1. YAZARLAR

  2. Kadir İYİANLAR

  3. CAMİLER BİR ÜLKENİN MÜSLÜMAN ÜLKESİ OLMASININ MÜHRÜ VE TAPU SENETLERİDİR.
Kadir İYİANLAR

Kadir İYİANLAR

Kadir İYİANLAR
Yazarın Tüm Yazıları >

CAMİLER BİR ÜLKENİN MÜSLÜMAN ÜLKESİ OLMASININ MÜHRÜ VE TAPU SENETLERİDİR.

A+A-

Bu hafta Camiler haftası. Müslümanların beş vakit namazlarıyla cuma ve bayram namazlarını kıldıkları, topluca ibadet ettikleri büyük mabetlerdir.

Peygamberimiz (a.s.), “Cemaatle kılınan namazın, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletli” olduğunu bildirmiştir.

Peki her mahallede camilerimiz, mescitlerimiz var, Diyanetin görevlendirdiği İmamlarımız dört gözle namaz kıldıracak cemaat bekler.

Araştırmalarda Elhamdülillah Müslümanım diyen yüzde 95’i geçer.

Son zamanlarda birçok farklı camilerimizde, farklı zamanlarda namaz kıldım, Rabbim kabul buyursun İnşallah.

Sanayinin dışındaki nüfusun yoğun olduğu bölgeler, genelde mahalle camileri. Gerçekten her biri özenerek yapılmış, pırıl pırıl.. İnsan camiden içeri girince huzur buluyor, sessiz ve sakin.

Ezanlar okunup, namaza geçince vahamet orda başlıyor. İmamla birlikte cemaat sayısı bir elin parmak sayısı kadar. 5 bilemediniz 7 kişi cemaat oluyor.

İnanın gittiğim her camide durum aynı. İmamla biraz sohbet ediyoruz, üzgünüz cemaat yok diyorlar. Cemaatimiz de de gördüğünüz gibi 25 yaş altı yok.

Camiler, bir ülkenin Müslüman ülkesi olmasının mührü ve tapu senetleridir.  Camilerin imar ve inşası konusunda büyük gayret gösteren hiçbir yardımı esirgemeyen milletimiz çok acıdır ki, cemaatle namaz konusunda duyarlı değil.

Bu hallere nasıl geldik, Camilerimizde neden cemaat yok?

İmanlı nesil yetiştiren sistem neden işlemiyor, cinayetler, dolandırıcılıklar, fuhuş, uyuşturucu almış başını gitmiş bir ülkede, neredeyse herkesin evinde mevcut televizyonlar, gözümüzün içine soka soka banka faizini özendiriyor, bahis siteleri boy gösteriyorsa, Diyanet İşleri Başkanlığı nerede?

Diyanet siyasetin sokulacağı yer olmayıp, kim iktidar olursa olsun Allah’ın kanunlarını, haramı, helali, cehennem azabını, doğruların ve müminlerin mükafatını kulağımızın ve gözümüzün içine soka soka anlatmaya, mecburdur.

Daha önceki Diyanet işleri Başkanımızı defalarca eleştirmiştim, Namaz kıldırmak, Hac ve Umre ticareti yapmaktan diyanetin çok daha fazla görev ve sorumlulukları var diye..

Kur’an öğrenmek için, sorularınıza cevap bulmak için bir alo demeniz yeterlidir demek yetmez. Kimseyi bulamazsınız.

Neden İnsanlarımızı bilinçlendirecek kamu spotları hazırlanıp televizyonlarda gösterilmiyor, billboardlara afişler asılmıyor. Neden İmanlı nesil, şuurlu gençlikten bahseden iktidarlar, yasal eksiklik varsa bunun eksikliklerini gidermiyorlar. Radyo Televizyon Üst Kurulu neden televizyonları bu konuda teşvik etmiyor. Her mahallede haftada bir kez de olsa yatsı namazını müteakip, camilerde mahalle sakinlerini gelmeye teşvik ederek sohbetler yapılmıyor?

15 Temmuz çete yapılanmasını gördük. Bakın her kurumdan bu fetö çetesi çıkabilir, Hakim ve savcılardan da, Askeriyeden de, Milli Eğitimden de, siyasi partilerimizden de, Emniyetten de..

Ancak Diyanetten fetöcü çıkıyorsa bu işte bir acayiplik var demektir.

Bu topluma Allah’ın varlığını birliğini anlatan, Kur’an-ı rehber, peygamber efendimizin uygulamalarını kendisine yol haritası çizen ve bunun için her türlü eğitimi alan vaizlerden, imamlardan, Diyanet görevlilerinden, fetöcü veya şucu bucu çıkmamalıdır.

Bakın yurt dışında da birçok ibadethanelerimiz var, memleket özlemi çeken insanlar burada bir araya geliyor, dostluklar pekişiyor, dertlerini, sevinçlerini birlikte yaşıyorlar. Beyaz’ı, Arap’ı, Zencisi de. Dil, ırk ayrımı yok. İslam bilinci ve şuuru var.

Peki son bir yıl da ırkçı, faşist, İslam düşmanı Nazi zihniyetli namussuzlar kaç İbadethanemize zarar verdi dersiniz?

Yaklaşık 240 adet.

Asla hangi sapmış semavi dine mensup olursa olsun, tasvip edemeyeceğimiz bu saldırılardan biri Türkiye’de yapılmış olsa ne olurdu?

Avrupa Birliği derin endişe taşır, Beyaz Saray sözcüsü faillerin hemen yakalanmasını ister, bir daha böyle bir olayın vuku bulmaması için gereken tedbirlerin alınmasını talep eder, Türkiye içindeki çeteciler de bu olayı olabildiğince kaşır dışarıya malzeme verirdi.

Peki Biz Öncelikle devlet ve Diyanet İşleri olarak ne yaptık, yapıyoruz?

Ben Diyanetten uluslararası toplumu harekete geçirecek bir hamle görmedim, Cumhurbaşkanlığı Basın Sözcüsünden, failler ve bir daha olmaması için yapılan bir açıklama duymadım. Yani ses getirecek bir tepki hiç ama hiç duymadım..

Yeni Diyanet İşleri Başkanımıza Camiler Haftası Münasebetiyle görevinde başarılar dilerim, siyasetten uzak, Müslümanlara yakın olmasını dilerim.

 

 

 

Bu yazı toplam 297 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.