1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. Cehennem meleği cehennemi anlattı-2
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

Cehennem meleği cehennemi anlattı-2

A+A-

Bunlar kimlerdir dedim?

Malik şöyle anlattı:

Bunlar yalan yere şahitlik edenlerdir. Kovculuk yapıp söz gezdirenlerdir.

Bundan sonra, bir alay kadınlar gördüm; bunların kimisi göğsünden asılmışlar; kimisini de ayaklarından baş aşağı asmışlardı. Bunlar feryat figan edip duruyorlardı.

Bunlar kimlerdir dedim?

Malik şöyle anlattı:

Bunlar zina edenlerdir; ayrıca çocuklarını düşürüp katil işi işleyenlerdir.

Bundan sonra bir alay adamlar gördüm; bunlar kendi yanaklarının etlerini koparıp ağızlarına koyuyorlardı. Yemeyip ağızlarında gizliyorlardı. Ama zebaniler onlara:

Yiyin.

Diye zorlayıp istemeseler de yediriyorlardı. Tekrar koparıp ağızlarına alıyorlardı. Zebaniler tekrar yemeleri için onları zorluyorlardı. Bu şekilde onlara azap ediliyordu.

Bunlar kimlerdir dedim?

Malik şöyle anlattı:

Bunlar, ümmetinizden şu kimselerdir ki, insanları yüzlerine karşı ayıplar; zemmederler. Ayrıca arkalarından kötüleyip gıybetlerini ederler. Elleri, dudakları, kaşları ve gözleri ile işaret ederek insanları alaya alırlar.

Bundan sonra bir kavim gördüm ki, Bunlar tam susadıklarından ötürü susuzluktan yanıp feryatla su istiyorlardı. Onların bu isteklerine karşılık ateşten kadehlerle kaynar sular verilip; İç Diyerek zorlanıyorlardı. Onlar bu kadehi ağızlarına yakın götürdükleri zaman o suyun şiddetli kaynamasından yüzlerinin etleri pişip kadehin içine dökülüyordu. İçince de, bağırsakları parça parça olup dübürlerinden dışarı dökülüyordu.

Bunlar kimlerdir dedim?

Malik şöyle anlattı:

Ümmetinizden şarap ve keyif verici şeyleri içenlerdir.

Bundan sonra, bir alay kadın gördüm; baş aşağı ayaklarından asmışlar. Dilleri uzayıp ağızlarından sarkmıştı. Zebaniler, onların dillerini ateşten makaslarla durmadan kesiyordu. Zebaniler onların dillerini kestikçe uzuyordu ve bunlar eşekler gibi anırıyorlar, köpekler gibi uluyorlardı.

Bunlar kimlerdir dedim?

Malik şöyle anlattı:

Bunlar ölüsü öldüğü zaman, feryadü figan eden kadınlardır.

Bundan sonra, bir takım erkekleri ve kadınları gördüm. Bunları bakırdan fırınlar içine oturtmuşlardı. Altlarından ateşler ve alevler çıkıp başları ile beraber bütün vücutlarını bürüyordu. Gayet kötü kokular geliyordu.

Bunlar kimlerdir dedim?

Malik şöyle anlattı:

Bunlar, zina eden erkek ve kadınlardı.

Peki, bu kötü koku nedir dedim?

Bunu da şöyle anlattı:

Onların ferçlerinden çıkan şeyin kokularıdır.

Bundan sonra, bir kısım kadınları gördüm ki, asılmışlar. Bunların elleri boyunlarına sıkıca bağlanmıştı.

Bunlar kimlerdir diye sordum?

Malik şöyle anlattı:

Kocalarına hıyanet edip mallarını telef edenlerdir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ;

Bir kavim gördüm ki, bunların cesetleri hınzırına, yüzleri de köpek yüzüne benziyordu. Dübürlerinden ateşler çıkıyordu. Yılanlar, akrepler onları sokuyor; etlerini yiyorlar.

Bunlar kimlerdir dedim?

Malik şöyle anlattı:

Bunlar ümmetinizden namaz kılmayan, gusül etmeyenlerdir.

Bundan sonra, bir takım erkekleri ve kadınları gördüm. Bunlara ateşte azap ediliyordu. Bunların üzerine zebaniler musallat olmuştu. Bunlar feryat ettikçe, zebaniler sopalarla vuruyorlardı. Karınlarına ateşten süngüleri saplıyorlardı. Vücutlarını da ateşten kamçılarla dövüyorlardı. Bunların azapları pek çetin gördüm.

Bunlar kimlerdir diye sordum?

