1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. CEMİL ÇİÇEK VE TÜRKİYE GERÇEĞİ
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

CEMİL ÇİÇEK VE TÜRKİYE GERÇEĞİ

A+A-

Türkiye’de Siyasetin ucundan, kıyısından veya  TV ekranlarında haberleri izleyen bir çok kimse  Cemil Çiçek’i bilir.

Anavatan Partisinde, AK partide ve bu partilerin kurduğu önemli görevler üstlenen,  Adalet Bakanı ve TBMM’ başkanlığı yapan, sağduyu sahibi,  kendisiyle yakın ilişkiler kurduğum, dostluk ettiğim değerli bir kişilik.

Tecrübelerle dolu bir hayatı içinde Türkiye’de yaşanan ve gelinen noktayı geçtiğimiz gün şöyle anlatıyordu.

 Çiçek, "Neden bu haldeyiz"in cevabını verdi:"Bu ülke, siyaseten ve dinen kandırılmışlar ülkesi. Dinen kandırıldığını gördük. Kendi Meclis'ini bombalayacak kadar, kendi insanına kurşun sıkacak kadar zalimleşiyor. Böyle bir insan tipine hangi demokrasiyi, modeli getirirseniz getirin, bunu hak etmez. Cennete gitmek için bir efendi hazreti bekliyoruz. Dünyadaki sıkıntılarımızdan kurtulmak için de bir kahraman bekliyoruz. 150 sene sonra hâlâ iki cihanda bizi kurtaracak tek adamlar arıyoruz. Gelişmiş Avrupa ülkelerine bakalım. Kahraman mı arıyorlar? Cennete gitmek için bir adam, dünyadaki sıkıntılarımızı çözmek için bir adam... Türkiye'nin bu aymazlıktan ve kolaycılıktan kurtulması lâzım..."

"Saldırıların gayesi Türkiye'ye çelme takmak. Millî seferberlik ruhu ile mücadele edeceğiz" dedi.Bu doğru tespitleri yapmak için 15 Temmuz ve sonrası meydana gelen terör olaylarının yaşanması mı gerekiyordu?

Belki” evet” demek gerekir. Çünkü bir musibet, insanlara çok şey öğretiyor.

Öğrencilik yıllarımı hatırlıyorum. Bir kısım arkadaşlar ABD, 6 filo çık dışarı diye söylemler, gösteriler yapardı.

"Amerika şeytan" dediklerinde ideolojik saplantı sanmıştık... Söyleyenler haklıymış.ABD, kendi ülkesi sınırları dışında başka ülkelerin iktidarlarını devirmeyi, toplumları kafasını göre biçimlendirmeyi kendine hak gören ve kendisini dünyanın tek sahibi sanan bir ülke..Hemen yanı başımıza geldiği günden bu tarafa Orta Doğu'da milyonlarca Müslüman insan öldü ve insanların ölümü, katledilmesi devam ediyor. Ve Orta Doğu'ya ayak bastığı 1991'den bu tarafa ölüm, ne bizim ülkemizde ne de etrafımızdaki komşularımızda eksik olmadı...

Âşık Mahsuni haklı:

Amerika katil!

Kim ağzını açar da benim ülkemde "Amerika müttefiklerimiz" diye bir cümle kurarsa benim aklıma

Mehmetçiklerimizle birlikte, bundan önce ve sonra şehit olacaklar geliyor...Ülkemde patlayan bombalar geliyor..Ülkemde yapılan darbeler, FETO’nun yapmak istediği darbe girişimi geliyor.

 Belki bir çoğunuz kabul edecektir. Amerika dostumuz değil... Kimsenin dostu değil.

Devletler arasında dostluk değil, çıkar ilişkileri var.

Aslında  Amerika uygar bir ülke de değil. Demokrasi söylemi, insan hakları iddiası kendisi için geçerli. Kendi dışında canavar. Kendi içinde, yurttaşları arasında tutarlı olabilir.Ne varki, kendi içlerinde bile renk, ırk ayrımı yapmaktadır. ABD’nin dünya insanlığına yaptığı hiçbir katkı yok. Sadece yeryüzünde bozgunculuk yapıp kan dökülmesine sebep oluyor.

Türk Milleti bu evrensel gerçeği artık net bir biçimde görmeli ve bilmelidir."Uygarlık doğudan yükselir" diyen Cemil Meriç haklıymış..Bu durumda Türk Milleti, ordusunun arkasında duracaktır. Siyaset ne yaparsa yapsın, ne isterse istesin, biz, millî varlığımızın teminatı olan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin dinamik gücünün arkasında durmak zorundayız. Bu kurumun içindeki çürükler ise mutlaka, ama mutlaka ince elenip, sık dokunarak temizlenmelidir.

Şunu hepimiz görüyoruz.

 Efendiler!Türkiye, açık ve adı bilinen net bir tehditle karşı karşıyadır...Bu terör örgütlerine karşı, milletimizle birlikte, bir millî seferberlik ruhu içerisinde hep birlikte kararlılıkla mücadele etmeliyiz.Bu durumda tek güvencemiz devletimiz ve onun biricik koruyucu gücü Türk Silahlı Kuvvetleri'dir.. Her daim arkalarında durmak, yanlarında olmak vatanseverlik borcumuzdur. Ne yazık ki siyasetin güven sorunu devam ediyor.

