1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. ÇAĞDAŞ EĞİTİM PEYGAMERİ EĞİTİM METOTLARINA MUHTAÇ
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

ÇAĞDAŞ EĞİTİM PEYGAMERİ EĞİTİM METOTLARINA MUHTAÇ

A+A-

Çağdaş eğitim, Peygamberimizin hadislerinden faydalanma yoluyla daima tutarlı, mantıklı, sistemli, gerçekçi ve samimi davranış içinde olan bireyler yetiştirme şansını yakalayabilirler.
Bununla beraber çağdaş eğitim doğru insanlardan teşekkül etmiş bir ulus oluşturmak istiyorsa Hz. Muhammed’in(s.a.v) sünnetinden faydalanma yolunu tercih etmelidir. Çünkü onun(s.av) en önemli yolunu tercih etmelidir. Çünkü Onun (s.a.v) en önemli hedefi doğru, yetişmiş ve kalifiye insanlardan oluşan bir insan toplumu bina etmektir. 
Hz. Peygamberin(s.a.v) eğitiminde uyguladığı en önemli prensiplerden biri de tedricilik metodu olmuştur. Rasulullah(s.a.v) ashabına on ayeti öğrettikten sonra, bu ayetlerdeki ilim ve ameli öğretmeden diğer on ayeti öğretmez idi. Bu şekilde Hz. Peygamber, yoğun ve titiz bir çalışma sonucunda, cahiliye örf, adet ve geleneklerine göre yaşam sürdüren insanları teker teker eğitmiş ve o bireylerden de yepyeni bir İslam toplumu oluşturmuştur. Bu harikulade değişim eğitim-öğretim yoluyla gerçekleştirilmiştir. Çağdaş eğitim yeni nesiller, fıtrata(yaratılış kurallarına) uygun bir şekilde eğitmek istiyor ise Hz. Muhammed(s.a.v)in tedricilik yönteminden faydalanmayı ön plana almalıdır.
Çağdaş eğitim, Hz. Peygamberin her zaman için geçerliliğini koruyacak olan evrensel vasıftaki eğitim uygulamalarından faydalanma yolunu tercih etmelidir. Şöyle ki O(s.a.v) okumaya, yazmaya çok önem verir, öğrettiklerini ilk önce kendisi uygular, her yaştan öğrencileri bıktırmadan, güzel ve akıcı bir dille anlatır, öğrenim verdiği bireylerin ferdi özelliklerine önem verir, onların soru sormalarını sağlar, o soruları özenle cevaplar, konuyu misallerle anlatıp benzetme, jest ve mimiklerle desteklerdi.
Çağdaş eğitim çocuk eğitimi konusunda eğer başarılı olmak istiyorsa Hz. Muhammedin(s.a.v) bu konudaki muazzam örnekliğini ve yöntemlerini örnek alabilir. Çünkü Hz. Peygamber, çocukları çok sever, onlarla ilgilenir, psikolojik planda onların dünyalarına girer, onları ciddiye alıp problemlerini dinler ve paylaşırdı. Herkese olduğu gibi çocuklara karşı da çok merhametlidir. Onları hakkıyla büyütüp beslemeyi, onlarla ilgilenip, korumayı cehennem ateşinden kurtuluşa vesile olarak görürdü.
Hz. Peygamber çocuklarla karşılaştığında selâm verir, hatırlarını sorardı. Onları kucağına alır, öper okşardı. Hz. Peygamber, çocuklara sosyal hayatın parçası olan bir yetişkin birey gibi davranır, onlara ihtimam gösterirdi.
Çağdaş eğitim atılgan, araştırmacı ve heyecanlı yapıları sayesinde tolumun hazır kuvveti olan geçliğin sağlıklı eğitimi noktasında yine Allah Rasulünün(s.a.v) söz ve davranışlarından azami derecede faydalanmalıdır. Çünkü Hz. peygamber (s.a.v) gençlere çok önem verir, onlarla iyi ilişkiler halinde bulunmaya gayret ederdi. Onların ifade edecekleri görevin ağırlığını bildiği için de iyi bir şekilde eğitim görmelerini isterdi. Gençlerin bilgi, davranış ve mesleki hayat itibariyle en iyi bir şekilde yetişmelerine özen gösterirdi.
