimse ile devamlı kalacaksa, onun rahat ve saadeti o kimseyi sevmesindedir. Onu ne kadar çok severse, o kadar mes'ûd olur. Zira sevdiğini görmesiyle lezzet ve rahatı artar.
Hz. Hadimi, mevzuya şöyle devam etmektedir: Bu mühim emirler üçtür. İtikadın sahih olması. Bunun tatbiki, ehlisünnet ve’l-cemaat mezhebine uygun olması iledir. Yani Rasülullah Efendimizin cemaatının, eshabı ve tabiînin yolundan gitmek demektir. Çünkü onlar, Hadisi şerif de işaret edilen fırkai naciye’dir(cehennemden kurtulacak olanlar). Fahri Kâinatımız s.a.v.buyurmuşlardır ki:
”Yakın bir gelecekte benim ümmetim 73 fırkaya ayrılacaktır. Hepsi cehenneme, biri müstesna” o, ehlisünnet ve’l-cemaat mezhebini işaret edilmiştir.
Kendisine denildik i; Bunlar kimlerdir? Buyurdu ki: “Benim ve eshabımın getirdiği şeyler üzerine olanlardır” diye cevap vermiştir.
Bizim, itikat da İmamımız, Şeyh Ebu Mensur Matüridi’dir. Aslen Türk’tür. Semerkant’ın Matürid köyün de dünyaya gelmiştir. (Rahmetüllahi aleyhi vasiaten. Manası; Allahın geniş rahmeti onun üzerine olsun).

Hz. Ali (r.a.)dan rivayet edilen bir hadisi şerif de de: “Bir Mü’min, sünnet ve cemaatı sevdiği zaman duasını Allah Teala müstecab kılar. İhtiyaçlarını giderir. Günahlarını mağfiret eder. Ve Hz. Allah, ona cehennemden berat ve nifaktan berat yazdırır ”.
Abdullah ibni Ömer’den rivayet edilen bir h.ş. de ise: “Kim sünnet ve cemaat üzere olursa Allah Teâlâ, onun her adımına on hasenat yazar. On derecesini yükseltir.” buyurmuştur.(b.s.214) (Devam edecek)
 
Bu yazı toplam 132 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.