1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Çakma Müslümanlık Âdetleri Ve Gerçekler
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Çakma Müslümanlık Âdetleri Ve Gerçekler

A+A-
Son günlerin ana konusu malumunuz bölgemizde yaşanan terör olayları ve daha da dikkat çekici olanı coğrafyamızda her geçen gün ortamı geren devlet odaklı terör faaliyetleridir. Şu anda Rusya’nın Ortadoğu’da soyunduğu rol, devlet terörüdür. Artığa üşüşen sinekler misali Rusya’sı, İran’ı, Amerika’sı fırsattan istifade menfaat peşinde koşmaktalar. Allah hem dünyayı hem de ümmeti şer odaklarından muhafaza eylesin.

Aslında İslam ülkelerinde oynanmakta oyunun temelinde ümmetin yozlaştırılması yatıyor. Aslıyla çelişkili ümmetin kadınları ve erkekleri nasıl olduysa ölümü ve hesap gününü unutarak dünyevi menfaatleri peşinde koşmaya başladı. İşte bu oyunun başrolleri olarak bugün coğrafyamızda yaşanan sıkıntıların aslında baş müsebbibiyiz. Sadece dizayn edilmiş aksesuarlar dışında imanımıza delalet eden en ufak bir belirleyici unsur kalmadı. Kılık kıyafetinden tutun da yaşam tarzına, kadın erkek ilişkilerine, sofra adabına, kutsallarımıza dönük tüm saygımızdan verdiğimiz ödünler sonunda bugünkü oluşan kokuşmuş İslami yapının birer mensupları olduk.
Ne camilerimizde ibadet huzuru, ne komşuluk ilişkileri, ne konuşma adabı, ne sofra adabı şekil itibariyle tamamen batılılaşmış bir yapıya büründük.
Aslında farklı bir konuda yazacaktım ama internette gezinirken tesadüfen aşağıda gördüğüm yazıya takıldım. Aslı daha uzun olan yazıyı sonuna kadar okudum. İslam’ın kalplerden çıkıp şekilcilikle yaşandığını ve bugünkü kopuk yapıyı oluşturduğunu oldukça net anladım. Bu yazıdan bazı pasajları sizinle de paylaşmak istedim. Buyurun okuyalım:
Geçtiğimiz günlerde İtalya'nın Torino kentinde Küresel İslam Ekonomi Zirvesi kapsamında yapılan "tesettür giyim forumu" paneline İslami tesettür modasının önemli giyim tacirleri katıldı. Panelde çarpıcı veriler ve önemli bilgiler paylaşıldı. Benim için en önemli olan kısım Türkiye'nin İslami tesettür modasına harcadığı bütçe ile listenin ilk sırasında yer almasıydı. İslami tesettür modasına son 13 yıldır deli paralar harcıyoruz. Bizi bu noktaya iten gerekçeleri kısaca gözden geçirmekte fayda var.
2000'li yıllara kadar Türkiye' de tesettür-türban-başörtüsü kavramı ile örtünmenin bile kendi içerisinde kategorize edildiği bir ülkede şimdi ne oldu da bu kavramlar İslami tesettür modasına çevrildi. "Yeni Türkiye" şiarıyla siyasi yola çıkan AK Parti'nin 2002 yılında tek başına 58. Hükümeti kurması ile Türkiye cumhuriyet tarihinin modern muhafazakâr dönemine girilmiş oldu. Türban yasağı için anayasal zeminde çözüm arayışları devam ederken buna endeksli olarak hazır giyim sektöründe modern tesettür kavramları ile beraber tesettür giyimde markalaşma ve hızlı bir gelişme yaşanmaya başlandı. Hazır giyim tacirleri türban yasağının çözümlenmesine ilişkin arayışları ve bu süreci ekonomik olarak avantaja çevirmeye başladılar.
AK Parti hükümetinin kendisinden önceki hükümetlere nazaran başörtüsü sorununa yakın duruşu hem İslami kesime nefes aldırdı hem de hazır giyim de yeni bir ticari pazar payı oluştu. Artık tesettürlü bayanlar 90'lı yıllarda olduğu gibi hazır tesettür giyim bulmakta büyük zorluklar çekmiyorlardı. İstedikleri her türlü tesettür giyime hem ürün yelpazesi hem de fiyat seçeneği olarak çeşitlilik açısından daha hızlı ulaşmaya başlamışlardı. Hızlı bir şekilde gelişme gösteren İslami tesettür modası artık önüne geçilmez derecede yaygınlık gösteriyor en önemli markalar bile türbanlı kadınların da rahatlıkla giyebileceği elbiseler ve dış giyim ürünleri tasarlıyorlardı.
Üretici açısından getirisi oldukça yüksek olan bu durum tüketiciyi sinsice vurmaya başladı. Tüm İslami tesettür modasına yönelik yapılan reklamlar ve tanıtım çalışmaları türbanlı kadınların bilinçaltında 90'lı yılların hırsını bileyerek o dönemin türban mağdurlarını bu dönemin moda ikonlarına çevirmeyi başarmıştı. Artık tüm reklamlarda türbanlı kadınların şıklık ve zarafetine yönelik algı operasyonu yapılıyor ve kadınlarımız kontrolsüz alışverişin kucağına itiyordu. Türbanlı kadınlar kronik uyumlama sendromuna yakalandı. Elbiseden, ayakkabı çanta ikilisinden kafalarda ki türbandan ayakta ki çoraptan tutunda dış giyime (pardösü-kap) kadar uyumlu olmasına ve modern görünmesine hastalık derecesinde dikkat eder oldular.
Onları "ziynet eşyalarınızı örtün" mahlaslı Ayet-i Kerime’den uzaklaştıran ve inancımızın mihengi olan örtünmeyi modaya kurban eden şey tam olarak 2000'li yıllara kadar örtünen kadının toplumsal dışlanma ve ötelenme algısından başka ne olabilirdi ki? 2000'li yıllara kadar sosyolojik açıdan toplumun hiç bir oluşumunda kendine yer edinememiş türbanlı kadınlar artık modern ve şık görünümleri ile her yerde saygı görüp ilgi uyandırıyorlardı. Kadınlarımız için gözde mekânlarda tesettür defileleri düzenlenip after partiler organize ediliyordu. Artık modanın kalbi Milano’da bizim modern türbanlı kadınlarımız da boy gösteriyordu. Meclise, okullara, devlet dairelerine ve diğer resmi kurumlara girebiliyorlardı. Bunun için daha şık olmalıydılar. Daha şık olmak için daha uyumlu giyinmeliydiler. Daha uyumlu giyinmek için daha çok para ödemeliydiler. Her elbisenin altına bir ayakkabıları ve deri çantalarının içine koyacakları helal makyaj eşyaları vardı. Artık içleri çok rahattı. Helal iç çamaşırları bile üretebilirlerdi kadınlarımız için. Çünkü onlar Müslümandı. Bugün türbanlı kadınlarımızın giyim masrafları bir asgari ücretlinin 5 maaşının üstünde idi. Vakko, Armine, Aker eşarplar ile en az 100 aç doyurulamazdı. İstinye Park'tan aldıkları deri ayakkabılarına uyumlu çantaları bir çocuğun yıllık eğitim masraflarına denk gelmiyordu.
Hem şık, hem zarif, hem moderndiler.
Hem de Müslümandılar!

Sabır, savaş, zafer… Adımız Müslüman ha!
Yorum sizin…
 
Bu yazı toplam 94 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum