1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. Çalışmanın Çeşitler
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

Çalışmanın Çeşitler

A+A-
Muhterem kardeşim, atalarımız demişler ki: Zahmetsiz rahmet olmaz. Açıkağız aç kalmaz. Ağustosta gölge kovan, zemheride karnını ovar. Akan su yosun (pislik) tutmaz. Aç ayı oynamaz. Açın gözü ekmek teknesindedir. Emek olmadan yemek olmaz. Er olan ekmeğini taştan çıkarır. İşleyen demir ışıldar (pas tutmaz).
Lafla peynir gemisi yürümez: Lafla pilav pişerse, deniz dağ kadar yağı benden. Zahirenin ambarı sabanın ucundadır. Evet, atasözlerinden de anlaşılacağı gibi, çalışmak, kazanç elde etmek, başkalarına yük olmamak islamın şiarındandır.
Bu hususda Hadimi’nin (k.s.) izahları ve şeytanın kibrinden ve toprak ile ateşten verdiği misalle açıklamalarışöyledir:
Alış veriş mubah olan amellerde bedenen çalışarak, bahçıvanlık, bina, mahrukat vs. Çalışmak ve meslek sahibi olmak Enbiya-i ızam ve Evliya-i kiramın fiillerindendir.
İdris a.s. Terzi, Davud a.s. Demirci. İbrahim a.s. çiftçi ve kumaşçı idi. Âdem a.s. çiftçi ve İsa a.s. ayakkabı diker satarlardı. Nuh a.s. marangozdu. Salih a.s. elleriyle elbiselik kumaş dokurdu. Ve çobanlık Enbiyanın adetlerindendir. Onların çobanlık yapmaları, beşeri idare etmede bir nevi ders idi.
Hulasa: Bütün Peygamberanı ızam a.v.s. hazeratının her birinin meslekleri var idi. Bu, onların halinden bir ders çıkarmaktır. Ve her Müslüman kendine onları numune alarak bir iş bulup boş durmamalıdır. Başkalarından bir şey gelecek diye beklememeli. Yani çakallar gibi arslanın avladığına göz ditmemeli, tabi ki gücü varsa çalışmalı. (berika c.1.s.625)

KİBİRLENEN ŞEYTAN

Büyüklük Allah c.c. ye ait bir sıfattır. Dünya ve ahirette ne varsa onundur. Ama melun Şeytani, Âdem( a.s) a, Allahü Tealanın emri olmasına rağmen secde etmedi. Hâlbuki o, tazım secdesi değil hürmet secdesi idi. Buna sebep olarak da, kendisinin ateşten yaratıldığını ve Hz. Âdem’in topraktan yaratıldığını, bu sebepten kendisinin üstün olduğunu söyleyerek, kendisinin üstünlüğünü iddia etti. Ve kibirlendi, ebediyyen cennetten kovuldu.
O, zan ediyordu ki, ateş daha üstün, daha latif, intikali daha süratli, zıyası sudan ve topraktan daha fazladır, diye iddia ediyordu. Kibirlendi, kendini daha faziletli gördü. Hâlbuki fazilet tevazudadır. Toprak gibi.
Tefsiri Bahri Dürer de icmalen hikâye edilir ki: Şeytanı aleyhillanenin büyüklük iddiası anında, canibi hikmetten bir nida geldi:
Ya melun, ateşin hali daima izdıraptır. Toprağın hali ise sükûnettir. Ehli sükûn ehli izdırap’dan efdaldır. Muhakkak Cennet tertemiz meskenlerdir. Cehennem ise, ancak ve ancak düşmanlara azap mahallidir. Ateş mekânda toprağa muhtaçtır. Ama toprağın mekânda ateşe muhtaçlığı yoktur. Ateş harap sebebidir. Toprak ise imarat sebebidir.
-Ya melun sus! Âdem’deki anasır düşünülsün. O unsur, senin unsurunla beraber topraktır. O unsur öyle bir şey ki, o ateştir.
Sonra ateş dedi ki: Ya Toprak, benim için saf bir suret, ışık veren bir siret var. Benim hususiyetlerimdendir ki, geceler benim nurumla aydınlanır. Gündüz gibi olur. Zulmet kalkar ve ağaçlar, haşaiş ( kurumuş otlar) benimle kül olur. Ben, işte hakkın tecellisine böyle mazhar oldum, dedi.
Sonra Toprak! Ey Ateş, senin sanatın yükseklik benim sanatım ise tevazu. Senin hacetin bende kararlaştırıldı. Yükselmen bende.
Ve ateş devamla: Ben münevver, muzı (ziya saçan) ve muzahherim (açığa çıkaran). Ve Allahın düşmanlarından intikam alma mahalliyim.
Toprak: Ey ateş, sen bilmiyormusun, izzet zillettedir. Rahat tevazudadır. Bana, büyükler, kıymetli varlıklar ayak basıyor.
Yani ben onların ayaklarının altındayım. Sen ihsan sahiplerinin yüklerini çekermisin? Hâlbuki ben, melekût ( mülkler yani yeryüzünde ki çeşitli mülkler) definesinin hazinesiyim. Ve ben, yaratılanların tavaf ettiği bir Kâbe’yim. Ve ben, temiz sularla doluyum. Ateş cevap verdi ve dedi ki:
Ya Toprak: Ben seninle münazarada mehma imkân muktedir değilim. Lakin birer kelam ederek konuşalım. Bir sen söyle bir ben, böyle kelam edelim, dedi ve anlaştılar.
Ateş: Ya toprak, benim için nur var.
Toprak: Bende buluşma, kavuşma şevki vardır.
Ateş: Benim için kürre-i nara yükselme var.
Toprak: Ben istikamet üzere olanları taşıyorum.
Ateş: Geceler benimle aydınlanır. Gündüz gibi olur.
Toprak: Bende çeçit çeşit çiçekler ve nur yüzlü insanlar var. Ben onlarla zinetlendirildim. Benim üzerim bulutlarla zinetlendi.
Ateş: Ben Cevherlerin imtihan mahalliyim.
Toprak: Ben defineler hazineler örten bir mahallim.
Ateş: Ben gılli gışşı açığa çıkarırım.
Toprak: Ben ayıpları örterim.
Ateş: Ben taşlardan cevherler çıkarırım.
Toprak: Ben güzel kokulu gülleri ve acaip renkli güllleri çıkarırım.
Ve bilahere toprak dedi ki; Ben Hz. Allahın Halifesinin maddesiyim ve Allahın Rasülü Muhammed a.s.) mın merkadı şerifiyim. Ehli münacatın mıhrabıyım. Ve taat secde mahalliyim.
Benim faziletlerimin gaye ve hususiyetlerimin nihayeti yoktur. Lakin sükût tavazu şanındandır. Benim için ilahi bir emir olmasa şu kadarını da zikretmezdim.
Toprağın bu veciz ve müthiş cevaplarına karşı Ateş daha fazla dayanamaz ve toprağın galibiyeti ile münazara son bulur. Kıssadan hisse alabilenlere ne mutlu. (Devam edecek)
 
Bu yazı toplam 51 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.