1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. ÇERNOBİL FACİASININ İBRETLİK KALINTILARI - I
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

ÇERNOBİL FACİASININ İBRETLİK KALINTILARI - I

A+A-

Yüzyılın felaketi denebilecek Çernobil Nükleer Enerji Santrali’ne yaptığım geziye ilişkin tespit ve düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.  
O yıllarda henüz çocuk denecek yaşlarda bir gençtim. Çernobil patlamasına ilişkin duyduğumuz haberler ve anlatılanlar karşısında şaşkınlıkla bakakalıyorduk. Ukrayna’nın Pripyat şehrinde ki Çernobil santralinde yaşanan patlama sadece etrafına değil civar ülkeler başta olmak üzere tüm dünyayı korkutmaya yetecek bir sansasyon yaratmıştı. 
Çernobil 1970 yılında açılmış bir nükleer santraldi. Ukrayna'nın kuzey bölgesinde, bulunan bu santralde kaza günü dört reaktör aktif, İkisinin ise inşası sürüyordu. 
Olaydan bir gün önce 25 Nisan 1986 tarihinde şu meşhur dördüncü reaktör rutin bir bakıma girdi. Teknisyenler olası bir güç kesintisine karşı bir deney yapma niyetiyle kendi fikirleri doğrultusunda teste karar verdiler. Çok ağır sonuçları olacak bu deney için gece 23:00'da çalışmalar başladı. 
Korkunç patlamanın olduğu gün olan 26 Nisan’ın illk saatleri olan 01:23'te, deney için şartların oluştuğuna karar verildi ve düğmeye basıldı. 01:24'te ise, ters giden bir şeyler vardı. Deney için devre dışı bırakılmış güvenlik sisteminden ötürü reaktörde önlenemeyen çekirdek tepkimeleri gerçekleşti, ısı ve enerji bir anda kat be kat korkunç düzeyde yükseldi...
İşte korkunç hadiseye giden adımın başlangıcında yükselen ısının önü alınamıyordu. Artan buhar basıncının etkisiyle reaktörün tonlarca ağırlıktaki çatısını havaya uçtu. Reaktördeki zirkonyum ve grafit, yüksek sıcaklıktaki buharla karışınca, hidrojenler yanmaya başladı ve tüm santral alevler içinde kaldı. Bu andan itibaren de tüm dünyayı etkisi altına alacak olan o tarihi an gerçekleşmişti. 
Dördüncü reaktörün patlamasıyla ortaya çıkan radyasyon, Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombalarından tam 200 kat daha fazla etkiliydi. Patlamayla birlikte ilk anda etki alanı bir kilometre yüksekliğe ulaştı. İlk anda ortaya çıkan etkinin, iki metre kalınlığındaki betonu eritecek güçte olduğu ifade edildi.
Isı derecesini düşünebiliyor musunuz?
Nükleer felaket, ilk anda santralde görevli 31 kişinin anında hayatını kaybetmesine sebep olmuştu. Ancak etkisi bununla sınırlı kalmadı. Türkiye'nin de dahil olduğu yakın coğrafyada hastalık getirdi, ölüm getirdi.
En önemlisi de, nükleer enerji ile ilgili soru işaretleri getirdi.
Artan enerji ihtiyacını karşılamada oldukça ekonomik olan bu uygulamaya ilişkin akıllarda yığınla soru işareti oluşmuştu. 
İşte bendenizde Çernobil alanına adımlarken hep bunları düşündüm. Çünkü konuya ilişkin uzunca zamandır aklımda beliren soru işaretleri vardı. 
Ülkemizde Mersin’de inşasına başlanan Akkuyu Nükleer Enerji Santraline ilişkin soruların ve kuşkuların cevap bulması gerek. Konu nükleer enerji yanlısı ya da karşıtı olmak değil, konu yapılan inşanın ne derece sağlam olacağı ve orada görevli olacak personelin yeterince hassasiyete sahip olup olmadığını anlamak…
Birçok konuda zavallıları oynayan ülkemizin böylesi bir yatırıma kalkıırken ne derece hassas olduğundan emin olmak ve yaşadığımız şehre bir kaç saat mesafede inşa edilen bu santralin yakın gelecekte ya da uzak gelecekte risklere ilişkin alınan önlemlerde yeterli olup olmayacağına dair içimde ki kuşkulardan sıyrılmaktır. 
Yaşım elliyi buldu, derdim kişisel değil, daha çok yeni nesilleri etkileyecek bu yatırıma ilişkin akıllarda oluşan soru işaretlerinden arınmak. 
Çünkü adım adım Çernobil sınırlarında gezinirken 33 yıl önce husule gelen bir felaketin halen etkilerini sürdürüyor olması ve daha binlerle ifade edilen yıllar sürecek olan bu tehdide ilişkin gerekli hassasiyeti taşıyor muyuz?
Belanın üstüne koşarken “Bana bir şey olmaz“ saçmalığına inanan bir milletin evlatları arasında ciddi seçimler yapılmalı ve tehdide ilişkin tüm önlemler garanti altına alınmalıdır. 
Çernobil’de ki patlama hadisesi de orada bulunan üç beş mühendisin aralarında ki şef konumunda olan bir personelin gazına gelmiş olmaları sonucu ortaya çıkmış olması önemlidir.
Pripyat şehrinde ki dev binalar yükselen ağaçlar arasında kaybolmuş, hatta ağaç bile kesilemiyor. Ağaç kesilse odun tehdit, odun yakılsa yine tehdit, taşınsa tehdit, yaprakları, meyveleri aklınıza ne gelirse herşey tehdit…
Bir ağaçta ki ağda görüp izlediğim örümceğin kimyası ve şekli değişmiş, farklı bir yaratık ortaya çıkmış. Arzu eden okurlarım olursa mail atsınlar resmi yollayım.  
Gelecek yazımda devam edelim…

Bu yazı toplam 1130 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.