Murat KARAKOYUNLU

Murat KARAKOYUNLU

Yazarın Tüm Yazıları >

Cetvel

A+A-
Türkiye’nin coğrafi sınırları değerlendirilirken gururla söylediğimiz bir ifade var: Biz bu sınırları kanla çizdik. Bu övünülesi durum Kuzey Afrika ve Ortadoğu’nun pek çok ülkesi için söylenemez. Harita üzerine koyulan bir cetvelle sınırların belirlendiği bu topraklarda emperyalist güçler, çoğu zaman halkı ile barışık olmayan yönetimler, yönetimiyle farklı inanışlara, değerlere sahip halklar oluşturmayı başarmış; yıllardır yeşerip duran kargaşa ortamının filizini o günlerde ekmiştir. Sudan, Mısır, Suriye, Irak, Libya, Cezayir, Yemen, S. Arabistan, Ürdün, Amman gibi yirmiyi aşkın ülkenin sınırlarında cetvel müdahalesi vardır.  

Bugün Ortadoğu’da yaşanan olaylar aslında bu yadırganası masa başı operasyonların yeniden gözden geçirilmesinden başka bir şey değil. Arap baharı fitilinin bu kadar kolay ateş almasının nedeni bu temelsiz, köksüz nitelikte belirlenen masa başı sınırlar ve devletlerdir.  Süryaniler Keldaniler Aramiler Nasturiler, Mihelmiler, Araplar gibi daha sayamadığım onlarca mezhepsel, dinsel ve Irksal farklılıklara sahip toplulukların kendilerine dayatılan şartlara daha fazla razı olabilmesi mümkün olmamıştır. Bu sebeple hakim güçler, bölgede oluşan değişim enerjisinin kontrol edilemeyecek şekilde patlak vermesini engellemek için kendi değişim çözümlerini uygulamaya koymuştur. Örneğin Mısır’da yaşananlar kendi rayında ülke ve bölge yararına olacak değişime müdahale edilmesinden başka bir şey değildir. Öyle ya bir general gitmiş, bir diğeri gelmiştir.  

Bölgede yaşanan bu değişim içerisinde kabul edilemeyecek olan sınırların değişmesi değil yeni sınırların dün olduğu gibi yine sadece emperyalist güçler tarafından şekillendirilmesidir. O sebeple ne işimiz var Suriye’de içerikli bir söz, tarih, siyaset ve gelecek kaygısından uzak olmaktan başka bir şey ifade etmez. Bugün değişimin coğrafya dışından müdahalelerle şekillenmesine seyirci kalmak Arap Baharının belki bir elli yıl sonra tekrar etmesine kapı açmaktır. O sebepledir ki Ortadoğu politikalarının içerisinde yer almak şarttır. Yaklaşık dört yüzyıl boyunca bölgenin hamisi olan Osmanlı mirasçısı Türkiye’nin bu bölgede var olması, kendi açısından da bir bekâ sorunudur. Zira geleceğin Türkiye’sini de şekillendirecek bir coğrafi dönüşüm adım adım gerçekleşmektedir.
Türkiye’nin bölgede güçlü bir şekilde var olmalıdır. Bunun da en esaslı yolu milli bir duruş sergileyebilmektir. Siyaseten farklı düşünceler içerisinde olsak ta bugün artık milli birlik misyonunu üstlenmek zamanıdır. Olay  Bahçeli’nin grup konuşmasında ifade ettiği “felaketlerin sinesinden zafer türküleri çıkaran büyük Türk milletiyiz” hamasetinin ve Atatürk portresi astın indirdin mevzularını çok ötesindedir. Zaten hali hazırda hükümet, MHP’nin şu eksikti diyebileceği pek bir şey bırakmayacak kadar milli, CHP’nin Atatürk Türkiye’si diye resmedeceği kadar özgür birlik içerisinde omuz omuza yaşayamaya inanan Kürtler kadar hassas bir politika sergilemektedir.

Ankara’da yaşanan patlama bir kere daha göstermiştir ki düşmanın insafı yok ve doğrudan milli birlik ve beraberliğimize saldırmakta. Bu sebeple her ne surette olursa olsun,  dayanışma içerisinde olmak zaruret bugün. Rusya’dan ABD’ye İran’dan İngiltere’ye Fransa’dan Hollanda’ya kadar pek çok gücün hesabının olduğu bu bölgedeki gelişmeleri Türk halkı artık bir var oluş mücadelesi olarak görmelidir. O sebeple de yaşanan hiçbir gelişme siyasi bir çekişmeye kurban edilememelidir.
Bu yazı toplam 144 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.