1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. ÇAY SİMİT VE ABDURRAHİM KARAKOÇ!
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

ÇAY SİMİT VE ABDURRAHİM KARAKOÇ!

A+A-

Çarşamba günü sabah fırından simit aldığımızı gören Çumra’mızın renkli simalarından hayırsever esnaflarımızdan Mehmet yetişen Ağabey;
--- Ahmet simitle çay iyi gider çay ikram edeyim. Dedi çay sonrası bir de tahin ikram etti. Abdullah Hoca ile tahini tandır ekmekle bandıra bandıra yedik. Bu arada Yetişen Ağabey telefonundan Abdurrahim Karakoç’tan bir şiiri okumam için verdi. Çok sevindim;
--- Mehmet Ağabey Allah razı olsun, bugün bize ikram üstüne ikram yapıyorsun. Dedim.
*
Biz ortaokullu yıllarımızda Rahmetli Abdurrahim Karakoç’un şiirlerini okumaktan keyif alırdım.
Öyle ki, O yıllarda bize   bazı şiirleri ile zamanımızın Yunusu, bazı şiirleri ile Köroğlu, bazı şiirleri Kürşat’ı  bazı şiirleri Nef’i yi çağrıştırırdı.
Doktor Bey, Hakim Bey, daha neler neler…
Öte yandan Mihriban şiiri Türkü olup dillerden gönüllere nakşediyordu. Lambada titreyen alev üşüyordu.
Seksen sonrasında bizlere moral olan yazıları şiirlerin sahibiydi o!
Doksan iki yılından sonra bambaşka yolculuğa çıktı.
Biz onu her haliyle seviyorduk. Son zamanlarında Konya’da evladının vazifesi icabı bulundu. Hatta tedavisinde şimdi Konya Aydınlar Ocağı Başkanı olan Dr. Mustafa Güçlü’nün bizzat takip ettiğini biliyorum.                         ESERLERİ;
Hasan'a Mektuplar (1965) 
El Kulakta (1969) 
Vur Emri (1973) 
Kan Yazısı (1978) 
Suları Islatamadım (1983) 
Beşinci Mevsim (1985) 
Dosta Doğru(1994) 
Akıl Karaya Vurdu (1994) 
Yasaklı Rüyalar (2000) 
Gökçekimi (2000) 
Gerdanlık-I (2000) 
Gerdanlık-II (2002) 
Gerdanlık-III (2005) 
Parmak İzi (2002) 
Düşünce Yazıları, Çobandan Mektuplar(Deneme)
 
Abdurrahim Karakoç 7 Nisan 1932 tarihinde Kahramanmaraş ili, Elbistan ilçesine bağlı Ekinözü (Cela) köyünde dünyaya geldi. Küçük yaşlarda şiire merak sardı. Bu, aileden gelme bir merak diyebiliriz. Çünkü dedesi, babası ve kardeşleri de şairdirler.


İlk yazdığı şiirleri 2 kitap oIacak hacimde iken beğenmeyip yaktı ve 1958 yılından itibaren yazdıklarını 'Hasan'a Mektuplar' ismi altında 1964 yılında 10.000 adet bastırdı. FEDAİ yayınları arasında çıkan bu eser kısa zamanda tükendi ve 2. baskısını yine 10.000 adet bastırdı. 1958 yılında buIunduğu kasabada belediye mesul muhasibi olarak memuriyete girdi.1981 yılı Mart ayında emekli oldu. 
Serdengeçti, Töre-Devlet, Ocak, Yeni Düşünce, Yenisey,Alperen yayınları oIarak şimdiye kadar 12 şiir kitabı, bir tane de makalelerinden derlenen nesir kitabı çıktı. 1985 yılından sonra gazetecilik yaptı.
“””Bir ara politikaya girdi ve ayrıldı. Niçin girip, niçin ayrıldığını bir röportajda şöyle cevaplandırdı: 'Allah rızası için girmiştim, Allah rızası için ayrıldım'.”””
30 yılı aşkın bir zaman içinde kitapları baskı üstüne baskı yenilemektedir. Bilhassa 'Vur Emri' adlı kitap günümüz şairlerinin hiç birisine nasip olmayan kabulü görmüştür. 7 Haziran 2012 tarihinde Hakk'a yürüdü.
Kendi dilinden kendi tarifi...
'Ebedî kudretin tek sahibinden alınan emir üzerine 7 Nisan 1932 tarihinde dünyaya gelmişim. Çocukluğum şöyle-böyle geçti. Kıt imkânlara, kıtlık yıllarına rağmen hâlâ o günleri özlerim. Birçok kimseye o yılları anlatsam, 'Özlenecek neresi var? ' diyebilirler, amma ben hep çocukluk yıllarımı sevdim. Şiir yazmaya küçük yaşlarda başladım. Zaten bizim oralarda her genç şiir yazar. Bu tutku başka bir meşgalenin veya işin olmayışından kaynaklanıyor gibime geliyor. Ben de avareydim, boşluğumu şiirle doldurmaya çalıştım. Benimle şiire başlayanlar yalnızlıktan, yardımsızlıktan dökülüp gittiler
Bana gelince: Sağ olsunlar, iktidarların ve muhalefetin irikıyım politikacıları, ihtilal cuntacıları, 'bilimsel' cüppeliler, entelektüel züppeler, millî soyguncular, sosyete parazitleri, sermaye sülükleri, zulüm-işkence makineleri, adalet katleden hukukçular, dalkavuklar, üçkâğıtçılar v.s. hep bana yardımcı oldular. Şiir malzememi veren onlar, öfkemi bileyen onlar oldular. Yardımlarını inkâr etmiyorum, fakat teşekkür de etmiyorum. Dinsizlerin değil, din düşmanlarının, yani İslâm düşmanlarının da az yardımı olmadı. Bir bakıma dinî duygularımın kuvvetlenmesine vesile oldular. En uygun zamanda yaşadığıma inanıyorum. Yardımcılarım (!) var oldukları sürece yazmaya devam edeceğim. Allah (cc) kısmet ederse...

SİZE BIRAKTIM
Bana Mevlana’yı, Yunus’u verin
Mecnun’u, Leyla’yı size bıraktım
Kırk yıldır susuzum, bir tas su verin
Irmağı, deryayı size bıraktım
 
Talipli değilim şöhrete, şana,
Makamı, rütbeyi yük etmem cana
Dostluk, sevgi, şefkat yetişir bana,
Dövüşü, kavgayı size bıraktım.
 
Zaman yoktur ekip, biçip, sürmeme
Ham topraktan haram mahsul dermeme
Bir tek gönül kâfi gelir girmeme
Konağı, sarayı size bıraktım.
 
Çokta değil, hakta buldum huzuru,
İstediğim alınteri, göznuru
Benliği, kibiri, iğrenç gururu
Faizi, bankayı size bıraktım.
 
Hiç biriniz telaş etmesin boşa
Doyacak gözünüz toprağa, taşa..
Beni inancımla koyun başbaşa..
Topyekün dünyayı size bıraktım 
 

Bu yazı toplam 818 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.