1. HABERLER

  2. KONYA

  3. Camiler Modernleşebilir
Camiler Modernleşebilir

Camiler Modernleşebilir

Camii mimarisinde modernleşmede bir sakınca olmadığını aktaran İl Müftü Yardımcısı Dr. Hamza Küçük, “Önemli olan namaz kılacak bir yer olması.”dedi. Küçük, cami sayısında ise Konya’nın İstanbul’dan sonra 50 farkla ikinci sırada yer aldığını hatırlattı.

A+A-
Konya cami sayısı bakımından Türkiye’nin ikinci şehri olması özelliğiyle dikkat çekiyor. 3 bin 100 civarındaki camii sayısıyla İstanbul’dan sonra ikinci sırayı alan Konya’da İstanbul ile aradaki farkın kapanmasına yaklaşık olarak 50 camii kaldı. Konuyla ilgi bilgi veren İl Müftü Yardımcı Dr. Hamza Küçük, “Konya cami sayısı bakımından İstanbul’dan sonra en fazla camiye sahip ikinci şehir. İstanbul’da değişmiş olabilme ihtimaliyle birlikte cami sayısı 3 bin 150 ise Konya’da bu rakam 3 bin 100 civarında. Aslında ikinci ama arada 50-60 cami gibi bir fark bulunuyor. Biraz daha gayret edersek İstanbul’u yakalayacağız.”dedi.

Konya camilerinin Konya nüfusuna yeterli olup olmaması konusuna açıklık getiren Müftü Yardımcısı Dr. Hamza Küçük, nüfusa orantılandığında Konya’daki camilerin yeterli hatta fazla bile olabileceğini söyledi. Küçük, “3 bin 100 civarında camii Konya için tabii yeterli hatta fazla bile. Yani Konya’nın nüfusu 2 milyon İstanbul’un nüfusu 16 milyon, kıyaslarsanız Konya’ya camii oranı fazla bile. Ama cami konusunda planlamalarda halk olarak biraz eksik kalınmış. Bazen ihtiyaç olan alanlarda camii olmuyor, ihtiyaç olmayan yerlerde de fazladan camii olabiliyor. Yani hayırsever vatandaşların ve halkımızın bu noktada biraz daha bilinçli hareket etmesi gerekiyor. 200 metre aralıklarla ihtiyaç fazlası camii yaptırmanın bir mantığı yok. Önemli olan camileri doldurabilmek ve ihtiyaç olan yerlere yapabilmek. Bu henüz daha sağlanamadı ancak zaman içerisinde halledilebilecek şeyler.”diye konuştu.

KONYA’NIN MİMARİ GELENEĞİ VAR
Türkiye’nin en fazla camiye sahip ikinci şehri olan Konya’nın mimari anlamında farklılık gösterdiğine değinen Müftü Yardımcısı Küçük, Konya’nın cami mimarisi noktasında geleneği olan bir bir şehir olduğunu söyledi. Bu geleneğin daha çok dini mimaride gözleniyor ve yaşatılıyor olmasının tesadüf olmadığına dikkat çeken Küçük, “Konya camilerinin mimarileriyle ilgili olarak söyleyebileceklerimiz şunlar olabilir; Konya Selçuklulara Başkentlik etmiş bir il. Tarihi ve geçmişi var. Bunun ötesinde Osmanlılara devlet yönetimi ve mimari olarak yol göstermiş, ilham olmuş bir başkent. Bu yönüyle İstanbul, Bursa, Sivas Erzurum gibi Konya da geleneği olan illerimizden bir tanesi. Bu daha çok dini mimaride yansımız olması da tesadüf değil. Doğal ve normal olanı. Konya diğer illerden farklı olarak cami mimarisi konusunda mümkün mertebe Selçuklu ve Osmanlı stilini yeni camilerde de kullanma arzusunu taşıyan ve bunu da yapan illerimizden biri. Tabii cami sayısında Türkiye’nin ikinci şehri olması da Konya’ya bu noktada bir avantaj sağlıyor.”ifadelerine yer verdi.

KUBBELİ CAMİLER TERCİH EDİLİYOR
Konya’nın cami mimarisi olarak Osmanlı ve Selçuklu tarzını denemesinin şehre farklı bir kimlik kazandırdığını ifade eden Küçük, şunları söyledi; “Mimari olarak Konya’nın diğer illerimizden farkı; Selçuklu ve Osmanlı mimarisini yeni camilerde de deniyor olması. Bu gerek dış mimari olarak gerek iç dekorasyon olarak ona yaklaşılmaya çalışılıyor. Mesela kubbeli camii stili Osmanlılara has bir gelenek, Selçuklularda ise Ulu Camii tarzı daha geniş yayvan cami tarzı benimsenir. Konya genelde yeni camilerde Osmanlı mimarisini kullanıyor. Konya’daki bir çok camimiz kubbeli. Küçükte olsa büyükte olsa Konya camilerinin bir çoğu kubbeli olarak inşa ediliyor. Daha çok Osmanlı stili kullanılması sebebiyle Osmanlı’ya bir yönelim var diyebiliriz. İç tezginatta ise iş biraz karışık. Hem Osmanlı motifleri hem de Selçuklu desenlerinin harmanlanmasıyla camilerimizin iç dizaynı yapılıyor. Mesela bu ayrımları örnekleyecek olursak Alâeddin Camii bir Selçuklu eseriyse Şerafettin Camii ya da Sultan Selim Camii bir Osmanlı eseridir. Mimariler arasındaki farkı bu camilerimizde net olarak görebiliriz. Yani özet olarak mimari olarak Osmanlıyı, iç düzen olarak Selçuklu ve Osmanlı ikisini de kullanıyoruz.”

MODERNLEŞMEKTE SAKINCA YOK
Cami mimarisinde tek bir tarza kalmak diye bir kural olmamasını hatırlatan Dr. Hamza Küçük, cami mimarisinde eski stillerin denenmesinin ya da modern görünüme sahip camiler inşa etmenin dinen hiçbir sakıncası olmadığını vurguladı. Hatta farklı mimarilerde camii yapmanın iyi bile olduğunu aktaran Dr. Küçük, “Cami mimarilerinde modernleşmiş görünümlerin olması ya da bu tarz eski geleneklerin yaşatılmasının hiçbir sakıncası yok. Bizim mesela Avrupa’da yaptığımız camiler var. Bunların birçoğu bu saydığımız yapılardaki geleneği yansıtır ama bir çoğunda da modern bir yapı vardır. Bulunduğu bölgenin mimari yapısını bozmayacak sırıtmayacak şekilde yapılabilir. Bunda dini bakımdan hiçbir sakınca yoktur. Dini olarak önemli olan cemaatin namaz kılabileceği bir yer olmasıdır. Bunun şekli biçimi her türlü olabilir. Bugün Sahra’ya indiğimiz zaman Ortadoğu’da minare camiden tamamen ayrı bir yere yapılmıştır. Hatta bazı eski camilerde, minarelere arabayla gidilebilecek şekilde yapılar vardır. Bu o bölgenin kültür medeniyeti ve coğrafyasıyla alakalıdır. Bunlar olmalı mıdır? Olmalıdır. En azından cami illa şu şekilde yapılacak bunun dışında yapılamaz inancının doğru olmadığını ifade etmek için olmalıdır. Gelenek olarak da biz kendi ceddimizin atalarımız mimarisini de yaşatmalıyız. Bunlar denenmeli ve yapılmalıdır.”diyerek sözlerini noktaladı./Ümit ÖZEL

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.