1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. CAHİLLER VE YOBAZLAR  !..
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

CAHİLLER VE YOBAZLAR  !..

A+A-

İki insan tipi de aslında boş insanlar. Bunlara laf anlatmak deveye hendek atlatmaktan daha zor olduğunu biliyorum. Bunlar kimi zaman uzakta, kimi zaman bir mecliste, kimi zamanda yanıbaşınızda olabilir.
Hz. Mevlana diyor ki :
Alim ve akıllı kişiye bir kanıtla kırk konuyu anlatabilirisin, cahil ve yobaza ise  40 delil ile bir doğruyu anlamazsın.”
Ben bunlara “KÜTÜK”  yada  HÖDÜK . Dağarcığında bir şey yok. Anlatacağı hiçbir şey yok.,yine inadım inat’tan  vaz geçmezler.
Bunlar dinde var, Siyasette var. Spor’da varlar…
Şimdi size belki bir çoğunuzun bildiği bir hikâyeyi anlatmak istiyorum.
Bir çoban varmış, dinine çok bağlıymış. Ama namaz kılmayı bilmezmiş, hep öğrenmek istermiş…
Bir gün yanına bir Eren gelmiş. Çoban ondan namaz kılmayı öğretmesini istemiş. Eren ‘Tamam’ demiş…
‘Namaz beş vakittir, işte akşam namazı şu kadar, saban namazı bu kadar, şurada şu dualar, burada bu dualar okunur’ diye anlatmış. Bizim çoban namaz kılmaya başlamış…
Eren’in gitme vakti gelmiş. ‘Hadi bana eyvallah’ demiş, denizin üstünde yürüyüp gitmiş…
Bizim çoban da namaza durmuş. Ancak bir duayı unutmuş. Hemen Eren’in arkasından koşmuş, duayı sormuş…
Eren bakmış çoban da kendisi gibi denizin üzerinde yürüyor, ‘Evladım’ demiş, ‘Git nasıl kılarsan kıl…’
Dinimizde en önemli şey niyettir. Namaz kılarken de, oruç tutarken de, hatta gusül abdesti alırken bile niyet ederiz…
Bilmediğimiz şeyleri de sorarız, öğreniriz.
Çünkü niyet kalbin ve ruhun sesidir, verilmiş en önemli senettir…
Ve din Allah ile kul arasındadır. Araya kimse giremez. Kimin dindar olup olmadığını da kimse bilemez…
Ama bazı insanlar vardır ki, bunlar kulaktan duyma bilgilerle ahkâm kesmeyi, insanın dinini, bilgisini ölçmeyi severler…
Bunlara yobaz denir…
Asıl beni korkutanlar ise Cahillerdir. Alfabe’nin 29 harfini sayamayanlar, adını soyadını zor yazanlar,  tabirimi hoş karşılayıp, sap yiyip, saman sıçanlar var ya işte onlardan uzak durmaya çalışırım ama, yinede insanın sevmediği ot burnunun dibinde bitermiş.
Eskiden bunların sesleri pek çıkmazdı. Örümcek kafalarıyla, karanlık odalarında yalnız yaşarlardı. Zehir saçamazlardı…
Ama günümüzde zaman değişti, bilgiler (!) ve böyleleri arttı.
Şimdi tarikat, dernek kuruyorlar.  Ufacık beyinleri zehirliyorlar…
Yetmiyor, bir de iğrenç emellerine alet ediyorlar…
Ancak bu yobaz zehri, gün gelecek onları da zehirleyecek…
+++
Yazımı bir Temel fıkrası ile bitireyim
Temel askerliğini yapıyormuş. Bölükte kırk ere izin vermişler. Geç kalırlarsa çadır hapsi var, ancak iyi bir mazeretleri olursa affedilecekler. Kırk kişiden otuz dokuzu da geç kalmış, hep aynı mazeret: – Atla istasyona celeydum. At çatladı, tren kaçti, geç kaldum. Derken kırkıncı kişi olarak Temel çıkagelmiş. – Senin de mi atın çatladı, diye sormuşlar. – Hayır, yoldaki otuz tokuz at leşini geçemedum.
+++
Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanın emrine uymakta serbesttir…
Yokluk ve sefaleti yenmek için önce cehaleti yenmek gerekir   ATATÜRK

Bu yazı toplam 340 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.