1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Cemaatlar Ve Feto
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Cemaatlar Ve Feto

A+A-
Bugün Türkiye’nin geldiği noktada olup bitenlere değinmek istiyorum. Tarikatlar, cemaatler ve özellikle de  Avrupa ve Dünya ajanı FETO ile Türkiye cidden büyük sarsıntı geçiriyor.
Abdülhâkîm Arvasî'ye tarikatlerin kapatılması sorulduğunda şöyle cevap veriyor:
"Siz kapatmasaydınız da onlar kapanacaktı, çünkü zâten tefessüh etmişlerdi..."
Evet...
Gâliba asıl mesele onların içten içe tefessüh etmeleri, yâni çürümeleriydi...
"Siz kapatmasaydınız da onlar kapanacaktı, çünkü zâten tefessüh etmişlerdi..." cümlesinin üzerinden neredeyse yüz yıla yakın zaman geçti...
Ne değişti?
Hiç...
Tek parti döneminde taşraya sürülen, küçülen, gizlenen tarikat ve cemaatler, Demokrat Parti iktidarıyla birlikte şehirlere, özellikle İstanbul'a geri döndüler... "Siz isterseniz hilâfeti bile getirirsiniz" diyebilecek bir Başbakanları vardı artık, siyasi hayatının son demlerinde dedi de...
Arkalarına aldıkları siyasi güç ile konumlarını tahkim ettiler...
Zamanla siyaseti beslemeye başladılar. Karşılıklı takılan serum hortumlarıyla bağlandılar siyaset ile birbirine, birbirini beslediler...
Aslına bakılırsa, tefessüh ettikleri yerden başladılar tekrar, yani çürüdükleri yerden...
"Nurlu Süleyman" dediler Süleyman Demirel'i beslediler...
"Halife" dediler, Necmeddin Erbakan'ı beslediler...
"Talebemiz" dediler, Özal'ı beslediler...
Karşılığında büyüdüler... Dünya karşısında küçülerek; kalplerde büyümeleri gerekirken, küçücük mekânlardan taşarak kalplere sığmaları gerekirken, toplamak değil varlık sebepleri dağıtmak olması lâzım gelirken, yolda-izde kalana, hasta olana, borçlu olana, şifâ arayana, hikmet arayana, aş arayana hiçbir ayırım yapmaksızın, hangi dindendir diye bile merak etmeksizin devâ olması lâzım gelenler, gettolara dönüştüler... Vakıflara, derneklere, cemaatlere, kendinden başkasını tanımayan güç sahibi gettolara dönüştüler... Bir Orta Çağ kilisesi gibi tartışılmaz oldular... En son örneği de FETO cemaati…
Ve...
Yine, besledikleri, insan fideliği vazifesi gördükleri 'millî görüş' geleneğinin içinden çıkarak, 
AK Parti  ile birlikte siyasetin ve gücün zirvelerine tırmanmaya başladılar... İçten içe devletin önemli kurumlarını ele geçirdiler ve 15 Temmuz’u bu millete yaşattılar. Şehitler verdirdiler. Devletin kaynaklarının boşa harcanmasına neden oldular ve bir türlü de temizlenmiyorlar.
Yükseklerde rüzgâr sert esermiş, o sert rüzgârlara birlikte yakalandılar, siyaset ve cemaat... 
Menfaatler her şeyin önüne geçti ve savaş çıktı...
 
Siyaset "ne istediniz de vermedik" dedi, cemaat, "her şeyi istiyoruz" dedi...
Bu iki günahın arasında iki günahkâr olarak kaldılar, birbirlerinin günah keçileri oldular...
Gülden terazilerde gül tartması gerekenler devleti tartmaya kalktı, ağırlıkları yetmedi...
Fırat'ın kenarındaki koyundan sorumlu olanlar, emanet namuslarını kaybetti, beyt'ül mala musallat oldular, kaybettirdiler... Dine dair her ne kadar değer var ise yerle bir ettiler, adalet en başta olmak üzere...'Müslüman kendinden emîn olunan insandır' düsturunun tüm tedailerini yok ettiler...
Küpün içindekiler fenâ sızdı dışarıya...
Kanalizasyon borusunun patlaması gibiydi...
Ve Türkiye'de ölen Müslüman karakteri oldu.. dindar vasfı oldu.. mütedeyyin vasfı oldu...
Bundan gerû dine dâir değerler skalasıyla siyaset yapmak imkânsızlaştı...
Türkiye'de bu dönemin muhasebesini yapacak ve bu muhasebeyle öncelikli ve olmazsa olmaz ilkesi 'adâlet' olan bir siyaset vâr olacak... Dini alt kültürler, mezhepler, cemaatler, tarikatlar, vakıflar siyaseti etkileyen , besleyen ve siyasetten beslenen unsurlar olmaktan çıkacak. Ya varlık sebepleriyle iştigal edecekler ya da devlete tesirlerinin ne pahasına olursa olsun önüne geçilecek. Hükümet bu konuda çok kararlı ve tümörler birer birer temizlenmektedir.Devletin vatandaşı karşısında bir dinî alt kültür kimliği asla olmayacak... Devletin vatandaşa bakacağı tek bakış açısı, hangi kültürden olursa olsun 'eşref-i mahlûkat' olacak.
Vatanın ekmeğine kan doğrayan, milletin birliğine kast eden, kandan medet uman ve beslenenler hariç, onların yeri toprağın üstü değil, altı olacak...
 
Bu yazı toplam 133 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.