1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. CAMİ VE CAMİ GÖREVLİLERİ
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

CAMİ VE CAMİ GÖREVLİLERİ

A+A-

Merkezde görevi gereği veya konumu icabı halkın din eğitimi ve öğretimine katkıda bulunan görevlilerin en başında gelenlerden biride Diyanet İşleri Başkanlığı ve Başkanı, sonra da daire başkanları, din işleri yüksek kurulu üyeleri, Diyanet İşleri Başkanlığı Teftiş Heyeti... gelmektedir.
Müslüman Türk vatandaşları hâlâ başkanlığa Şeyhül İslâmlık gibi bir paye vermekte, mensuplarının ilim ve örnekliğine güven muhataplarına büyük sorumluluklar yüklemektedir. Bu sorumluluk duygusu içerisinde davranmak, ailelerde dahil olmak üzere örneklik konumunda bulunduğunu unutmamak büyük önem arz etmektedir.halkımız başkanlığın kapıcısına bile faklı bir gözle bakmakta, ondan farklı davranışlar beklemektedir.
Din eğitiminin bir başka temel taşı da Müftülerimiz dir: Taşrada müftü, merkezde diyanet işleri başkanı gibi bir bakış açısı ile görülmektedir; halk onları böyle bilir, böyle görür. Şu halde aynı sorumluluk, şuur ve duygusunu müftülerde taşımaları gerekir.
Müftüler varlıklarını halka duyurmalı, hissettirmeli, müftülük ile halk arasında sıkı ve sıcak bir diyalog(bağ) kurulmalı, müftülükler en azından “din eğitimi ve öğretimi konusunda faal birer danışma merkezi” hâlini almalıdırlar.
Camilerimiz ve cami görevlileri: Camiler mutlaka güzel, temiz ve çekici olmalıdırlar. İmkanlar bulunarak cami çevresi bahçe haline getirilmeli, cami avlusu, cami çevresi ve cami bahçesi bakımlı ve gösterişli olmalı, cami içerisi kadar bakımlı olmalı eğer imkanlar el veriyorsa bahçenin bir bölümünde küçük çocukların eğlenebileceği yerler ve büyük bir bölümünde de gençlerin spor gibi faaliyet yapabilecekleri yerlere tahsis edilmelidir.
Yurt dışında, yabancı çevrelerde caminin fonksiyonu çok daha farklıdır. Buralarda özellikle Avrupa’da cami Medine Mescidinin yaptığı şeylere yakın şeyler yapabilmelidir. Bu hizmetlerin tamamının cami içerisinde verilmesi şart değildir. Cami içerisinde ibadet, ders, sohbet, toplantı, konferans, müzakere, yardımlaşma, çocuklar ve gençler arasında bilgi ve Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma yarışmaları, güzel Ezan-ı Muhammedi okuma yarışmaları, çocuk bayramları, bazı spor faaliyetleri, iftar yemekleri, misafir ağırlama faaliyetleri gibi faaliyetlere yer verilmektedir.
Camilerin hemen yanı başında, bu mümkün değilse yine cami cemaatinin uygun bulduğu bir yerde, kadınlar, çocuklar, çalışmayanlar(işsizler), evsizler ve misafirler, gençler için uygun tesisiler, çocuk yuvaları açmalıdırlar.
Yabancı çevrede yaşayan bir aile meselâ bir tatil gününde bütün fertleriyle camiye gidebilmeli, namaz kılmayanlar da dahil olmak üzere cami ve çevresinde kendilerini meşgul edecek, bilgi ve becerilerini artıracak, eğlenmelerini ve spor yapmalarını karşılayacak tesisiler ve imkanlar bulunabilmelidir. Aynı aile bir haftalık mutfak ihtiyaçlarını da buralardan karşılayabilmelidirler. Böylece cami ve cemaat çevresine çekilecek olan aile fertleri zaman içerisinde büyük bir ihtimalle cemaate de katılacaklardır. Yurt dışı camilerinin bir de, o ülkelerde Üniversite öğrencilerinin çeşitli sosyal, ictimai ihtiyaçlarını giderecek birer bölümlerinin de bulunması elzem ötesi bir elzem olmaktadır. Aynı zamanda lisan bilen bu gençler cami işlerinde de öncülük edecekler ve cemaatin bürokratik engellerini çözeceklerdir.