Nereden bakılırsa bakılsın; Suriye'de her şeyden önce, "insanlık dramı" yaşanıyor.Zaten yıllardan beri, bu kanla bezenmiş proje başta süper güçler olmak üzere çeşitli ülkeler tarafından uygulanıyor.Ne var ki, "İnsan Hakları" ihlalleri gerekçesiyle, ülkeleri "imha etme" girişimleri, tıpkı Libya'da hatta Irak'ta olduğu gibi çok tehlikeli sonuçlar doğuruyor.Adına ne denirse denilsin ve tarafları kim olursa olsun, Orta Doğu'da "çok tehlikeli" bir planın, safha safha uygulanmakta olduğu netleşiyor.Yıllar önce, adı konan bu yıkım projelerinin bir ucunda ABD ve müttefikleri, diğer ucunda da, Müslüman ülkeler  yer alıyor gibi görünüyorsa da, çok karmaşık çok "göstermelik" ittifaklar veya düşmanlıklar boy atıyor.Düne kadar, Suriye'nin içine sürüklendiği son durumu anlamak ve anlatmak dakikalar geçtikçe daha da çetrefilleşiyor.Bu arada, özellikle Şii milislerin, "kurtarma yolunda" çocuklara, kadınlara ve yaralılara karşı giriştiği katliamın Kerbela'yı çağrıştırması üzüntüye üzüntü ekliyor.Suriye'nin kanlı fotoğrafında, bir yanda Rusya ve İran diğer yanda Türkiye, Suudi Arabistan, Katar öte yanda ise ABD hatta İsrail boy gösteriyor.ABD burada  tavşana kaç, tazıya tut taktiği uyguluyor.Üstelik, koskoca devletlerin terörist örgütlerle açık iş birliği, kanımızı donduruyor.

 Bu arada, sayıları  az olmayan  Şii örgütlerine mensup militanların Sünnilere karşı giriştiği katliamlarını durdurulması bütün dünya tarafından bekleniyor. Suriye’de "tezgah üzerine tezgah kurulurken" eski günlere gidildiğinde, içine düşülen tuzağın ayrıntıları ile birlikte Türk devleti dikkatle bu oyunu izliyor, çare arıyor.

Yalnız çok dikkat edilmelidir. Osmanlı’nın  toprağı yaklaşık 8 milyon metrekare idi. Yapılan stratejik  yanlışlarla ilk önce bu topraklarda”  93 harbi” denilen Osmanlı – Rus harbiyle , daha sonra  1911- 1912 Balkan Harbi ile, burada kuvvet komutanlarının siyasi anlaşmazlığı ve bir birine yardım etmemesi ile, son olarak ta  1914-1918 1. Dünya savaşıyla büyük ölçüde toprak kaybettik. Can ve büyük ölçüde mal kaybımız oldu.
Atatürk 1938 de ölmeden önce tek bir kurşun sıkmadan Fransızlardan Hatay’ı geri aldı. Yani anlatmak istediğim çok dikkat etmek gerekir. Beğeniriz, beğenmeyiz ama, Yanı başımızda  cereyan eden 2. Dünya savaşına ülkeyi katmama başarısı gösterildi.

Son olarak ise 10 yıl kadar süren Irak-İran savaşı "milat" alınırsa oynak stratejinin başlangıç tarihi hakkında fikir edinmek mümkün oluyor.Arada, İran kaynaklı "Hizbullah" oluşumları ve eylemleri, İsrail'in tehdit altında olduğu propagandasını oluşturuyor.Arkadan da, Irak'ın Kuveyt'i işgali belki de tuzağı ve Körfez Savaşı, düğmeye tam olarak basışın kilometre taşı sayılıyor. Öte yandan, Afganistan ve Pakistan hezimeti sürece eklenirse, durumun çarpıklığı kendiliğinden ortaya çıkıyor.  Afganistan- Rusya savaşı ile Pakistan Afgan mültecilerden yaklaşık 3,5 milyon insan Pakistan toprakları arasına alındı ve buradan Hizbullah terör örgütü çıktı.

Önce, "Büyük Ortadoğu Projesi" sonra da, "Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi" ile enerji ve yollarını "güven" altına alma hülyasına dalan ABD'nin çirkin yüzü resmileşiyor. Bunca, can ve mal kaybı trajedisinden sonra, şimdi de, Suriye "yutulmak" isteniyor. Libya senaryosunun aynen uygulanmasına, Çok ciddi de olmasa Rusya ve Çin'in karşı çıkması bütün planları alt üst ediyor.

Üstelik, İran'ın muhtemel bir çatışmaya veya savaşa girmesinin Orta Doğu'yu barut fıçısı haline olan bölgenin patlaması peşinen kabul ediliyor.

Onun için Türk hükümeti çok dikkatli adımlar ve akıllı kararlarla Türkiye’yi sarmalayan terör ve ateşten korunabilir.

Bu yazı toplam 641 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.