Onlara düşünme imkanları sağlar, fikri siyasetlerinin olgunlaşmasına yardımcı olur yardımcı olur, yaptığı görevlendirmelerle ve verdiği yetkilerle yeteneklerini geliştirmelerine fırsat tanırdı. Gerek Mekke ve gerekse de Medine de en önemli görevlerde çoğunlukla genç ve orta yaş gurubuna görev vermeyi tercih ederdi.
Hz. Muhammed (s.a.v) halkı eğitmek için hep aynı şekillerde bir yol takip etmemiştir. Onun insanları eğitmek için kullandığı yöntemleri incelemeye ve günümüz çağdaş eğitim sistemleri içerisinde kullanmaya çok ihtiyacımız vardır. Bu yöntemlerden bazılarını da burada şöyle sıralamak tabi ki mümkündür:
Takrir metodu: Hz. Peygamber(s.a.v) tebliğ görevi kapsamında, dini emir ve yasakları öncelikle insanlara ulaştırıp anlayabilecekleri bir şekilde açıklamıştır. Yalnız onun anlatım tarzı, yer, zaman, şahıs ve konulara göre farklılıklar göstermiştir. Ama her zaman karşısındakini sıkmadan, özlü bir şekilde (cevâmiu’l-kerim) konuşmuştur.
Soru cevap metodu: Ashab, bütün problemleri Hz. Muhammed’e(s.a.v) rahatlıkla sorup çözümleyebiliyordu. Hz. Muhammed(s.a.v) bilgisi dahilindekileri cevaplıyor, bu soruların bir kısmına da Kur’an aracılığı ile cevaplar veriyordu. Hz. Peygamber, eğitiminde soru cevap metoduna özellikle önem vermiştir. Ashabına da dini konuları çok iyi kavramaları için bilmediklerini sormaya ve kesinlikle bilgisiz, mesnetsiz, dayanaksız hüküm vermeye teşvik etmiştir.
Tartışma metodu: Bir konu yada problemin üzerinde birlikte konuşarak mümkün olan çözüm yollarını aramaktadır. Bu metot bizzat Kur’an-ı Kerim’in de emri olan bir metottur. 
“Ey Muhammed(s.a.v)! Allah’ın yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et; onlarla en güzel bir şekilde tartış.” (Nahl:125)
Bu ilahi emre mazhar olan Hz. Muhammed(s.a.v) de bu metodu, insani bir üslupta kullanmıştır ve eğitimde çok etkili olan bir metottur.
Mezhep İmamları da en çok bu metodu kullanarak hüküm verme yolunu tercih etmişlerdir.
Temsil metodu: Hz. Muhammed(s.a.v) konuşmalarının daha iyi anlaşılması amacıyla zaman zaman temsil metodunu kullanmıştır. Anlattığı konunun tasvirini yaparak hem anlaşılmasını kolaylaştırmış hem de daha akılda kalıcı olmasını sağlamıştır. Bir nevi Kur’an’da çok sık yer verilen teşbih sanatının kullanılmasıdır bu metot Hz. Peygamber verdiği misalleri de genellikle yakın çevreden bilinip, görünen çevreden seçmiştir.
Tekrar metodu: Hz. Muhammed(s.a.v), bir konunun çok iyi anlaşılabilmesi için çoğu zaman aynı cümleyi üç, dört defa tekrarlamış ve bu yolla zihinlerde kalıcı olmasını sağlamaya çalışmıştır.
Ezber Metodu: Hz. Muhammed(s.a.v), özellikle Kur’ân âyetlerinin ezberlenmesini tavsiye etmiş, bu yolla hem bilginin ve hikmetin artmasını sağlarken, diğer bir yandan da âyetlerin korunması , muhafazası ve uygulanma kolaylığını sağlamıştır.