İmamlar(Hocalar) ki, aynı zamanda camilerin temelini oluşturan birer hatip konumundadırlar. Bunların en önemli işlerinin, yaşama nedenlerinin imamlık (dini hayatlarında halka rehberlik) olduğunu öncelikle bir görev bilmelidirler. Bütün muamelat ilişkilerini bu düzeyde ayarlamalıdırlar.
İmamlık(Hocalık) bir zenâat, bir ekmek kapısı değil, çok şerefli bir ibadet ve “halka hizmette hakk’a kulluk” aracıdır.
İmam(Hoca) hem bilgi hem de ahlaki kemâl bakımından devamlı bir gelişme çabası içinde olmalıdırlar. Çünkü o bir halk rehberi ve eğiticisidir; rehberlik ve eğitim konusunda neler bilip bilmediğini düşünmeli, eksikliklerini tamamlamak için elinden geleni yapmalı, başarılı meslektaşlarını gıpta ile takip edip örnek almalıdır. Eğer bilgi ve kabiliyet itibarıyla bu mesleğe ehil değilse devamlı bir günah ve hıyanet (ehli olmadığı halde görevi yüklenmek bir hıyanettir çünkü) içinde olduğunu bilmeli ve hemen işi ehline bırakmalıdır.
Gece gündüz düşündüğü ve en fazla önem verdiği şey “Cemâatini çoğaltmak, onlara İslâmi ve insani faziletleri kazandırmak, onlar vasıtasıyla Cami dışında kalanlara irşâd ve hizmet götürmek” olmalıdır.
Eline geçen her imkanı (hastalı, ölüm, nikah, mevlid, sünnet, düğün...) bunun için kullanılmalı, asla şahsi menfaatini ön plâna almalıdır.
Camilerde, çocuklara verilen yaz ve kış dönemi kursları, dini sosyalleşme sürecinde çok önemli bir yere ve değere sahiptir. Bunu yürüten imamlar ve müezzin kayyumlar büyük bir iş ve ibadet yaptıklarının farkında olmalıdırlar. Çocukların eğitim ve öğretimi buna uygun formasyonu gerektirir. Başkanlık ve müftülükler, kurs yapan hocaların formasyonlarını tamamlamak maksadıyla İlahiyat Fakülteleri, Eğitim Fakülteleri, Fakültelerin eğitimle ilgili bölümleri ile iş birliği yaparak kısa ve uzun süreli kurslar tertip etmelidirler.
İmamlar için söylenenlerin çoğu müezzin kayyumlar içinde söz konusudur. Esasen müezzin kayyum “İmam muavini” olarak anlaşılmalı, bu fonksiyona uygun vasıflar aranmalı ve geliştirilmelidir. Müezzin günde beş vakit insanlara, İslamın temel inancını ilan ediyor, onları namaza, kurtuluşa(felaha), hasılı İslama çağırıyor. 
Şu halde müezzin kayyum her şeyden önce bir tebliğci, davetçi, din eğitimcisidir. Bu şuur içerisinde hareket etmelidir. Müezzinlerin sesleri, ahlakları gibi güzel olmalı, mutlaka dini musiki dersi almış olmalıdır. Ezanlar okunurken birbirine karışmamalı, mümkünse bir ezanın duyulduğu sahada, aynı zamanda ikinci bir ezan okunmamalıdır. Ezan sesinin şiddeti kulakları tırmalamamalı, tatlı ve çekici olmalı, itici olmamalıdır.
Vaizse, nazari olarak imamdan daha yüksek derecede bilgisi ve formasyonu bulunan genellikle camide görev yapan bir din eğitimcisi ve öğreticisidir. Vaizi bir yandan müftünün, diğer yandan da imamın yardımcısı olarak düşünmek gerekir. (Rütbe bakımından değilse de yaptığı iş bakımından bu böyledir). 
Mümkünse her ilde iyi yetişmiş, mesleğinde başarısı sabit olmuş, halk eğitiminde ve öğretiminde etkili bir vaiz bulunmalı, bu vaiz diğerleri için bir örnek, danışman ve usta olarak göreve sokulmalıdır. Vaizler fert ve toplum olarak insanı, vaaz ve irşadı ile yaşanan hayat arasında ilgi kurmalı, bu ilgiyi canlı tutmalıdır. Vaizler irşad ve vaazları ile cami dışına taşmalı, insanların toplu olarak bulundukları ve girebilecekleri her yere (Ceza evi, huzur evi, yurt, hastahane, kıraat hane, lokal, fabrika ...) girmeli, girdiği ortama uygun şartlarda din eğitim ve öğretimi yapmalıdırlar.
Fi Emanillah!..
 

Bu yazı toplam 1308 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.