Murat KARAKOYUNLU

Murat KARAKOYUNLU

Yazarın Tüm Yazıları >

Cephe

A+A-
Pekçok gelişmiş ülkede yer alan ve ülke siyasetine yön veren düşünce kuruluşlarının Türkiye’de tutunamaması ya da bir türlü istenilen sonucu alamaması gayet normal. Çünkü her dem değişen parametreler içerisinde yarına ilişkin tahminde bulunmak neredeyse imkansız.
Diğer taraftan bu gelişmelere karşı pozisyon alma yetkisine sahip herhangi biri için de, Türkiye’de görev yapmış olmak büyük bir avantaj. Zira Türkiye’de başarılı olan bir genel müdür ya da siyasetçi çok yüksek ihtimalle dünyanın her hangi bir yerinde de başarılı olabilir. Siyasi gelişmeler, yakın coğrafyadaki savaş, ekonomideki dalgalanma derken, bir yönetici ya da liderin bağışıklık kazanması gereken tüm riskler bu coğrafyada yer almaktadır. O sebeple mesela Erdoğan’ı dünya lideri olarak lanse edenlerin dayanabileceği en büyük haklılık payı, bence bu noktadır. Sıradan bir uzak doğu ülkesinde ya da kuzey Avrupa ülkesinde tecrübe edilmemiş pekçok konu bu topraklarda olağan gündem malzemesidir. O yüzden Norveç başbakanının tasarruf önerisi bisikletle işe gitmek olabilirken biz de sınır güvenliğine karşı alınan önlemlerde tasarruf aranır. O sebeple bizde tecrübe çoktur.

Türkiye’nin kronikleşmiş ve mücadele edilmesi gereken sıkıntılarını ikiye ayırmak gerekir. Birincisi geliştirilmesi gerekse de çözüldüğü anda biten sıkıntılar; sağlık ya da ulaşım gibi. Diğeri ise her dem nüksetme ihtimali olan, kronik sıkıntılar; darbe ve terör gibi.

Erdoğan iktidarının gelişim evresini geri kalmışlıkla mücadele, oligarşi ile mücadele ve iç hesaplaşma olarak kademelendirdiğimizde en büyük sıkıntının bu son aşamada olduğunu görüyoruz. Ak Parti modernleşme mücadelesini büyük bir zaferle kazandı. Oligarşik yapı ile olan mücadelesinde ise rakibini hezimete uğrattı. Ne var ki yapılması zaruri olan iç hesaplaşma bu iki zaferi de gölgelemektedir. Yapılan devrim niteliğindeki pekçok kalkınma hamlesi bu hengamede kaybolup gitmektedir.

Bu dönemde en çok dikkat edilmesi gereken konu, aslında yaşanan hengamede “araya kaynayan” oligarşik yapıya ilişkin tehlikedir. Yerel oligarşinin temsilcisi olarak diz çöktürülen Ergenekon yapısının kalıntıları kimi zaman askeriyeye kimi zaman siyasete kimi zaman ise sessizliğe sığınmak suretiyle kendini unutturmuşsa da yeniden ortaya çıkmak için zaman kolladığı aşikar.
Bu noktada Davutoğlu değişikliği ile gündeme gelen belirsizliğin çabuk atlatılmasında yarar var. Bu tarihten sonra tek hedef başkanlık rejimi sürecini kazasız belasız atlatmak olmalıdır. Rejim nasıl olacak, ne şekilde yönetilecek ya da diktatörlük geliyor tarzı kolay çözülebilir detaylara boğulmak yerine büyük resimdeki kazanca odaklanmakta yarar var. Zira büyük resimde halkın iradesinin tam anlamıyla siyasete yansıyacağı gerçeği var.

Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise iç hesaplaşma denilen kategoriyi netleştirme zaruretidir. İç hesaplaşma paralel yapı ile yapılan mücadele için değerlendirme konusu olurken Davutoğlu ile gündeme gelen görev değişikliklerini bu hesaplaşmaya konu etmek yanlış bir tutumdur. Bu tutum Ak Parti’nin ilerleyişine karşı duranların arayıp da bulamadığı bir haldir. Zira Ak Parti’nin kemikleşmiş dava bilincinde açılacak her çatlak ona karşı duranlarda onulmaz bir sevince dönüşmektedir.

Davutoğlu, Gül ya da bugün aktif olarak görev almayan her samimi dava neferi gereken saygıyı görmelidir. Aksi tutum Yeni Türkiye mücadelesine karşı duranların cephesini güçlendirmek adına bir girişime zemin hazırlar ki; her ne kadar dava bilincine sahip isimler buna müsaade etmese de gönül kırgınlıklarına yer bırakır.
Unutulmamalıdır ki Erdoğan’ın mücadelesi küçük hesaplara yer bırakmayacak kadar büyük bir mücadele haline gelmiştir.  
Bu yazı toplam 152 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.