Yaparak Yaşayarak Öğrenme Metodu: İnsanın bir şeyi tam anlamıyla öğrenmesi, onu daha çok duyu organıyla algılamasına bağlıdır. Bu nedenle uygulama ve alıştırma, Hz. Muhammed’in(s.av) başvurduğu en önemli öğretim ve eğitim metotlarından birini teşkil etmiştir. Kendi hayatı ile ashabına her zaman örnek olmaya çalışan Hz. Peygamber(s.a.v), bizzat onlara da gösterip uygulatarak bilgilerini pekiştirmiştir.
Sınama Yanılma Metodu: Vahyin dışında ki dünyevi konularda, ashabın deneye yada deneyerek doğruyu bulmalarına izin vermiştir. Mesela bir yıl ashab hurma ağaçlarını sallıyorlardı. Rasûlullah(s.a.v) ağaçları bırakmalarını söyledi. O yıl hurma rekoltesi düştü. Durumu istişare etmek üzere asahabına sordu. Ashab;” yâ Rasûlullah(s.a.v) ağaçları sallayarak rüzgarla döllenmelerini sağlıyorduk. Çünkü rüzgar esintisi yoktu. Siz bırak deyince bıraktık ve rekolte düşük oldu” dediler. Rasulullah(s.a.v) de; “ayetin dışında ki konuarda beni neden uyarmadınız. Ben de bir insanım” buyurdu. Burada istişare ve deneme metodunu görmekteyiz.
Efendimiz böyle davranarak, bu konuları deneme yanılma yolu ile bularak öğrenmelerine de fırsat tanımıştır.
Hz. Muhammed(s.a.v)hem siyasi ve idari sahada hem de ilim ve davet alanında, kendisinden sonrasında, uluslara ışık olup, tebliğ vazifesini üstlenecek insanlar yetiştirmeye çok özen göstermiştir. O, bireylerin ilim, irfan ve ahlaklı olmasını ister ve öyle yetiştirmeye gayret ederdi.
İşte bunun için Müslümanların arasından ilim ve tefekkür yönüyle bir adım öne çıkmış bir gurup seçerek onlara farklı görevler vermeyi tercih etmiştir. Günümüzde çağdaş eğitimin en büyük eksiği nesillere sorumluluk, şuur ve dava adamlığı görevini verememesidir.
Çağdaş eğitim, Kur’an’da yer alan hikayelerden(kıssalardan) faydalanabilir. Kıssa metodunun günümüz eğitim anlayışı içerisinde inkâr edilemez bir yeri vardır. Özellikle sözlü kültürün yaygın olduğu Türk Ulusunda, çocuklara anlatılan kıssa, menkıbe ve hikayelerin çocuklar üzerinde ömür boyu silinmez izler bıraktığında ayrı bir gerçektir. Kıssalar ile yapılan eğitimde geçmiş toplumlarla bugünkü uluslar arasında bir köprü kurulur. Zamanın ötesinde bir buluşma gerçekleşir. İşte bu açıdan bakıldığında kıssalarını ders verme, sonuç çıkarma, örnek alma, model sunma gibi amaçları vardır.
Çağdaş eğitimde bireysel farklılıkların tanınmasını, öğretmenin bu farklılıklara göre yaklaşımı öngörülür. Çünkü öğretim öğretenle öğrenen arasında bir iletişim sürecidir. 
İslam Dinin eğitim ve öğretimle ilgili tavrının da bu yönde olduğunu görmekteyiz.Kur’an-ı Kerim’de: “De ki, herkes yaratılışına göre davranır, Rabbiniz kimin en doğru yolda olduğunu bilir.”(İsra:17/84) buyurulmuştur.
Müfessirler bu âyeti “Herkes kabiliyetine, ruhî yapısına, seciyesine göre davranır. “ şeklide açıklamışlardır. Peygamberimizin; “Herkese yaratılışına uygun işler kolaylaştırılmıştır.” (Câmiu’s-sagir, 3/48) anlamında ki hadisi de bu konuya ışık tutmaktadır.
Selam Ve Dua İle!...
 

Bu yazı toplam 1679 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.