Malik şöyle anlattı:

Bunlar ana ve babalarına isyan ederek karşı gelenlerdir.

Yine bir kavim gördüm; bunların boyunlarına ateşten dağlar gibi büyük halkalar geçirmişlerdi.

Bunlar kimlerdir diye sordum?

Malik şöyle anlattı:

Bunlar, üzerlerinde bulunan emanetleri sahiplerine vermeyenlerdir.

Bundan sonra, bir kavim gördüm; zebaniler bunları ateşten bıçaklarla boğazlıyorlardı. Ama bunlar aynı saatte diriliyordu. Bunlar dirilince, zebaniler tekrar onları boğazlıyorlardı.

_Bunlar kimlerdir diye sordum?

Malik şöyle anlattı:

Bunlar haksız yere adam öldürenlerdir.

Bir kavim daha gördüm; gayet çirkin ve kötü kokulu cife yiyorlardı.

Bunlar kimlerdir diye sordum?

Malik şöyle anlattı:

Bunlar gıybet edip insanların etini yiyenlerdir.

Bunlardan başka, cehennemde iki sınıf kimse gördüm; bunların bir sınıfı erkeklerden, bir sınıfı da kadınlardandı. Bunların azabı gayet şiddetli idi.

Bunlar kimlerdir diye sordum?

Malik şöyle anlattı:

Bu erkekler, beylerin (ağaların) önünde sopa ve kamçılarla gidip zavallı fakirlere vurup zulüm edenlerdir. O kadınlar ise güzel elbiseler giyip, hakikatte vücut hatları belli, açık hükmünde ve erkeklere aşikâr olanlardır. Ayrıca dışarı çıktıkları zaman, erkekleri kendilerine çekenlerdir.

Bu sebepten, başları deve hörgücü gibi büyük olup selametle doğruca cennete giremezler.

Bundan sonra, cehennemde bir alay erkek ve dişi kimseler gördüm. Bunların azabı birbirine benzemiyordu. Her birine bir başka türlü azap olunuyordu. Bu tabakada azap olunanlar arasında bunlardan şiddetli azap olunan yoktu. Şöyle bir azap ediliyorlardı. Bunları ateşten sopalar üzerine asmışlardı. Etleri pişip dökülüyor; sadece kemik kalıyorlardı. Hak Teala onların etlerini bitiriyor; yine önceki gibi etleri pişip dökülüyordu.

Bazıları da, ateşten zincirlerle, bukağılarla bağlanmışlardı; böylece azap olunuyorlardı.

Bunlar kimlerdir diye sordum;

Malik şöyle anlattı:

Bunlar vücut sağlığı yerinde iken namazı terk edenlerdir.

Ve şöyle dedim:

Ey Malik, kapıyı kapa, bakacak takatim kalmadı.

Malik şöyle dedi:

Ya Resulullah, mübarek gözünüzle müşahede ettiğiniz azapları gördüğünüz gibi ümmetinize bildirin. Ümmetinizi çok çekindirin. Günahlardan, Allah’ın emrine aykırı hareketten onları alıp men edin. Allaha tam itaate teşvik edip ibadet yoluna getirin. Allah’ın azabı şiddetlidir. Cehennemi yedi tabakadır. Bu gördüğünüz ilk tabakasıdır. Aşağıları daha şiddetlidir.

Bunu dinledikten sonra, Resulullah (s.a.v.) efendimiz ümmetine şefkatinden dolayı ağlamaya, şefaat ve niyaza başlar.

Ümmetinin zaafı ve o gibi azaba takat getiremeyeceklerini anlatıp

o kadar çok ağladı ki ;

Cebrail, Mukarreb melekler ve orada bulunan diğer melekler dahi ağlamaya başladılar. Resulullah (s.a.v.) Efendimizin tazarru ve niyazına:

ÂMİN Dediler.

Bunun üzerine, izzet sahibi Yüce Hak’tan şu hitap geldi:

Habibim, senin değerin benim katımda büyüktür; duan makbuldür. Şefaatin makbuldür. Gönlünü hoş tut; seni muradına eriştirdim. Kıyamette sana bir makam vereceğim; şu kadar asileri sana bağışlayacağım, ta ki:

YETER diyesin. Senin ümmetini sair ümmetlerin üzerine seçtim. Seni de onlara şefaatçi kıldım. Dilediğin kadar şefaat eyle; kabul ederim.

Rabbim bizleri resulullah (s.a.v.) efendimizin şefaatine layık eyle

Bu yazı toplam 1102 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar